Türk Özel Sektörü Risk Yönetiminde Uzmanlaştı
Türk özel sektörünün geçmişten bugüne yaşadığı ekonomik krizler nedeniyle artık risk yönetiminde uzmanlaştığı ve bunda büyük başarılar gösterdiği belirtildi.
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı Suat Hacısalihoğlu, genelde Türkiye özelde ise bölge ekonomisinin içerdiği koşullara bağımlı değişkenlikler gösterdiğini söyledi. Artık ülkeyi yöneten hükümetlerin ekonomiyi duvara çarpmasından işçi, çiftçi, memur, esnaf, tüccar kısacası bütün toplumsal katmanlar bıkmış durumda olduğuna dikkat çeken Hacısalihoğlu "Krizlerin bu kadar yoğun olduğu ülkemizde özel sektör duruma adaptasyon sağlayarak 'Risk Yönetimi' konusunda uzmanlaşmış bir düzeye erişti. Her an krizin gölgesinde üretim yaparak katma değer sağlamak cambazlıktan başka bir şey değil. Ama Türkiye bugüne kadar bunu başardı. Krizlere aşina bir özel sektörün başarısıdır bu. Ülke ekonomisinin büyümesinde kamu payını yakın süreçte özel sektöre hızla devrediyor. Yük giderek özel sektöre geçerken bu değişimde elbette hedef yüksek başarıdır. Bunun sağlanmasının yolu özel sektörün kamu kaynakları ile desteklenmesi, istikrarlı ve güvenli bir piyasanın oluşturulmasıdır. Tüm bunların yanında kamunun özel sektörün hareket alanını kısıtlayıcı değil, genişletici bir bakış açısı sergilemelidir" dedi.
"SON EKONOMİK KRİZ SONRASI TÜRKİYE TOPARLANMAYA ÇALIŞIYOR"
Son ekonomik krize dünya ile birlikte giren ülkemizin 2008'den beri toparlanmaya çalıştığını kaydeden Hacısalihoğlu " Özellikle ABD ve Avrupa ülkelerinde krize karşı özel sektöre dolayısıyla ekonomiye kamu kaynaklarından yüksek doping uygulandı. Türkiye ise krizi teğet geçti savı ile bu tür desteklerden özel sektörü mahrum bıraktı. Bugün Türkiye ekonomisinde ortaya çıkan potansiyellerden ne yazık ki ülkemizin özel sektörü değil dopingli yabancı sermaye yararlanmaktadır. Ülkeye girmekte olan sıcak para yerli sermayeyi ya ezmektedir ya da ortağı olarak pastadaki büyük dilimi kapmaktadır. Kendi ülkemizde kendi elimizle ciddi rakipler çıkartarak yüksek rekabet içinde özel sektör can çekişmektedir. Böyle bir ortamda yaklaşık 120 milyar TL'lik bir af ile özel sektör bir yandan rahatlatılmaya, diğer yandan da ülkenin bozulan dengelerinin sağlanmasında kaynak olarak kullanılmaya çalışılmaktadır. Bu türden vergi affı uygulamaları ile batık paraların ekonomiye kazandırılmasını doğru bulmakla beraber dürüst esnafın, tüccarın ve benzeri işletmelerinde ödüllendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu hukuk, adalet, rekabet eşitliğinin gereğidir. Ülkemizde dünyadaki değişimlere paralel olarak ortaya çıkan değişimlere ayak uydurmak için özel sektörün kamu kaynakları ile desteklenmesi, yurt içi ve yurt dışı rekabette güçlendirilmesinin elzem bir hak olarak görüyoruz. Mevcut ekonomik yapılanmada varlık kesimi daha güçlendirilirken, tabandaki küçük sermaye ve üretim gurupları ile arasında oluşan uçurumun hala kapanamamış olmasının oluşturduğu sosyal tehlike ve tehdite başta hükümet olmak üzere dikkat çekiyoruz. Yığınların işsizliğe değil üretime sokulmasında mesafe alınamamış olması üzerinde düşünmeyi, çözüme odaklanmayı istiyoruz. Neticede değişimin yıkıcı değil, geliştirici olması temennimizdir" şeklinde konuştu.
"SON EKONOMİK KRİZ SONRASI TÜRKİYE TOPARLANMAYA ÇALIŞIYOR"
Son ekonomik krize dünya ile birlikte giren ülkemizin 2008'den beri toparlanmaya çalıştığını kaydeden Hacısalihoğlu " Özellikle ABD ve Avrupa ülkelerinde krize karşı özel sektöre dolayısıyla ekonomiye kamu kaynaklarından yüksek doping uygulandı. Türkiye ise krizi teğet geçti savı ile bu tür desteklerden özel sektörü mahrum bıraktı. Bugün Türkiye ekonomisinde ortaya çıkan potansiyellerden ne yazık ki ülkemizin özel sektörü değil dopingli yabancı sermaye yararlanmaktadır. Ülkeye girmekte olan sıcak para yerli sermayeyi ya ezmektedir ya da ortağı olarak pastadaki büyük dilimi kapmaktadır. Kendi ülkemizde kendi elimizle ciddi rakipler çıkartarak yüksek rekabet içinde özel sektör can çekişmektedir. Böyle bir ortamda yaklaşık 120 milyar TL'lik bir af ile özel sektör bir yandan rahatlatılmaya, diğer yandan da ülkenin bozulan dengelerinin sağlanmasında kaynak olarak kullanılmaya çalışılmaktadır. Bu türden vergi affı uygulamaları ile batık paraların ekonomiye kazandırılmasını doğru bulmakla beraber dürüst esnafın, tüccarın ve benzeri işletmelerinde ödüllendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu hukuk, adalet, rekabet eşitliğinin gereğidir. Ülkemizde dünyadaki değişimlere paralel olarak ortaya çıkan değişimlere ayak uydurmak için özel sektörün kamu kaynakları ile desteklenmesi, yurt içi ve yurt dışı rekabette güçlendirilmesinin elzem bir hak olarak görüyoruz. Mevcut ekonomik yapılanmada varlık kesimi daha güçlendirilirken, tabandaki küçük sermaye ve üretim gurupları ile arasında oluşan uçurumun hala kapanamamış olmasının oluşturduğu sosyal tehlike ve tehdite başta hükümet olmak üzere dikkat çekiyoruz. Yığınların işsizliğe değil üretime sokulmasında mesafe alınamamış olması üzerinde düşünmeyi, çözüme odaklanmayı istiyoruz. Neticede değişimin yıkıcı değil, geliştirici olması temennimizdir" şeklinde konuştu.
