Başbakan Erdoğan, 'Açık Görüş' Programına Katıldı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Anayasa değişiklik paketine ilişkin öneriyle ilgili olarak, "Yeni gelen teklif bize çok sulandırılmış, gayrı ciddi bir teklif olarak gelmedi" dedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Anayasa değişiklik paketine ilişkin öneriyle ilgili olarak, "Yeni gelen teklif bize çok sulandırılmış, gayrı ciddi bir teklif olarak gelmedi" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kanal 24 televizyonunda yayınlanan "Açık Görüş" programına katılarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Programda, "Anayasa değişikliği paketiyle ilgili muhalefet ile polemik ortaya çıktı son günlerde, özellikle Sayın Baykal'ın önerisi ve Sayın Cumhurbaşkanına bir çağrısı oldu. Nedir son durum" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, "Önce böyle bir değişikliği niçin gerekli gördük veya böyle bir çalışma alelacele kısa bir zaman içerisinde mi başladı? Buna bu tür gerekçe getirme
gayreti içinde olanlar var. Bu çalışma aslında 2007'de, ağırlıklı olarak akademisyenler tarafından başlatıldı. Daha sonra buna hukukçular ve sivil toplum örgütleri de dahil edildi" yanıtını verdi.
14 Mart'ta süreç başlayınca askıya alma durumunda kaldıklarını belirten Başbakan Erdoğan, "Yeni döneme de girince sürekli bize davet var, çağrı var; 'Niçin bir Anayasa değişikliği yapılmıyor' şeklinde. Her şeyden önce Türkiye'de şöyle bir konsensüs oluşmuştu, o da '82 Anayasası kesinlikle değişmelidir.' Bunu kime sorarsanız sorun aldığınız cevap hep bu. 'Bu konsensüs madem var bu çalışmayı yapalım' dedik. Önce, 'Gelin bunu beraber yapalım' dedik. Parlamentoda grubu olan partilere bu çağrıyı yaptık. Fakat
bu çağrımıza ana muhalefet lideri ne yazık ki hiç yaklaşmadı. İkinci muhalefet partisi, 'Şu anda artık seçimler yaklaştı, dolayısıyla bu süreç içerisinde bu yapılmaz' dedi. Orada zaten ana muhalefet ile MHP hemen hemen örtüşüyor. O da 'Seçim sonrasına bu işi bırakalım' diyordu. Üçüncü muhalefet partisi grubu olan, onlar 'Yapılabilir, bazı bu noktada şartlarımız var' diyorlardı. Bizler baktık ki böyle bir çalışmanın içerisine girmeyecekler, çünkü Sayın Köksal Toptan'ın Meclis Başkanı olduğu dönemden de bu
noktada deneyimimiz var. Çünkü Sayın Toptan, hepsine yazılı olarak, 'Böyle bir çalışmayı yapalım' diye daveti vardı. Buna zaten ana muhalefetin verdiği olumsuz cevaplar var. O dönemde zaten bu yapılamazdı. Yani böyle bir uzlaşma komisyonunun kurulmasına Anayasa yapmak üzere zaten olumlu cevap vermediler. O zaman iş başa düştü, biz bu çalışmayı başlattık. Çalışmayı yaptık. Dedik ki, 'En azından şu anda toplumun hassasiyeti olan konular üzerinde duralım'. Anlaşılan o ki geniş çaplı bir çalışmayı
yürütemeyeceği ve parlamentodan bu işi kolay kolay çıkarmak mümkün olmayacak" şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan, bu taslağın, ana muhalefet partisine ve diğer muhalefet partilerine götürüldüğünü belirterek, "Çok enteresan burada tabii ana muhalefet partisi daha kendilerine ulaşmadan hemen Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyi ifade ettiler" diye konuştu.

"ANAYASA KOMİSYONU'NDAN BEKLENENDEN HIZLI DA GEÇTİ"
İfadelerinin muhatabının kesinlikle partilerin yöneticileri olduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan şunları belirtti:
"Yani tabanları hedef alarak konuşmuyorum. Tamamen yöneticileri hedef alarak konuşuyorum. Çünkü biliyorum ki yöneticiler de bu işin içeriğinde ne var, ne yok, bunu bilmiyorlar. Yani yukarıda ne oluyor, ne olmuyor, bunu bilmiyorlar. Bunu kabul etmedikleri gibi, 'Biz hemen Anayasa Mahkemesi'ne götürürüz.' MHP, 'Biz yeni seçilecek parlamentonun bu işi yapmasını istiyoruz.' Aynı şekilde BDP yine, 'Bizim şartlarımız var' dedi. Biz arkadaşlarımıza dedik ki, 'Gidin, teslim edin. Eğer bize cevaplarını verirlerse
biz onlardan da ayrıca istifade ederiz.' Orada yine tabii değişik STK'lardan gelen bazı öneriler oldu. Bu önerilerle beraber çalışmamızı tamamladık, bitirdik, ondan sonra da bu işi Meclis Başkanlığı'na gönderdik. Bildiğiniz gibi Anayasa Komisyonu'ndan aslında yani ufak tefek bazı şeylerin dışında bana göre başarılı bir çalışmayla, beklenenden hızlı da geçti."
