Davutoğlu Uyardıankara

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Avrupa`daki ekonomik ve siyasi kriz derinleşirse, yeni bir ırkçılık dalgasına yol açması durumunda Avrupa`nın bütün değerlerinin yerle bir olabileceğini söyleyerek, "Buradan açık bir talimat veriyorum, bu yabancı düşmanlığına karşı seferberlik ilan edeceğiz.

Nerede bir Türk varsa, onun burnundan bir damla kan aktığında, o kanın başında, soruşturma ekibi gelmeden önce benim başkonsolosum, büyükelçim olacak" diye konuştu.

Bakan Davutoğlu, 4. Büyükelçiler Konferansı`nın açılışında yaptığı konuşmada, yılık konferansların yıllık muhasebe imkanı verdiğini, aynı zamanda gelecek planlaması ve teorik ve pratik olarak bir yılın değerlendirmesi ötesinde süreci anlamak açısından iyi bir çerçeve sunduğunu kaydetti.

Seneler önce "tarihin sonu" tezi ortaya atıldığında eleştirel bir makale yazdığını ve tarihin artık daha hızlı akacağını söylediğini hatırlatan Davutoğlu, "Şimdi her yıl, her ay, her gün tarihin çok daha hızlı aktığını görmekteyiz" dedi.

Davutoğlu, bu gidişi doğru okumayı ve akışın içinde sürüklenip gitmemeyi aynı anda yapmak gerektiğini söyleyerek, bu nedenle arada sırada durup, kenara çıkıp olanları doğru bir çerçeveye oturtmak gerektiğini belirtti. Davutoğlu, bildiği üç lisan olan İngilizce, Arapça ve Almanca`da durmak ile anlamak kelimeleri arasında bir ilişki bulunduğuna işaret etti ve tarih akarken o akışı anlamayanların, o akışta kendilerine doğru bir yer biçemeyenlerin, o tarihe kapılıp gidebileceklerini belirterek, tarih akarken arkada durup sakin ve rasyonel bir şekilde ama tarihin ritmini de tutarak bir müddet durup bakmanın ise sağlam bir duruş gerektirdiğini bildirdi.

Türk dış politikası için her şeyin söylenebileceğini ancak bir duruşunun olmadığının söylenemeyeceğini belirten Davutoğlu, Türkiye`nin her konuda bir duruşu olduğunu, her sabah bütün ekiple birlikte güneşin doğduğu andan itibaren nelerin değiştiğini, bütün dünyanın sınavdan geçtiği bir dönemde doğru yerde durup durulmadığını anlamaya çalıştıklarını belirtti.

Bakan Davutoğlu, geçen seneki konferansta "akil ülke" kavramını ortaya çıkardığını, akil ülke olma yolunda son bir yılda ciddi mesafeler aldıklarını söyleyerek, Türk büyükelçilerin de bulundukları ülkelerde akil büyükelçiler olmak durumunda olduklarını, özellikle kriz durumlarında, büyük bunalımlar dönemlerinde akil insanlara ihtiyaç olunduğunu kaydetti. Davutoğlu, son 30 yılda iki büyük deprem yaşandığını, birincisinin Sovyetler`in çöküşü ile 1989`da başlayarak, 1991`de zirveye ulaştığını, ikincisinin de 11 Eylül ile birlikte 2001`de yaşandığını kaydetti.

2011 yılında da büyük bir ekonomik ve siyasi deprem yaşanmakta olduğunu aktaran Davutoğlu, bu depremde Türkiye`nin binasının ne kadar sağlam olduğunun önem kazandığını belirtti. Davutoğlu, 1991`deki depremin galiplerinden birinin Batı blokundaki Türkiye de olduğunu, dolayısıyla mesafeler almasının beklendiğini ancak böyle olmadığını söyleyerek, 1991 depreminin yükselen değerinin demokratikleşme olduğunu ancak Türkiye`nin demokratikleşme ve insan hakları alanlarında köklü adımlar atamadığını kaydetti. Koalisyonlar, kısa dönemli bakanlıklar, ekonomik krizlerin buna neden olduğunu aktaran Davutoğlu, bu nedenle şimdiki depremin doğru okunması gerektiğini, gerekirse risk olarak tarihin akışı ile doğru eksende yürümek gerektiğini bildirdi.

Avrupa`da büyük bir ekonomik ve siyasi kriz yaşandığını hatırlatan Davutoğlu, bu krizin başta sadece finansal sanıldığını ancak zamanla hükümetleri devirerek teknokrat hükümetler kurdurduğunu aktardı. "Şimdi önümüzdeki dönemde bu teknokrat hükümetlerin ne kadar demokratik olduğu yönünde Avrupa demokrasisi büyük bir sınav veriyor" diyen Davutoğlu, Avrupa`da yaşanan depremin ırkçılığı artırdığına dikkati çekti. Davutoğlu, Almanya ziyaretindeki temaslarını anlatarak, orada 1929`daki ekonomik krizin nasıl büyük bir ırkçılığa yol açtığını hatırlattığını söyleyerek, "Şimdi de eğer bu kriz yaygınlaşır ve derinleşirse yeni bir ırkçılık dalgasına yol açması durumunda Avrupa`nın bütün değerleri yerle bir olur. Beni ürküten ve üzen sadece örgütlü bir Neo Nazi grubunun vatandaşlarımızı katletmesi değildi, bu ürküttü ama esas ürküten o cinayetler sonrasında bütün o dönemde vatandaşlarımızın her birine oğlunu, eşini ya da babasını öldürmüş olabilir kuşkusu ile bakılması ve 10 yıl soruşturmanın bu eksenle yürütülmesi" diye konuştu.

Bakan Davutoğlu, bu zihniyetin çok tehlikeli olduğunu söyleyerek, "Buradan açık bir talimat veriyorum, bu yabancı düşmanlığına karşı seferberlik ilan edeceğiz. Nerede bir Türk varsa, onun burnundan bir damla kan aktığında, o kanın başında soruşturma ekibi gelmeden önce benim başkonsolosum, büyükelçim olacak " diyerek, tek bir vatandaşın bile hiçbir ayrım gözetilmeksizin kendini sahipsiz hissetmeyeceğini kaydetti. Davutoğlu, "Devlet refleksi din, mezhep ve etnisite söz konusu olduğunda kördür, sadece vatandaşım diyerek bakar ve bağrına basar. Yabancı düşmanlığına karşı hepimizin teyakkuz içinde olması lazım" dedi.
Kaynak: AA