'İnsan hakları ihlalleri bertaraf edilemiyor'
Dünyada kan ve gözyaşının dinmediğini belirten Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Yardımcısı Hanefi Bostan, 'İnsan hakları ihlalleri bertaraf edilemiyor' dedi.
Yazılı bir açıklama yapan Hanefi Bostan, 2009 yılında dünyadaki insan hakları ihlalinin bilançosuna bakıldığında Afrika'dan Irak'a, Afganistan'dan Doğu Türkistan'a, Filistin'den Çeçenistan'a kadar geniş bir coğrafyada kara bir tablo ortaya çıktığını kaydetti. Bostan, "Sivillerin sinir gazlarına maruz kaldığı, çocukların misket bombalarıyla öldürüldüğü, kadınların tecavüze uğradığı bir dünyada, insan haklarının 61. yılını sadece kağıt üzerinde kutlamaktan son derece muzdaripiz. Terör eliyle masumların
katledildiği, belediye otobüsünde dahi saldırıya maruz kalıp yaşamını yitiren vatandaşlarımızın var olduğu Türkiye'de de, insan haklarının acı bilançosu maalesef değişmemektedir. Bugün ülkemizde, sözde açılımlarla "daha fazla demokratik hak vereceğiz" diyerek, büyük kaoslar meydana getirilmektedir" ifadelerini kullandı. "Uzay çağı olarak tanımladığı günümüzde de hala, insanların en temel hakkı olan yaşama özgürlüğü medeniyetin binlerce kilometreden gelen insanlarla ve ya binlerce kilometreden gelen emirlerle gasp edilebilmektedir" diyen Bostan, Türkiye Kamu-Sen olarak, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'ne imza atan ülkeleri, insan hakkı ihlallerine karşı sessiz kalmamaya davet ettiklerini söyledi.
Hanefi Bostan, ekonomik krizin teğet geçtimediğini, krizin ekonomide etkilerinin hala sürdüğünü savunarak, "İşsiz sayısına her gün bir yenisinin eklendiği, dar ve sabit gelirlilerin haciz ve icralarla boğuştuğu devletin resmi rakamları tarafından da ortaya konulmaktadır. Vatandaşın birinci gündem maddesi olan ekonomik sıkıntıların hükümet tarafından görmezden gelmesi ve suni gündemlerle kamuoyunu meşgul etme şansı artık kalmamıştır. Türkiye'de artık gündem, ekmek kavgası ve emek mücadelesidir. Tekel işçilerine 'devletin malı deniz, yemeyen domuz' diyen Başbakan'a, memurlara 'sizin yüzde kırk altınız vasıfsızdır' diyen Bakan'a, İtfaiyecileri kadrosuz çalıştıran Belediye Başkanı'na artık halk sessiz kalmamaktır. İnsanlar; işlerine, ekmeklerine sahip çıkabilmek için sokaklara dökülmekte, eylem yapmakta, iş bırakmaktadır. Gelir adaletsizliği toplumu patlamanın eşiğinden geçirmek üzeredir" açıklamasında bulundu.
Türkiye Kamu-Sen olarak hak arama mücadelesi verenlerin yanında olacaklarını kaydeden Bostan, açıklamalarına şöyle devam etti:
"En temel hak, insanın yaşama hakkıdır. Yaşama hakkı topluma, onun siyasal örgütlenmesi olan devlete, ciddi ve ağır görevler yüklemektedir. Devlet bir yandan, insanca yaşama hakkının sağlanması için gerekli hukuksal örgütlenmesini kurarken, diğer yandan da toplumda var olan ekonomik, sosyal tüm zayıflıkları gidererek, ilkeli ve gerçek yaşama şartlarını oluşturmalı ve korumalıdır. Bunun için kanunlar çerçevesinde her türlü önlemi almak zorundadır. Devlet yaşama hakkının korunması için, hem hukuksal düzenlemeler yaparak bu hakkı güvence altına alır hem de ekonomik ve sosyal yönden önlemler alarak insanca bir hayat sağlamak için gerekli koşulları hazırlar."
Ülkemizde sosyal hayatta insan hakları konusunda büyük ilerlemeler sağlandığını dile getiren Bostan, hak ve özgürlüklerin kullanımında birçok sorunun ortadan kaldırıldığını söyledi. Bostan, aynı durumun çalışma hayatı için geçerli olmadığını belirterek, "İnsanca yaşama hakkı öncelikli olarak, kişinin kendisi ve ailesini geçindirmeye yetecek ve insanca yaşayabilecek düzeyde bir ücret alma hakkının sağlanmasıyla mümkündür. Bu seviyenin sağlanabilmesi ise ancak ücretlerin tek taraflı belirlenmesi
uygulamasından vazgeçilmesi ve istihdamda da demokrasinin kurallarının hayata geçirilmesi ile mümkündür" dedi.
Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, açıklamalarını şöyle tamamladı:
"İnsan haklarının en temel öğelerinden birisi ekonomik haklardır. Ekonomik haklarla ilgili olarak; "insanların, kendisi ve ailesiyle birlikte, insanca yaşayabileceği gelir için gerekli şartları devlet sağlar" denilmektedir. Toplu sözleşme hakkı, gerek ekonomik haklarımızı elde etmemizde, gerekse elde edilmiş haklarımızı korumada, insan haklarının, sosyal haklar bağlamında en temel hakkımızdır. Bunu istiyoruz. 21. yüzyılın başında çağdaş dünyada insan hakları konusunda gelinen nokta, 19. ve 20. yüzyıl dünyasının çok ötesindedir. Eğer çağdaşlaşmaktan söz edeceksek, insanca yaşama hakkından söz edeceksek, sendikal hak ve özgürlükleri bir tarafa bırakamayız. Küreselleşen dünyada, küresel sermayenin, çalışanların elinden insanca yaşama hakkını almaması için her çalışana kendisi ve ailesinin insanca yaşamasına yetecek kadar ücret alması hakkını vermek zorundayız. Bütün evrensel değerler, Türk memurunun toplu sözleşme ve grev hakkını elde etmesi gerektiği yolundadır. Artık zaman kalmamıştır. Türk memurunun insanca yaşaması için; bu hakkın sağlanması için; gün bugündür."