Yüksek Mahkemenin üyelerinin Ankara Adliyesi'ne gelip bir derneğin daveti üzerine orada toplantı yapmalarının şık olmadığını belirten Başbakan Erdoğan, "Bu çalışmayla birlikte tabii özellikle ana muhalefet liderinin yaklaşım tarzı hiç şık değil. Şuradan şık değil diyorum, 'Öncelikle geçici 15. maddeyi ayırsınlar, onu destekleyelim, ama diğerlerini bu işe karıştırmasınlar' diye başladı süreç. Daha sonra biz bazı şeyleri ortaya koyunca bu defa şunu söylediler; 'Bu 3 maddeyi ayırsınlar. Anayasa Mahkemesi,
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ve siyasi partilerin kapatılması. Diğerlerini destekleyelim' dediler. Bunu da söylerken bir taraftan da şunu söylüyorlar, 'Bunu destekleyelim' diyorlar, ama aksi takdirde 'Anayasa Mahkemesi'ne gideceklerini' söylüyorlar. Şimdi Genel Başkan bunu söylerken bize de bir yazı gönderiyorlar. Bu yazı çok daha acayip. Yazıyı da yanımda getirdim. Yazıda ilginç olan şey şu, ilgili kısmı okuyayım, 'Teklifin kamuoyuna yansımasını öncesinde ve sonrasında CHP'nin çekince koyduğu
siyasi partilerin uyacakları esaslar ve bağlantılı maddeler ile HSYK ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısı, üyeliği, denetimi, görev ve yetkileri, çalışma ve yargılama usulü ile bağlantılı maddeleriyle ilgili -burası çok önemli- 3 ana konudaki maddelerin teklif paketinde ayrıştırılarak diğer maddelerin anayasa değişikliği teklifi olarak görüşülmesinde yarar bulmaktayız.' dediği aslında 11 maddeyi kapsıyor ve bu 11 madde ayrıca geçici 3 maddeyi de buna ilave ettiğimiz zaman 14 maddeye ulaşıyor" ifadelerini
kullandı.
"Sayın Baykal, Akşam Gazetesi'ne vermiş olduğu demeçte sanki, 'sadece 3 maddeye gelin anlaşalım' noktasına dönmüş oldu. Eğer o noktada durursa Pazartesi günü tekrar sizin ABD'ye gittiğiniz günkü noktaya dönüş olur mu" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, "Bir de şu var. O yolculuğa çıktığımız zaman söylediğimiz şey şuydu. Referandum, 'bu üç maddeyle ilgili talep ediyorsa CHP Genel Başkanı diğer maddeleri de destekleme noktasında grup başkan vekillerimiz bir araya gelsinler, Meclis Başkanımızın riyasetinde
bunun alt yapısı var mı, yasal zemin müsait ise bunu görüşebiliriz' dedik, ama dikkat ederseniz onlar konuya böyle değil, çok farklı yaklaştılar. Sayın Genel Başkan'ın daveti ilk önce kime oldu? Cumhurbaşkanı'na oldu. Konuya farklı yanaştılar. Cumhurbaşkanı'nın bu işle ne alakası var? Şu anda bu işi görüşecek olan, bunu müzakere edecek olan yer yasama organıdır, parlamentodur. Niçin Meclis Başkanı'na bu çağrı yapılmıyor da Sayın Cumhurbaşkanımıza yapılıyor. Bu Cumhurbaşkanımızı tamamen mindere çekme
çabasıdır. Cumhurbaşkanımız yasama organı kararını verdikten sonra devreye girer. Burada da böyle çirkin bir yaklaşım tarzı sergilendi. Biz bu açıklamaları yaptıktan sonra Meclise döndüler" diye devam etti.
