Çatapattan İki Çocuğun Ölmesi
Çatapat`ın çok tehlikeli olduğu belirtilip, yutan çocukların tedavi edilemediği takdirde de 4 ila 8 gün içinde ölüm meydana gelebileceği bildirildi.
Türkiye`de, son günlerde biri Malatya`da olmak üzere iki çocuğun ölümüne neden olan çatapat`la ilgili açıklama yapan Yeditepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Aydın, "Çatapat gibi patlayıcı oyuncak malzemelerinde klorat ve fosfor bulunmaktadır. Bu patlayıcı maddelerin yanlışlıkla çocuklar tarafından yenilmesinde ölüme kadar uzanan çok ciddi zehirlenmeler görülmektedir. İçeriğinde bulunan fosfor aslında canlı yaşamı için vücutta bulunmasızorunlu olan bir mineraldir. Vücuttaki dengesi hormonlarla ve böbrekler vasıtasıyla sağlanır. Ancak bilerek veya yanlışlıkla fazla miktarda alınması insanlar ve hayvanlar için son derece zehirli olmaktadır. Ortalama 70 kg ağırlığındaki bir insanda ağız yoluyla yaklaşık 70 mg fosfor öldürücü olmaktadır. Ticari olarak beyaz fosfor, sarı fosfor veya kırmızı fosfor şeklinde bulunmakta ve çeşitli patlayıcı malzeme, gübre ve fare/sıçan zehiri üretiminde kullanılmaktadır. Fosfor, sarımsak kokusunda, havayla temasettiğinde beyaz bir duman ve yeşile yakın renkte bir ışık oluşturarak yanmaya başlayan bir maddedir. Bu özelliği nedeniyle zehirlenmiş bir kişinin kusmuk ve dışkısında sarımsak kokusu ve beyaz bir duman görülmesi fosfor zehirlenmesi olduğunu düşündürür" ifadelerini kullandı
"Deri yoluyla, solunum yoluyla veya mide-bağırsak kanalından alınan fosfor kolaylıkla kana karışır. Kana karışan fosfor başlıca mide-bağırsak kanalında, karaciğerde, böbreklerde, kemiklerde, kalp-damar sisteminde ve merkezi sinir sisteminde zararlı etkilere neden olur. Fosfor, temas ettiği her türlü yüzeyde ısı ve kimyasal yanıklara yol açar. Kana karışan fosfor ise hücre zehiridir ve organlardaki hücrelerin ölmesine neden olarak organların hasar görmesine ve iflasına neden olur" diyen Profesör Aydın,açıklamasını şöyle tamamladı: "Akut olarak fazla miktarda alınan fosforla zehirlenmede başlıca üç aşama görülür. Birinci aşamada, boğaz ve midede ağrılı bir yanma hissedilir. Nefes, kusmuk ve dışkıda karakteristik sarımsak kokusu duyulur. Dışkıda ve kusmukta duman görülür. Ciddi zehirlenmede şok ve ölüm gürülür. İkinci aşamada, belirtiler kaybolur ve hastanın iyileşmeye başladığı görülür. Bu safha bir kaç gün sürebilir. Üçüncü aşamada, bulantı, kusma ve diyare tekrar görülür. Bu aşamada kan, karaciğer ve böbrek hasarı belirtilerigörülmeye başlar. Karaciğer büyümesi ve hassasiyeti, sarılık, idrar azalması, kan işeme, hiç idrara çıkamama, deride yanma ve kanama, kanda pıhtılaşma bozukluğu ve kalp durması görülür. Merkezi sinir sistemini etkileyerek nöbet geçirmeye ve komaya yol açar. Tedavi edilemediği takdirde de 4 ila 8 gün içinde ölüm meydana gelir."
Kaynak: İHA
"Deri yoluyla, solunum yoluyla veya mide-bağırsak kanalından alınan fosfor kolaylıkla kana karışır. Kana karışan fosfor başlıca mide-bağırsak kanalında, karaciğerde, böbreklerde, kemiklerde, kalp-damar sisteminde ve merkezi sinir sisteminde zararlı etkilere neden olur. Fosfor, temas ettiği her türlü yüzeyde ısı ve kimyasal yanıklara yol açar. Kana karışan fosfor ise hücre zehiridir ve organlardaki hücrelerin ölmesine neden olarak organların hasar görmesine ve iflasına neden olur" diyen Profesör Aydın,açıklamasını şöyle tamamladı: "Akut olarak fazla miktarda alınan fosforla zehirlenmede başlıca üç aşama görülür. Birinci aşamada, boğaz ve midede ağrılı bir yanma hissedilir. Nefes, kusmuk ve dışkıda karakteristik sarımsak kokusu duyulur. Dışkıda ve kusmukta duman görülür. Ciddi zehirlenmede şok ve ölüm gürülür. İkinci aşamada, belirtiler kaybolur ve hastanın iyileşmeye başladığı görülür. Bu safha bir kaç gün sürebilir. Üçüncü aşamada, bulantı, kusma ve diyare tekrar görülür. Bu aşamada kan, karaciğer ve böbrek hasarı belirtilerigörülmeye başlar. Karaciğer büyümesi ve hassasiyeti, sarılık, idrar azalması, kan işeme, hiç idrara çıkamama, deride yanma ve kanama, kanda pıhtılaşma bozukluğu ve kalp durması görülür. Merkezi sinir sistemini etkileyerek nöbet geçirmeye ve komaya yol açar. Tedavi edilemediği takdirde de 4 ila 8 gün içinde ölüm meydana gelir."
