Trafikte Öfkeden Kaçinma Önerileri

Öfke ve siddet günlük yasami olumsuz etkiliyor, insanlari mutsuz kiliyor. Öfke ve siddetin en yaygin olarak görüldügü yerlerden biri de trafik. Uzmanlar, basta trafik olmak üzere günlük olaylarda öfkeyle basa çikabilmek için kiskirtici bir iletisime girmekten kaçinma ve çatismanin alevlenmesinin önüne geçme uyarilarinda bulundu.

Trafikte Öfkeden Kaçinma Önerileri
Insanlarin, günlük hayatta en çok zorlandigin seylerin basinda öfke kontrolü geliyor. Günlük hayattaki anlasmazliklar ani öfkeyle kavgaya dönüsüyor. Bazi kavgalar büyümeden sona ererken, bazilari ise adli vakalara dönüsebiliyor. Uzmanlar, böyle durumlarda olaylara sakin ve serin kanli bakilmasi gerektigi konusunda uyariyor. Yasar Üniversitesi Insan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Ögretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Çetinkaya, "Bizler tehditlere karsi içgüdüsel olarak öfke tepkileri üretmeye yönelik biyolojik bir donanima sahibiz. Saldiriya ugradigimizda savasmamiza ve kendimizi savunmamiza izin veren bu saldirgan tepkiler bireyin yasamina hizmet etmesi bakimindan da gerekli. Öte yandan, bizi rahatsiz eden veya sinirlendiren her kisiye veya nesneye fiziksel olarak saldiramayiz; yasalar, sosyal normlar ve sagduyu, öfkemizin bizi ne kadar ileri götürebilecegine dair sinirlar koyar. Öfke biyolojik ve psikolojik maliyeti yüksek bir duygu durumudur. Bireyin biyopsikolojik denge durumunu bozar, öfkenin yasamin bir parçasi haline gelmesi kalp ve damar hastaliklari ve kaygi ve stres bozukluklari, dürtüsel öfke patlamalari gibi saglik sorunlarina zemin hazirlar" dedi.



“Öfkenin kurbani olmayin”

Günlük hayatta en fazla gerginligin trafikte yasandiginin vurgulayan Çetinkaya, “Özellikle geçirdigimiz pandemi sonrasi toplumsal gerginligimiz artmis durumda. Daha duyarli olmaliyiz. Bir anlik öfkenin kurbani olmak bizi hem manevi hem de maddi yönden yipratabilir. Öncelikle serinkanliligimizi korumaliyiz” diye konustu.



“Trafikte didismeyin

Trafikte mümkün oldugunca kiskirtici diyaloglardan kaçinmamiz gerektigini belirten Prof. Dr. Çetinkaya, söyle konustu: “Elestirildiginizde savunmaya geçmeniz dogaldir, ancak savasmayin. Öfke durumlarinda akliniza gelen ilk seyi söylemeyin, yavaslayin ve ne söylemek istediginizi dikkatlice düsünün. Ayni zamanda, diger kisinin söylediklerini dikkatlice dinleyin ve cevap vermeden önce acele etmeyin. Belirli bir tartismanin kontrolden çikmasina izin vermeyin. Unutmayin ki insanlar büyük kavgalara aslinda diger araç trafikte önünü kestigi için degil asagilandiklarini, haksizliga ugradiklarini hissettikleri için tutusuyorlar. Dolayisiyla, karsinizdaki bireyin benlik bütünlügünü tehdit edecek asagilayici ve örseleyici bir dilden kaçinin. Sakinliginizi korumak, öfkenizi yapici ve saygili bir dille ifade etmek durumun felakete dönüsmesini engelleyebilir."

“Kendinizi bir dis göz ile izlemeyi ögrenin”

Trafik harici günlük hayatta da gerginlikler yasandigini belirten Prof. Dr. Çetinkaya, “Öfkeli insanlarin asil mesajlarinin ‘Isler benim istedigim gibi gitmeli’ düsüncesi oldugunu kolaylikla görebilirsiniz. Öfkeli insanlar kurallari siklikla kendileri için esnettikleri bir psikolojik dünyada yasarlar. Onlara göre toplumsal yasami düzenleyen kurallar daha çok baskalarinin uymalari için konulmustur, kendilerini bu kurallar dünyasindan hariç tutarlar. Bu dünyada onlar hep haklidirlar ve isler istedikleri gibi gitmediginde bunu benliklerine yönelik ciddi bir tehdit olarak algilama ve öfke patlamalari yasama egilimindedir. Bu noktada önerim, durup onlardan biri olup olmadiginizi düsünmeniz olacaktir. Bunu yaptiginizda öncelikle kendiniz hakkinda bir farkindalik kazanabilir, kizdiginiz seylerin aslinda çogu zaman ne kadar önemsiz ve mantiksiz seyler oldugunu, dünyayi nasil yasanmaz bir yer hale getirdigini daha iyi anlayabilirsiniz” sözlerine yer verdi.
Kaynak: İHA