Anayasa değişikliği konusunda CHP ile ilgili bir güven problemi olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, CHP'ye herhangi bir ön şart koşmadıklarını belirtti. Erdoğan, CHP'nin teklifinin yasal zemininin olup olmadığı, parlamento iç tüzüğünün, teklifin uygulanmasına müsaade edip etmediği yönünde görüşme yapılabileceğini söylediklerini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, ''2011 yılındaki seçimlere yeni bir anayasa temasıyla gitmeyi düşünüyor musunuz'' sorusu üzerine de, ''Şüphesiz ki adımını attığımız mini paket, bizim için önemli bir merhale, 2011'den sonra çok daha köklü bir anayasa değişikliğini milletimizden yetkiyi aldığımız zaman yaparız. Yetkiyi almak için de seçim kampanyamızın önemli bir kısmını bunun üzerine inşa ederiz" dedi.

"ANAYASA MAHKEMESİNİ KENDİ RESEPSİYON SALONU GİBİ GÖRDÜ"
CHP'nin anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi'ne götürmesi halinde tavırlarının ne olacağı yönündeki soru üzerine Başbakan Erdoğan, "Anayasa Mahkemesi'nin yetkili kurullarının içinde olan biri değilim. Bugüne kadar çok ilginç kararlar çıktı, ne olur, ne biter, onu kestirmem mümkün değil. Muhalefet acaba Anayasa Mahkemesi'ne gidebilecek imzayı toplayabilir mi, bu ayrı bir konu. Bugüne kadar CHP öyle uygulamalar yaptı, adımlar attı ki adeta Anayasa Mahkemesi'ni kendi resepsiyon salonu olarak gördü.
Cumhuriyet tarihinde bu dönemde olduğu kadar Anayasa Mahkemesi'ni rahatsız eden bir muhalefet anlayışı olmamıştır. Her konu Anayasa Mahkemesi'ne gitti. İdare çalıştırılmamak için ne gerekiyorsa yapıldı. Esastan görüşülmemesi gereken konular görüşülür hale gelmiştir. Burada üst düzeyde, Anayasa Mahkemesi'ni 'Sen yanlış yaptın' diye yargılayacak bir merci yok, Danıştay'ın, Anayasa Mahkemesi kararına göre yerindelik kararı verme yetkisi yok, yürütmenin yerindelik yetkisini Danıştay kendisinde kullanır hale
gelmiştir. Birçok atamaları ilginçtir, sürekli olarak yok farz etmiştir" görüşünü dile getirdi.
Anayasa değişikliği taslağının Pazartesi günü Meclis Genel Kurulu'nda görüşüleceğini, maddelerin tek tek oylanacağını kaydeden Başbakan Erdoğan, "CHP şunu bir kere net olarak açıklayamokıyor, burada 3 ana konu başlığı diyor, bu 11 madde ve 3 geçici maddeyi kapsıyor, toplam 14 maddeyi kapsıyor. Bu bir şark kurnazlığı değil mi, bunun bir kere açıklanması gerekiyor. Artık burada Cumhurbaşkanımızın inisiyatifine bırakılacak bir süreç var. Cumhurbaşkanımız 3 maddenin referanduma gitmesini isteyebilir, o
tasarruf Cumhurbaşkanımıza ait. Muhalefetin arzusu da böyle, referanduma gidilebilir. Bizim referanduma gidilmesinden çekincemiz yok, biz başta da söyledik, 'Gelin bunu halka götürelim' dedik. 3 madde de olsa gideriz referanduma, ama paketi 3 maddeye indiremeyiz. Başta, yola çıkmadan önce 3 maddeyi referanduma götürmek için anlaşabilirdik, yola çıkmadan önce '3 madde için halka beraber gidelim' derdik. Bunun kararını CHP ile verebilirdik. Ne yazık ki CHP buna da sıcak bakmadı, biz taslağı kendilerine
sunmadan bunu 'Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz' dediler. Yola çıktık artık, 3 maddeyi seçim sonrasına bırakmayız" şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan, MHP'nin anayasa değişiklik taslağına ilişkin tutumunu nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de MHP'nin tavrını ''kendi kendini inkar etme'' şeklinde değerlendirdiğini söyledi.

"MHP TABANI YAPILACAK DEĞİŞİKLİKLERE ÇOK ÇOK OLUMLU BAKIYOR"
MHP'nin yapılacak seçimlerden sonra parlamentoda ne kadar sandalye ile temsil edileceğinin bir garantisi bulunmadığını ve MHP tabanının referandumda parti yönetimi ile aynı düşünüp, düşünmeyeceğinin bir garantisinin olmadığını ifade eden Erdoğan, MHP tabanının yapılacak değişikliklere ''çok çok olumlu'' baktığını kamuoyu araştırmalarından öğrendiğini belirtti.