Obezite Ömrü On Iki Yil Kadar Kisaltiyor
Baskent Üniversitesi Adana Turgut Noyan Uygulama ve Arastirma Merkezi Genel Cerrahi Ana Bilim Dali Ögretim Görevlisi Dr. Serkan Erkan, obezite cerrahisinin tam donanimli ve alt yapisi güçlü merkezlerde, alaninda uzman hekimler tarafindan yapilmasi gerektigini bildirdi.

Obezite tedavisinin birçok asamasi oldugunu belirten Ögr. Gör. Dr. Erkan, "Hastalar öncelikle cerrahi haricinde yöntemlerle tedavi edilmeye yönlendirilmeli. Kendileriyle ilk konusma tarzimiz ve yaklasimimiz da bu yönde oluyor. Hastalarin muhakkak diyet geçmislerini, yasam tarzi degisikliklerini yapip yapmadiklarini, bununla ne kadar ugrastiklarini sorguluyoruz. Hastalari degerlendirdigimizde de eger bu asamalari geçmisse, obezite vücudundaki diger saglik problemlerini tetikleyerek daha ciddi sikintilara yol açiyorsa, vücut kitle indeksine göre cerrahi endikasyonu olan obez grubuna giriyorsa, tedavisi için bunun gerekliligini hastalarimiza anlatarak; obezite cerrahisine onlari yönlendiriyoruz” diye konustu.
Obezite cerrahisinin en çok kullanilan yöntemleri hakkinda da bilgi veren Ögr. Gör. Dr. Erkan, “Bunlarin en basiti ve ilk olarak siralayacagimiz, halk arasinda tüp mide olarak bilinen Sleeve Gastrektomi ameliyati. Dünya üzerinde su an obezite cerrahisi; bariatrik cerrahi ameliyatlar arasinda en sik yapilan ve özellikle ABD’de ilk siralarda yer alan bir ameliyat çesidi. Bizim ülkemizde de hatiri sayilir düzeyde Sleeve Gastrektomi yapilmakta ancak Sleeve Gastrektomi haricinde Gastrik Bypass (Mini Gastrik Bypass ve RNY Gastrik Bypass) çesitleri ve Duodenal Switch ameliyati da uygulanmakta olan bariatrik yöntemlerdir. Bu ameliyatlarin rehberlere girmis ve su an için uygulanan obezite cerrahisi yöntemleri oldugunu söyleyebiliriz. Her hastaya ayni cerrahi yöntemi uygulamiyoruz. Ameliyatlari tercih ederken; hastalarin vücut kitle indeksi, yeme aliskanliklari, obeziteye bagli olusmus yandas hastaliklar bizim için önem arz ediyor. Hangi hastaya hangi yöntemi uygulayacagimiza; hastalarin detayli anamnezlerini alarak, muayenelerini ettikten sonra karar veriyoruz. Tüm verileri önümüze koyarak dogru ameliyat teknigini belirliyoruz. Anamnez ve muayene bulgulari bizim için çok önemli."
Vücut kitle indeksi, cerrahi gerekliligi belirliyor
Ögr. Gör. Dr. Serkan Erkan, “vücut kitle indeksi” degeri (KG/M2) 35 ve üzeri olan, obeziteye bagli yandas hastaligi ya da hastaliklari olan kisiler artik bizim için cerrahi endikasyon yani cerrahi gereklilik sinifina giren ilk hasta grubu oldugunu belirterek, "Bu yandas hastaliklar, diyabet, hipertansiyon, kemik eklem rahatsizliklari olabildigi gibi, bunlarin haricinde kardiyak veya solunumsal fonksiyonlarda meydana gelmis hastaliklar da olabilir. Cerrahi yöntemlere basvurulmasi için 35 degerine ulasan hastalarin böyle bir yandas hastaliginin da olmasi belirleyici oluyor. Vücut kitle indeksi 40’in üzerine çiktiginda yandas hastalik olsun ya da olmasin bu hastalarda cerrahi endikasyon yani cerrahi gereklilik doguyor. Bu hastalarimizi ameliyat ediyoruz. Vücut kitle indeksi 35’in altinda olan hastalara daha çok endoskopik yöntemlerle, hastanin diyet ve yasam tarzi aliskanligi degisikliklerini destekliyoruz. Ancak deger 35’in üstüne çiktiginda bu hastalari artik cerrahiye dogru yavas yavas yönlendiriyoruz” dedi.
