
Baş, yaptığı açıklamada, başlangıçta Türk toplumunun büyük bölümünü coşkuyla heyecanlandıran Avrupa Birliği`ne katılım konusundaki girişimlerin son yıllarda ağır aksak giden bir seyir izlediğini, geçtiğimiz günlerde açıklanan Türkiye 2012 İlerleme Raporu’nun da sürecin hızlanmasına yönelik umut vermediğini kaydetti.Müzakere sürecinin başladığı 2005 yılından bu yana çoğu AB`den, bir bölümü ise Türkiye`den kaynaklanan sorunlar nedeniyle ivmesini yitiren tam üyelik konusundaki görüşmelerin yeniden canlandırılması ve fasılların hızlandırılmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Gizer raporla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:"Açıklanan İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi’nin, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecini hızlandıracak bir vizyon içermediğini görmekten dolayı üzüntülüyüz. Türkiye böylelikle Avrupa Birliği konusunda maalesef bir kaosun içerisine sürüklenmek istenmektedir. Yani üyelik konusunda ne önemli bir yol alabiliyor, ne de geri adım atabiliyoruz. Bizimle aynı tarihlerde müzakerelere başlayan Hırvatistan 2013 yılında AB’ye tam üye olacaktır. Bizler ise bu yöndeki gelişmeleri ancak uzaktan izleyebiliyoruz. Bu yılki İlerleme Raporu’nda, yargının işleyişi, bireysel özgürlükler, medeni ve siyasal haklar, kadın hakları, ifade ve basın özgürlüğü, seçim sistemi, kamu ihaleleri, sosyal politikalar, düzenleyici kurumların bağımsızlığı ve devlet yardımları gibi çeşitli konularda önemli eksikliklere dikkat çekilmektedir. İlerleme Raporu, Türkiye’yi insan hakları ve Kıbrıs sorununa ilişkin eleştirirken, yeni anayasa reformu çalışmaları ve ordu üzerinde sivil denetimin artırılması nedeniyle de övmektedir. Raporda en büyük handikapı ise Kıbrıs konusu oluşturmakta, Kıbrıs konusu ile ilgili Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin beklentilerini yerine getirmediği açık bir dil ile vurgulamaktadır. Raporun bu bölümüne göz atıldığında, AB’nin Kıbrıs konusundaki Yunan ve Rum beklentilerine göre oluşturduğu tutumunu aynen sürdürdüğü, adadaki Türk kesiminin mağduriyetini görmezden gelen ve Türkiye’nin Kıbrıs sorunu ile ilgili haklı tutumunu yadsıyan bir yaklaşımı sergilemekte olduğu anlaşılmaktadır. Öncelikle Türkiye’nin AB üyeliği ile Kıbrıs sorununun çözümünü ilişkilendiren bir tavrı asla kabul etmediği ortadadır. Türkiye’nin bu tavrı doğrultusunda, Kıbrıs sorununda AB’nin bir taraf olarak çözümü daha da zorlaştırıyor olması kaygılarımızı artırmaktadır. AB’nin Kıbrıs konusunda, her iki tarafın beklentileri doğrultusunda kapsamlı ve adil bir çözüme yol açacak adımların atılmasına yardımcı olmasını ve çözüme yönelik somut girişimlerde bulunmasını bekliyoruz. Raporda sorun olarak gösterilen diğer tüm konuların çözüme kavuşturulması ve bu alanlarda Avrupa Birliği’nin beklentilerine uygun yanıt verilebilmesinin ise Hükümetimizin etkin çalışmalarıyla önümüzdeki dönemde mümkün olacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki süreçte özellikle demokratik reformların birbiri ardına yaşama geçirilmesiyle bu alanda yaşanan tıkanıklık ve endişelerin zaten kendiliğinden aşılacağına inanıyoruz."Ali Gizer, Avrupa Birliği’nin, AB üyelik sürecindeki diğer ülkelere vize gibi konularda sağladığı kolaylıkları Türkiye için de ayrımsız bir şekilde uygulamaya koyması gerektiğini de belirtti.Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin önemli bir ticari ortağı olduğunu, Türkiye`nin toplam dış ticaretinin yüzde 42`lik bölümünün AB ülkelerine gerçekleştirildiğini hatırlatan Gizer, Türkiye`nin AB`nin üçüncü ülkelerle yapmakta olduğu serbest ticaret anlaşmaları sürecinde masada olmamasından kaynaklanan mağduriyetini giderecek önlemler alması gerektiğini de vurguladı. Gizer, "Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alan Türkiye’nin, Avrupa Birliği ülkeleri sıralamasında ise yedinci ülke konumunda olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. AB yetkililerinin, Türkiyesiz bir Avrupa Birliği’nin dünyada yeterince güçlü olamayacağı gerçeğini artık daha fazla gözardı etmemeleri gerekmektedir" dedi.