Davutoğlu siyasete ısınıyor

KÜNEFECİDE DİPLOMASİ Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Tel Aviv'deki Türk Büyükelçiliği'n...




KÜNEFECİDE DİPLOMASİ 
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Tel Aviv'deki Türk Büyükelçiliği'ne Filistin asıllı birinin saldırıda bulunduğunu, referandum gezilerinin ilk durağı Kilis'te bir iftar yemeğinde öğrendi. Bakan, iftar sonrası girdiği bir künefe dükkânında yine krizle ilgili telefon trafiğini sürdürerek, Başbakan ve Dışişleri ile görüştükten sonra, elçilikte gözaltına alınan yaralı Filistinlinin serbest bırakılarak hastaneye götürülmesi talimatını verdi.

 

Geçenlerde hatırı sayılır bir Batılı siyasetçi, hayranlık mı alay mı olduğunu tam anlayamadığım bir yüz ifadesiyle dedi ki: "Dünyanın neresine gitsem, 'Ahmet Davutoğlu da birkaç gün önce buradaydı' lafını duyuyorum."
İster beğenin, ister beğenmeyin, Ahmet Davutoğlu'nun Cumhuriyet tarihinin en etkili Dışişleri Bakanı olduğuna şüphe yok. Daha bakan olmadan bile, 'komşularla sıfır sorun' ve de 'aktif dış politika' gibi fikirleri, AK Parti dış politikasına damgasını vurdu. Bakanlığı sırasında, Türkiye İran ve Ortadoğu'yla Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar yakınlaşıp, İsrail ve Avrupa'dan uzaklaşmaya başlayınca, eksen kayması tartışmaları da beraberinde geldi.
Ben de son 8 yıllık bu baş döndürücü dış politika serüveninde kâh bakanı eleştirdim, kah Türkiye'nin global profilinin yükselmesindeki rolünden dolayı övdüm.
Fakat dedim ya, beğenin-beğenmeyin, karşınızdaki adam Cumhuriyet tarihinin en etkili figürlerinden. O yüzden de Dışişleri Bakanı'nın referandum için yurt gezilerine çıkacağını duyunca gazetecilik refleksiyle atladım: Ben de, ben de!
Kahramanmaraş'tan başlayıp Kilis'e devam eden iki günlük gezi, şu zamana kadar akademisyen kimliğiyle öne çıkan Ahmet Davutoğlu'nun siyasetteki ilk ısınma turuydu. Dışişleri Bakanı genelde dikkatli cümleler kuran, teorik konuşan, nazik biri. Oysa Anadolu'da siyaset yapmak, slogan atmak, muhalefete çatmak, kalabalıkları gaza getirmek demek. Acaba tek bir düşük cümlesi olmayan uzun paragraflarla konuşan 'Ahmet Hoca', taşrada AK Parti'nin 'Evet' rüzgârını estirebilecek miydi?
36 derece Gaziantep sıcağındaki gezi, Davutoğlu'nun kişiliği ve düşünce yapısına önemli bir pencereydi. Maraş'ta din konusunda sohbet ettik. Kilis'te kahvehanede oturduk. İftarda İsrail ve?Mavi Marmara meselesini görüştük. Ve dönüş yolunda Bakan'dan İran vizyonunu dinledim, hatta samimiyetine sığınarak bu konudaki eleştirilerimi de kibarca dile getirdim.
Bu geziden aklımda kalan en önemli iki kareden biri, hayli muhafazakâr Ak Parti Kilis teşkilatının iftar yemeğinde Mavi Marmara'da olan İHH gönüllüsü Necmettin Şekeroğlu'nun heyecanı, Bakan'a "Çabalarınız için minnettarız. Bülent Bey'le de konuşuyoruz. Desteğinizi hep arkamızda hissettik. Allah sizden razı olsun" teşekkürü. Milli Görüş tabanı Bakan'a özellikle değer veriyor.
Aynı iftarda Kilislilerden şu sözleriyle alkış aldı: "Artık tarihin doğal seyrinde nehir yatağından akmaya devam edecek. Yapmak istediğimiz, Türkiye'yi tarihiyle, coğrafyasıyla birleştirmek. Türkiye bütün çevre ülkeleriyle kaynaşacak, birleşecek. Artık vizesiz buradan Suriye'ye gidebiliyorsunuz. Ama biliyorum ne istediğinizi. Pasaportlar da kalsın istiyorsunuz, kimlikle geçmek istiyorsunuz. O da olacak. Pasaporta gerek kalmadan günün birinde Kilis'ten kalkıp Beyrut'a gidebileceksiniz."
İkinci kare, iftar sonrası eşi Sare'yle birlikte Kilis'te yürüyüşe çıkan Bakan'ın, girdiği bir künefe dükkânında bir anda kendini yeni bir uluslararası krizle karşı karşıya bulmasıydı. Cep telefonunun kulaklıklarını taktı, önündeki künefe ve dondurmaya pek ilgi göstermeden, Başbakan'la ve  Dışişleri'yle konuştu.
Davutoğlu akşam durduğu kahvehanelerde halkla kolay kaynaştı. Bir 'lider' profili yok. Ancak sokakta tanınıyor, saygı ve ilgi görüyor.
Daha sonra uzun uzadıya iç politika konuşuyoruz. Sanılanın aksine, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun hangi ilçede kaç kişi topladığına kadar siyaseti yakın takip ettiğini gördüm.
Peki referandumda ne olacak, diye soruyorum. "Net bir evet çıkar" diyor?Davutoğlu. Neden 'Evet'ler artıyor?, "Konjonktürel değil. Toplumda sivilleşmeye yönelik bir talep var. Bu paket, Kanun-i Esasi'den?(1876) bu yana sivillerin yaptığı en kapsamlı anayasa paketi" diyor.