Uzman bir ekip yapmali
Obezite cerrahisinin tam donanimli hastanelerde yapilmasi gerekliliginin altini çizen Ögr. Gör. Dr. Serkan Erkan söyle devam etti:
“Hastalar baslarina gelebilecek hadiselerden dolayi ameliyattan korkuyorlar. Midelerini saglikli bir organ olarak görüyorlar. Bu organlarinin bir kismini kaybedeceklerini biliyorlar. Bu yüzden de ameliyatin ne kadar gerekli oldugu konusunda onlarla karsilikli diyalogumuz ve konusmalarimiz oluyor. Hatta hasta yakinlari özellikle hastalarin ameliyat olmalarini istemiyorlar. Biz de onlara bu ameliyatin gerekliligini ifade ediyoruz. Midelerinin saglikli ancak kendilerinin sagliksiz oldugunu anlatiyoruz. Daha önce de bahsettigim gibi vücut kitle indeksi 35’in üzerindeki hastalarda, yasla beraber yandas saglik problemleri de günden güne artiyor. Hastalar artik bize sadece kilo problemi ile degil obeziteye bagli; solunum sikintisi, nefes darligi, efor kapasitelerinin kisitlanmasi, insülin dirençlerinin artmasi, tansiyon gibi problemlerle geliyorlar. Obezite gerçekten yandas hastaliklarla beraber bir çig gibi giderek büyüyen bir hastaliklar toplulugu olarak karsimiza çikiyor. Bu sebeple de bu hastalarin muhakkak tedavi olmasi gerektigini ifade ediyoruz. Hastalar ameliyatlarini tam donanimli merkezlerde, alaninda uzman bir ekiple olursa cerrahi müdahale sonrasi olusabilecek komplikasyonlardan korkmamalari gerekiyor. Bizim hastane olarak alt yapimiz çok güçlü ve bizler de yaptigimiz isin pesindeyiz, güçlü bir ekiple siki takibini yapiyoruz. Hastanemizde 24 saat esasina dayali çalisan Gastroenteroloji, Girisimsel Radyoloji, Endokrinoloji ve Psikiyatri gibi birçok merkezde bulanmayan uzman hekim kadrosu ve üst düzey ekipman ve donanimli yogun bakimimiz mevcut. Olusabilecek komplikasyonlar bizi korkutmuyor. Aldigimiz tedbirler, kullandigimiz aletler ve merkezimizin güçlü altyapisi sayesinde ciddi problemler olusmuyor ve hastalarimizi saglikla evlerine gönderebiliyoruz."
"Cerrahi sonrasi hastalar yakindan takip edilmesi gerekiyor"
Obezite cerrahisinin kesin bir çözüm olmamakla birlikte en az 18 ay ile 24 aya kadar hastalara bir avantaj sagladiginin altini çizen Ögr. Gör. Dr. Serkan Erkan, “Ameliyat sadece bize zaman kazandiriyor. Hastalar uzunca bir süre, yaklasik 18 ay kisitli beslenebiliyorlar. Aslinda yapmak istedigimiz, bu sürede hastalarin yeme aliskanliklarini ve yasam tarzlarini degistirmelerini saglamak. Cerrahi öncesi hastayla ilk görüsmemizde; kendilerine yapacagimiz ameliyat ile yemelerini sinirlandiracagimizi, bu sinirlamanin onlara bir süre kazandiracagini ifade ediyoruz. Hastalarimiz bu sürede yasam tarzlarini ve yeme aliskanliklarini degistirmezler ise kilo alimi tekrar baslayarak, ikinci bir ameliyat önermemiz gerekebiliyor. Bu durum bizim istemedigimiz bir sey ve hastalarimizi ameliyata iyi hazirladigimiz için sik karsilasmiyoruz. Açikçasi hasta süreci kabullenerek karsimiza geliyor ve sonrasi için de psikolojik olarak hazirlikli oluyor. Cerrahi sonrasi takip, obezite alaninda uzmanlasmis bir ekiple yönetiliyor. Baskent Üniversitesi Adana Turgut Noyan Uygulama ve Arastirma Merkezimizde Endokrin ve Metabolizma Uzmanlari, Bariatrik Diyetisyenler, Psikiyatristler ve Psikologlar ile birlikte çalisiyoruz. Tek basimiza hastanin midesini küçültmek ya da mide bagirsak sisteminde yaptiginiz degisikliklerle bu hastalikla basa çikamayacagimizi biliyoruz. Ciddi bir ekibinizin olmasi gerekiyor. Ameliyat sonrasi süreç, bizim için ameliyat öncesinden daha da degerli. Basarili bir sonuca ulasabilmek için, operasyon sonrasinda da ciddi bir ekiple hastalarin takiplerini yapiyoruz ve hastalarda yanlis giden bir seyler varsa onlari düzeltmeyi hedefliyoruz" dedi.
"Genetik faktörler olsa da birçok sebebi var"
Ögr. Gör. Dr. Serkan Erkan, obezitenin genetik faktörlere bagli olmakla birlikte, günümüzde obeziteyi arttiran unsurlarin en basinda yanlis beslenme aliskanliklari geldigini vurgulayarak sunlari kaydetti:
"Sehirlesmenin artmasi, insanlarin daha küçük yerlerde yasamaya ve daha çok çalismaya baslamasi, düzenli beslenecek ve spor yapacak kadar zamanlarinin olmamasi gibi nedenlerin hepsi bu sorunu tetikliyor. Ailesel bir obezite varsa bu sorunu yasama ihtimalimiz yüksek olmakla birlikte çevresel faktörler su an için biraz daha ön planda gibi duruyor. Teknolojinin artmasiyla birlikte baslayan hareketsiz yasamin, maalesef obeziteyi ergenlik döneminden daha asagi, daha düsük yas gruplarina kadar indirmis durumda. Cerrahi uygulama yasi olarak, dünyanin kabul ettigi durum, eger hastanizin performansi bu ameliyati tolere etmeye yeterliyse, yas gözetmeksizin bu ameliyati uygulayabilirsiniz seklinde. Elbette ki cerrahi müdahale öncesinde ilgili branslar olan; endokrinoloji, gögüs hastaliklari, kardiyoloji, çocuk hastaliklari, psikiyatri ve anestezi uzmanlarindan bu ameliyati yapabilirsiniz yönünde onaylarini almak gerekiyor. Multidisipliner olarak çalismak sart. Obezitenin gerçekten bir hastalik oldugunu ve bu hastaligi tedavi etmek gerekliliginin önceligimiz oldugunu, topluma iyi anlatmamiz gerekiyor. Obezite ve bagli gelisen saglik sorunlari bir hastanin ömrünü yaklasik on iki yil kadar kisaltiyor. Cerrahi bir asamaya gelindiyse, iyi merkezlerde yapilacak olan obezite ameliyatindan hastalarimizin korkmamasi gerekiyor."
