Vücudunuzdaki Ufacik Bir Sislik Bile Kanserin Habercisi Olabilir

Vücudumuzun herhangi bir yerinde ortaya çikan sisliklerin ciddiye alinmasi gerektigini söyleyen Prof. Dr. Celaletdin Camci, “Bu sislikler yumusak doku tümörleri olabilir ve kötü huylu ise diger uzak organlara bile yayilarak genisleme egilimi gösterirler. Maalesef bu sislikler önemsenmediginde yumusak doku kanserleri son evreye gelmis oluyor” dedi.

Vücudunuzdaki Ufacik Bir Sislik Bile Kanserin Habercisi Olabilir
Adi çok yaygin olmasa da yumusak doku kanseri yillar içerisinde daha fazla yayginlasan bir kanser türüdür. Ciddi ve maalesef ölümcül kanser türlerinden biri olan yumusak doku kanseri her yastan ve cinsiyetten kisiyi olumsuz etkilemektedir. Genellikle önemsenmeyen belirtiler gösteren bu kanserin ayrica fark edilmesi çok zordur.

Iyi ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayriliyor

Yumusak doku tümörlerinin ikiye ayrildigini hepsinin kanser olmadigini söyleyen BHT Clinic Istanbul Tema Hastanesi’nden Medikal Onkoloji Uzmani Prof. Dr. Celaletdin Camci konuyla ilgili detayli bilgilendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Celaletdin Camci ilk olarak yumusak doku tümörleri ile ilgili yaptigi tanimlamada sunlari söyledi:

“Yumusak doku tümörleri vücudumuzun bag dokusu diye adlandirdigimiz, içerisinde kemik, kas gibi iskelet sisteminin de bulundugu dokulardan kaynaklanan tümörlerdir. Bu tümörler çok sayida tümörü kapsar. Yani bag dokusunu olusturan yapilar içerisindeki lifler, ligamanlar, kas, kemik ve kikirdak dokusunun her birinin birbirinden farkli tümör özellikleri ve kanser tipleri vardir. Ve genel olarak iyi ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayrilirlar. Iyi huylu tümörler genellikle lokal olarak kalmak egilimindedirler, etrafi bir kapsül ile çevrilidir, yayilma egilimi göstermezler ve uzak metastaz yapmazlar. Tespit edildiklerinde bunlari cerrahi olarak çikarilmasi ile hasta sagligina kavusur. Kötü huylu tümörler ise bunun aksine yine vücudun degisik yerlerinde sislikler ve kitleler olustururlar ama bunun yani sira kan, lenf bezi ya da komsuluk yoluyla diger uzak organlara bile yayilarak genisleme egilimi gösterirler. Bunlar için de uygulanacak olan tedavi yöntemleri de oldukça farkli yaklasimlar içermektedir.”

Ilk baslarda agrisiz oldugu için önemsenmiyor, bu yüzden tüm vücuda yayilabilir

Tüm vücudun baglarla kapli oldugunu bu yüzden de herhangi bir yerde çikan sisligin tümör olabilecegine de dikkat çeken Prof. Dr. Camci, “Vücudun herhangi bir yerinde bu sislikler ortaya çikabilirler. Çünkü vücudumuzun dis disinda her yerinde bag dokusu vardir. Dolayisiyla bag dokusunu, yumusak doku diye adlandirdigimiz yapilari ilgilendiren bütün yerlerde bu tümör gelismeleri olabilir. Genellikle vücudun bir bölgesinde bir sislik ortaya çikmasiyla baslar. Ilk baslarda agrisizdir ve eklem fonksiyonlarini bozmaz. Bu yüzden kisiler bu sislikleri çok önemsemeyebilirler. Fakat zaman içerisinde bu kitlelerin büyümesiyle, etrafina baski yapmasi ya da kemik ve sinir yapilarinda yapmis oldugu hasara bagli olarak ciddi siddette agrilarin veya fonksiyon bozukluklarinin ortaya çikmasiyla doktora gidilir. Bu sürece gelinince de artik kanserin ilerlemis evresine gelmis oluruz. Dolayisiyla vücudun normalde olmamasi gereken bir yerinde ortaya çikan bir kitlenin ya da sisligin farkina varilmasi halinde kisi alarma geçmeli ve mutlaka bir doktora gözükmelidir. Bu kitle illa kötü huylu olmak zorunda degil, ama biz bunu hekim olarak da el ya da göz muayenesi ile de anlamayiz. Bunun için daha ileri tetkiklerin gerekirse de biyopsi islemlerinin yapilmasi ve buna göre tani konulmasi gerekir” seklinde konustu.



