'ALS Hastaliginda Tedavi Iyi Yönetilmeli'

Her yil yaklasik 100 bin kisi arasindan 1 ila 2 kisiye ALS tanisi konulduguna dikkat çeken Doç. Dr. Özge Arici Düz, “ALS hastaligi siklikla 55 ila 75 yas arasi kisilerde izlenir ve erkekler daha fazla risk altindadir. Bununla birlikte ALS gelisiminde genetik yatkinlik, agir metal maruziyeti, pestisit gibi organik kimyasallara maruziyet, fiziki travma öyküsü, sigara kullanimi gibi risk faktörleri ile ilgili yapilan pek çok çalisma mevcuttur” dedi.

'ALS Hastaliginda Tedavi Iyi Yönetilmeli'


Medipol Mega Üniversite Hastanesi Nöroloji Bölümünden Doç. Dr. Özge Arici Düz, 21 Haziran Dünya ALS günü kapsaminda ALS hastaligina iliskin açiklamalarda bulundu. Doç. Dr. Özge Arici Düz, her yil yaklasik 100 bin kisiye ALS tanisi konuldugunu belirterek, “ALS hastaligi yaklasik 150 yil önce tanimlanmis, motor nöronlari etkileyen bir nörodejeneratif, kronik, nörolojik hastaliktir. Motor nöronlar istemli hareketi kontrol eden nöronlardir, bu nedenle hastalarin sikâyeti güçsüzlük sonucunda yürüme, konusma, yutma, nefes almak gibi istemli hareketleri yapamamaktir. ALS hastalarinin uyusma gibi duyusal yakinmalari olmaz. Zaman içerisinde yakinmalar giderek artis gösterir, kaslarin erimesi ile güçsüzlük daha da belirgin hale gelir. Özellikle solunum güçlügü en zorlayici sikâyetlerdir. Artan solunum zorlugu hastalarin cihazlar ile solunumunun desteklenmesini gerektirir. Isitme ve görme duyulari bu hastalikta etkilenmez. Bu nedenle hastaligin takibinde bu iletisim yollarinin daha iyi kullanmak gerekir” diye konustu.



"Genetik yatkinlik ve pestisitler risk olusturuyor"

ALS tanisi için hastadan alinan hastalik öyküsü ve nörolojik muayenenin yani sira en önemli tani aracinin elektromyografidir (EMG) olduguna deginen Doç. Dr. Özge Arici Düz, söyle devam etti: "Gerekli görüldügünde ayirici tani için kan tetkikleri, manyetik rezonans görüntüleme (MRG), beyin omurilik sivisi (BOS) incelemeleri kullanilabilir. Belirgin bir risk faktörü olmamakla birlikte bazi özelliklerin ALS hastalarinda daha belirgin oldugu bilinir. Siklikla 55 ila 75 yas arasi kisilerde izlenir. Beyaz irkta siyah irka göre daha sik izlenir ve erken yasta izlendiginde erkekler daha fazla risk altindadir. Bununla birlikte ALS gelisiminde özellikle çevresel toksinlere maruziyet belirgin olarak arastirilip etkin oldugu düsünülür. Genetik yatkinlik, agir metal maruziyeti, pestisit gibi organik kimyasallara maruziyet, fiziki travma öyküsü, sigara kullanimi gibi risk faktörleri ile yapilan pek çok çalisma mevcuttur".

"Ses bankasi sistemlerine basvurulabilir"

Doç. Dr. Özge Arici Düz, ALS’nin tedavi edilebilir bir hastalik olmadigina isaret ederek açiklamalarini su sekilde sürdürdü: "Birlikte hastalarin yasam kalitesini artirmak için destegin saglanmasi hem hasta hem de hasta yakini için önemlidir. ALS tanisi sonrasi hastanin ve hastaligin mümkün oldugunda büyük bir ekip tarafindan multidisipliner degerlendirilmesi önerilir. Bu ekibin içerisinde nörolog, konusma terapisti, fizyoterapist, beslenme uzmani, solunum terapisti, psikolog gibi uzmanlarin yer almasi uygun olacaktir. Ilaç tedavisine ek olarak fizik tedavinin ve diger rehabilitasyon tedavi basamaklarinin uygulanmasi hastaligin yasam kalitesini belirgin olarak etkiler. Konusma terapistleri ile konusmanin uygun olarak devam ettirilebilmesi için solunum ve konusma teknikleri için hastanin yönlendirilmesi önemlidir. Ses bankasi sistemi de hastalarin basvurabildigi ve son dönemde belirginlesen konusma destek yöntemlerinden birisidir".

"Hastanin kendisini kolay ifade etmesine yardimci olun"

ALS hastalarinin rahat konusabildikleri anlarda seslerini kaydetmelerini öneren Doç. Dr. Özge Arici Düz, “Genel olarak hastalarin yavas konusacagi yakinlari tarafindan bilinmeli, hastaya konusmasi için yeterli süre taninmali ve acele ettirilmemelidir. Yüz yüze iletisim her zaman bu hastalar için daha degerlidir. Hasta iletisim kurulurken yavas konusulmali ve hastaya cevap vermesi için süre taninarak iletisim kurmasina yardimci olunmasi tercih edilir. Cevabi evet veya hayir olan sorularla iletisim hastanin daha kolay cevap vermesini saglayacagi için önerilir. Ilerleyen dönemlerde ses yükselticiler, elektrolarenks gibi alet yardimli konusma bir alternatif olarak düsünülmelidir. Ancak en basit yöntem, kalem ve kâgit iletisim için iyi bir alternatiftir. Alfabe tahtalari da benzer sekilde hastanin kendisini ifade etmesi için basit ancak önemli çözüm araçlarindandir. Hastalar tarafindan tedavi sürecinde sorulan pek çok soru vardir. Tedavi yöntemleri, kullanilacak ilaçlar, kendisi için yapabilecekleri, hastaligin ilerleme süreci gibi pek çok soru hasta tarafindan cevaplanmasi beklenen sorulardandir. Tedavi yöntemleri arasinda ilaç tedavisi ile birlikte rehabilitasyonun varligi hastaligi sonlandiramasa da hastalarin daha uzun süre bagimsiz kalabilmelerine olanak saglar” ifadelerini kullandi.
Kaynak: İHA