katledildiği, belediye otobüsünde dahi saldırıya maruz kalıp yaşamını yitiren vatandaşlarımızın var olduğu Türkiye'de de, insan haklarının acı bilançosu maalesef değişmemektedir. Bugün ülkemizde, sözde açılımlarla "daha fazla demokratik hak vereceğiz" diyerek, büyük kaoslar meydana getirilmektedir" ifadelerini kullandı. "Uzay çağı olarak tanımladığı günümüzde de hala, insanların en temel hakkı olan yaşama özgürlüğü medeniyetin binlerce kilometreden gelen insanlarla ve ya binlerce kilometreden gelen emirlerle gasp edilebilmektedir" diyen Bostan, Türkiye Kamu-Sen olarak, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'ne imza atan ülkeleri, insan hakkı ihlallerine karşı sessiz kalmamaya davet ettiklerini söyledi.
Hanefi Bostan, ekonomik krizin teğet geçtimediğini, krizin ekonomide etkilerinin hala sürdüğünü savunarak, "İşsiz sayısına her gün bir yenisinin eklendiği, dar ve sabit gelirlilerin haciz ve icralarla boğuştuğu devletin resmi rakamları tarafından da ortaya konulmaktadır. Vatandaşın birinci gündem maddesi olan ekonomik sıkıntıların hükümet tarafından görmezden gelmesi ve suni gündemlerle kamuoyunu meşgul etme şansı artık kalmamıştır. Türkiye'de artık gündem, ekmek kavgası ve emek mücadelesidir. Tekel işçilerine 'devletin malı deniz, yemeyen domuz' diyen Başbakan'a, memurlara 'sizin yüzde kırk altınız vasıfsızdır' diyen Bakan'a, İtfaiyecileri kadrosuz çalıştıran Belediye Başkanı'na artık halk sessiz kalmamaktır. İnsanlar; işlerine, ekmeklerine sahip çıkabilmek için sokaklara dökülmekte, eylem yapmakta, iş bırakmaktadır. Gelir adaletsizliği toplumu patlamanın eşiğinden geçirmek üzeredir" açıklamasında bulundu.
Türkiye Kamu-Sen olarak hak arama mücadelesi verenlerin yanında olacaklarını kaydeden Bostan, açıklamalarına şöyle devam etti:
"En temel hak, insanın yaşama hakkıdır. Yaşama hakkı topluma, onun siyasal örgütlenmesi olan devlete, ciddi ve ağır görevler yüklemektedir. Devlet bir yandan, insanca yaşama hakkının sağlanması için gerekli hukuksal örgütlenmesini kurarken, diğer yandan da toplumda var olan ekonomik, sosyal tüm zayıflıkları gidererek, ilkeli ve gerçek yaşama şartlarını oluşturmalı ve korumalıdır. Bunun için kanunlar çerçevesinde her türlü önlemi almak zorundadır. Devlet yaşama hakkının korunması için, hem hukuksal düzenlemeler yaparak bu hakkı güvence altına alır hem de ekonomik ve sosyal yönden önlemler alarak insanca bir hayat sağlamak için gerekli koşulları hazırlar."
Ülkemizde sosyal hayatta insan hakları konusunda büyük ilerlemeler sağlandığını dile getiren Bostan, hak ve özgürlüklerin kullanımında birçok sorunun ortadan kaldırıldığını söyledi. Bostan, aynı durumun çalışma hayatı için geçerli olmadığını belirterek, "İnsanca yaşama hakkı öncelikli olarak, kişinin kendisi ve ailesini geçindirmeye yetecek ve insanca yaşayabilecek düzeyde bir ücret alma hakkının sağlanmasıyla mümkündür. Bu seviyenin sağlanabilmesi ise ancak ücretlerin tek taraflı belirlenmesi
uygulamasından vazgeçilmesi ve istihdamda da demokrasinin kurallarının hayata geçirilmesi ile mümkündür" dedi.
Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, açıklamalarını şöyle tamamladı:
"İnsan haklarının en temel öğelerinden birisi ekonomik haklardır. Ekonomik haklarla ilgili olarak; "insanların, kendisi ve ailesiyle birlikte, insanca yaşayabileceği gelir için gerekli şartları devlet sağlar" denilmektedir. Toplu sözleşme hakkı, gerek ekonomik haklarımızı elde etmemizde, gerekse elde edilmiş haklarımızı korumada, insan haklarının, sosyal haklar bağlamında en temel hakkımızdır. Bunu istiyoruz. 21. yüzyılın başında çağdaş dünyada insan hakları konusunda gelinen nokta, 19. ve 20. yüzyıl dünyasının çok ötesindedir. Eğer çağdaşlaşmaktan söz edeceksek, insanca yaşama hakkından söz edeceksek, sendikal hak ve özgürlükleri bir tarafa bırakamayız. Küreselleşen dünyada, küresel sermayenin, çalışanların elinden insanca yaşama hakkını almaması için her çalışana kendisi ve ailesinin insanca yaşamasına yetecek kadar ücret alması hakkını vermek zorundayız. Bütün evrensel değerler, Türk memurunun toplu sözleşme ve grev hakkını elde etmesi gerektiği yolundadır. Artık zaman kalmamıştır. Türk memurunun insanca yaşaması için; bu hakkın sağlanması için; gün bugündür."
