Ak Parti İl Başkanı Eğinlioğlu:
AK Parti Erzincan İl Başkanı Salih Eğinlioğlu, başını istemeyerek açıp okuyan kızların gözyaşlarını sessizce içine akıttığı günlerin geride kalması gerektiğini söyledi.

"Başörtüsü yasağının Türkiye'nin gündemine ilk defa 1967 yılında girmiştir ve seksenli yıllardan bu yana yasakların artarak devam ettiğini görüyoruz. Yasağın başlamasıyla beraber yasakçıların değişik kılıflar geliştirerek, başörtüsünü türbana dönüştürdüler; Laiklikten çağdaşlığa, cinsiyetçilikten siyasi simgeye, gelecek korkularından Cumhuriyet karşıtlığına kadar her şeyle ilişkilendirilerek yasağı savundular. Din ve vicdan özgürlüğü, kılık- kıyafet özgürlüğü ve eğitim özgürlüğü zedelendiğini gördük ve yaşadık. Üniversite önünde hak arayışında bulunan kızlar bölücü, terörist gibi gösterildi. Sonraları üniversite imtihanlarına örtülü kızlar alınmayarak, başını açmayan kızlar kaderlerine terk edildi. Başını bir şekilde açarak okuyan kızlar ise gözyaşlarını sessizce içine akıttılar. Hiç kimse onların yaşadıklarını ne görmek ne de bilmek istedi. Eşi veya annesi başörtülü olan insanların bile birçok defa işten atıldığı veya ayrımcılığa maruz kaldığı zamanları hep beraber yaşadık. Bizzat başörtülü olarak öğrenci, memur, avukat vs. olmak değil, başörtülü eş hatta anne olmanın dahi cezalandırıldığına hep beraber tanık olduk. Başörtülü eşi olanların atamalarının yapılmadığı ve yüksek bürokrat olmanın bir şartının da eşin örtülü olmaması gerektiğini bu süreçte öğrenmiş olduk. 600 yıl boyunca farklı etnik, dini ve kültürel gruplarla barış içinde beraber yaşamış bir milletin torunları olarak farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşama kültürünü yeniden oluşturabilmeliyiz. Başörtüsü karşıtı olan insanlar ne kadar modern olduklarını, başlarını örtenlere hoşgörü ile davranarak ortaya koymalıdırlar. Başörtü yasağının hukuki veya laiklikle bir alakası yok. Dini inançlarla veya simgelerle bir lakası da yok. Bir iktidar pratiğidir. Egemen gücün kimde olduğunu nasıl anlarsınız? Sizin kutsalınıza saldırır. "Bak ben o kadar güçlüyüm ki, senin kutsalına bile saldırıyorum. Ve sen benim gücümü tanımak zorundasın." mantığını hissettirmek için elinden geleni ardına koymaz. Askerde konulan yasakların hepsinin mantığı, komutanın gücünün hissedilmesi içindir. Başörtü yasağında da bu böyle, aynısı hatta. Rektör okula gelen başörtülü bayanı okula almıyor, ama evine gelen hizmetçi başörtülü teyzeyi temizlik için alıyor. Başörtüsü yasağı, Türkiye açısından ayıptır. 18 senedir uygulanan bir ayıp. Bunun laiklikle ilgisi yok aslında. Üniversiteler düşünce, ifade, din ve inanç özgürlükleri konusunda yasakçı olmamalıdır. Özgürlükçü olmalıdır. Kılık kıyafet serbestliği bütün öğrencilere tanınmalıdır. Söylendiği gibi baskı da olmayacaktır, kaos da çıkmayacaktır. Saflaşma yaşanmayacaktır. Kılık kıyafeti, inancı, düşüncesi, ırkı, dini ve cinsiyeti ne olursa olsun herkesin üniversiteye girebilmesi lazım.
Üniversitede özgürlük mutlaka gerekiyor. Türbanlı bir kızı, sen türbanlısın diye dersten atma hiç kimse kendinde görmemesi gerekir. Erzincan Üniversitesi'nde, şuanda gördüğüm uyum beni son derece mutlu etmektedir; başörtülü ve diğer öğrencilerimiz el ele vermiş derslere giriyor, saygı sevgi ve hoşgörü içerisinde eğitimlerini sürdürüyorlar. Birbirimizi severek, sayarak , birbirimize hoşgörüyle yaklaşarak ve Türkiye'miz için çalışarak çocuklarımızla beraber daha güzel günler bizi beklediğine inanıyorum"