Nüfus ve toksit madde kullanim artisi sebepler arasinda ilk siralarda

Sebepleri arasinda henüz çok net bir tanimlamanin olmadigini fakat nüfus artisina ve toksit maddelere dikkat çeken Camci, “Son yillarda kanserin her türünde bir artis var. Bu artisa bagli olarak yumusak dokuyu ilgilendiren sarkom diye adlandirdigimiz türlerde de artis var. Bunun gelisimi ile ilgili mekanizmalara baktigimizda en önemli faktörün çevre kirliligi, beslenme faktörleri ve yasam standartlarindaki bozukluklarin olusturmus oldugu vücuttaki yüklenmelerin ve vücudun da bunu tamir etme kapasitesinin bu sorunlarla bas edememesinden kaynaklanan dengesizliklerin ortaya çikardigi bir sonuç oldugunu söyleyebiliriz. Sarkomlarin da artisi bir taraftan nüfusun bir taraftan da insanlarin hayatlari boyunca toksit maddelere maruziyetinin artmasinin sonucu olabilir. Fakat spesifik olarak bir sebep ortaya koymak çok mümkün degildir. Radyasyonun artisi da ayni sekilde söz konusu. Tabi ki radyasyon sadece sarkomlarla ilgili degil lösemilerden, tiroid kanserine kadar çok fazla sayida kansere sebep olabilmektedir” seklinde konustu.



“Hastalarin yasamina hem kalite hem de süre katmak mümkündür”

Son olarak tani ve tedavi yöntemleri hakkinda da detayli bilgilendirmelerde bulunan Camci, “Her kanserde oldugu gibi özellikle yumusak doku kanserleri olan sarkomlarin hemen tamaminda hastalar radyolojik ve nükleer tipla ilgili yapmis oldugumuz tetkiklere bagli olarak ve muayene bulgulari ile birlikte evrelendirilir. 1 ve 2 gibi evreler erken evrelerdir ve bu evrelerde yapilacak cerrahi ile tümörün ortadan kaldirilmasi ile hasta sifaya kavusabilir. 3. evre lokaller evresi 4. evre ise uzak organlara metastaz yapmis evredir. Ve bu evrelerdeki tedavi yaklasimlari hastaya göre degisir. Agrili, fonksiyon kaybina veya kiriga neden olmus herhangi bir kitle ve basi söz konusu ise öncelikle bunun cerrahi olarak ortadan kaldirilmasi mümkündür. Arkasindan kemoterapi yöntemleri ile ve belli oranda radyoterapi yöntemleriyle hastaligin kontrol altina alinmasi söz konusudur. Son yillarda da akilli ilaç ve hedefe yönelik tedaviler adi altinda gelistirilen tedavi yöntemleri var. Bu yöntemlerle hastalarin özellikle bagisiklik sistemi üzerine modülasyonlar saglayarak kisinin kendi kendisini tekrar iyilestirmesini tetikleyerek tedavileri yapmak ve hastalarin yasamina hem kalite hem de süre katmak mümkün olmaktadir. Yani bu tür hastalarin tedavisi tanidan baslayarak çok sayida tip bransinin birlikte yürüttügü tedaviler bütünüdür” diyerek sözlerini sonlandirdi.
Kaynak: İHA