Filistin'de Sinema Yapmak

Sinemacı Bashar İbrahem, 60 yıl boyunca 'işgal' altında olan Filistin'de sinemanın her zaman var olduğunu, sorun ve sıkıntıların aşılması halinde Filistinli sinemacıların çok daha özgün filmler ortaya koyacağını savundu

Sinemacı Bashar İbrahem, 60 yıl boyunca 'işgal' altında olan Filistin'de sinemanın her zaman var olduğunu, sorun ve sıkıntıların aşılması halinde Filistinli sinemacıların çok daha özgün filmler ortaya koyacağını savundu. İbrahem, Filistinlilerin sinema diliyle dünyayla diyalog kurduğunu, bu noktada da sinemacıların politikacılara göre çok daha akıllı ve etkili olduğunu söyledi.
Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 17.'si organize edilen; 'Altın Koza Film Festivali' devam ediyor. Festival kapsamında Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda moderatörlüğünü Alin Taşçıyan'ın yaptığı 'Filistin'de Sinema Yapmak' konulu bir söyleşi gerçekleştirildi. Bashar İbrahem, Vicky Habib, Nasri Hajjaj ve Liana Badr'ın konuşmacı olarak katıldığı söyleşiyi Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Zihni Aldırmaz da takip etti. Katılımcılar konuşmalarını kendi ana dillerinde yaparken, etkinliği
takip etmeye gelenlere de İngilizce ve Türkçe çeviri cihazları dağıtıldı.
1948 yılından sonra Filistin'deki özgürlük mücadelesini izlemenin, kendileri açısından çok acı verici bir durum olduğunu belirten Alin Taşçıyan, uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Hrant Dink'in, "Biz de Türk bayrağı altında yaşıyoruz. Bu vatanda övünmeyi hak ediyoruz" sözünü hatırlatarak, Filistin'deki direnişi de çok anlamlı ve dokunaklı bulduklarını söyledi.

"FİLİSTİN'İN SADECE İSRAİL İLE DEĞİL ARAPLAR DA SORUNU VAR"
Filistin'de yaşanan sorunları tüm gerçekliğiyle ifade edilmesinin oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Bashar İbrahem, Filistin sinemasına bakarken de bu durumun göz önüne alınması gerektiğinin altını çizdi. Filistinlilerin yaklaşık 60 yıldan bu yana 'işgal' altında hayatlarını sürdürmeye çalıştıklarını hatırlatan İbrahem, "Filistinlilerin sadece İsrailliler ile sorunu yok ki. Filistin, aynı zamanda da Arap dünyasıyla da sorun yaşıyor. Geçmişte çok ciddi katliamlar yaşandı. Filistin, her zaman Araplarla
birlikte Müslümanların da önemli bir sorunu ancak bizim amacımız sinemayla birlikte diyalogu arttırmak ve gerçekleri ortaya koyabilmek. Bu çok önemli" dedi.

"FİLİSTİNLİ SİNEMACILAR POLİTİKACILARDAN ÇOK DAHA ETKİLİ"
Filistin'de 60 yıldan bu yana süren işgale rağmen sinemanın varlığını her zaman sürdürdüğünü belirten İbrahem, sorun ve sıkıntıların aşılmasıyla birlikte Filistinli sinemacıların daha üretici bir misyon üstlendiğine dikkat çekti. Filistin sinemasında oldukça başarılı yapıtların olduğunu, yaptıkları çalışmalarla gerek Arap dünyasından, gerekse de 'Altın Küre' gibi uluslararası arenada oldukça prestijli olan ödülleri alan Filistinli sinemacılar olduğunu dile getiren İbrahem, "Filistinli sinemacı Hamir
Alsad'ın kaleme almış olduğu senaryo 2006 yılında 'En İyi Senaryo Dalı'nda Oscar'a aday gösterildi. Bu önemli bir başarı. Düşünün Filistin'den çıkan filmler, Oscar'a aday gösterilebilecek kalitede. Filistin sineması çok güçlü ve dünyayla sinema diliyle diyalog kurabiliyor. Bana göre Filistinli sinemacılar, politikacılara göre çok daha akılı ve etkili diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

"YENİ FİLİSTİN SİNEMASINI ÇOK İLHAM VERİCİ BULUYORUM"
Filistinlilere karşı 'enteresan bir düşmanlık' olduğunu, sırf Filistinli olduğu için öldürülen insanlar olduğunu kaydeden Vicky Habib ise, bu sorunlarla doğup büyüyen bir insanın kendi kendisine; "Biz birlikte mi yaşıyoruz ya da bu büyük bir yalan mı" sorusunu sorduğunu kaydetti. Lübnanlılar, İsrailliler ve Filistinlilerin uluslararası ölçekte oynanan bir oyunun piyonları gibi durduğunu ifade eden Habib, merak ettiği sorununsa; yıllarca işgal altında yaşayan Filistinlilerin kendilerini nasıl gördüğü
olduğunu belirtti. Bugün insanların sinemayla birlikte birbirlerini yeniden keşfettiğini, birbirlerini daha iyi anladığını vurgulayan Habib, özellikle yeni Filistin sinemasını çok ilham verici bulduğunu, bunun yanında eski Filistin sinemasınınsa çok katı, çok ciddi olmasının yanı sıra savaşın yüzünü gösterdiğini ve bunun kimi Lübnanlılar tarafından 'duygu sömürüsü' olarak nitelendirildiğini söyledi. Filistin sinemasının çok hızlı ve ciddi bir gelişim süreci gösterdiğini anlatana Habib, sinemanın aynı
zamanda da Filistinlilerin mücadelesini de çok farklı bir dille anlattığını da sözlerine ekledi.

"GERÇEĞİN ACI YÜZÜYLE HER ZAMAN KARŞI KARŞIYAYIZ"
Filistinli olan Najwa Najjar da, yaşamış oldukları toprakların hiç kimseye ait olmadığını ve Kudüs'te enteresan bir yaşam öyküsü olduğunu ifade ederek, konuşmasını da şöyle sürdürdü:
"Biz duvarların arasında güzel bir binada yaşıyoruz ama tam bir gecekondu koşullarında hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Gerçeğin her zaman acı yüzüyle karşı karşıyayız. Filistin'e girdiğinizde saatlerce güvenlik kontrolünden geçiyorsunuz. Ateşkes, barış diyorlar. Ama ortada bir barış yok ki, çünkü İsrailliler barışçıl değil. Madem barış istiyorsun 17 yaşındaki çocuğa neden silah kullanmasını öğretiyorsun, ona kin ve nefretini aşılıyorsun?"
Sinema sektöründeki herkesin kendi kökenlerinin etkisinde kaldığını ve bunu beyaz perdeye yansıttığını dile getiren Najjar, sinemacıların da çok zor şartlar altında çalışmalarda bulunduğunu anlattı. Nasri Hajjaj da yapmış olduğu konuşmasında Filistin'de yaşananları anlattı ve Filistin sinemasıyla ilgili görüş ve düşüncelerini paylaştı.