Yasanabilir Bir Dünya Için Toplandilar

Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) ev sahipliginde gelerek iklim degisikligi ile ilgili sorunlarinin gündeme alindigi “Sürdürülebilir ve Yasanabilir Bir Dünya Için Biyoekonomi Çalistayi” düzenlendi.

Yasanabilir Bir Dünya Için Toplandilar
Günümüzün en büyük problemlerinden olan çevre-su-toprak-hava kirliligi, küresel isinma ve sera gazlarinin yayilimi sonucunda olusan iklim degisikligi ve sürdürülebilirlik kavramlari tüm yönleriyle ele alinacagi “Sürdürülebilir ve Yasanabilir Bir Dünya Için Biyoekonomi Çalistayi” Manisa CBÜ ev sahipliginde basladi.

Çalistayda akademisyenler, arastirmacilar, kurum ve sanayi temsilcileri bir araya gelerek iklim degisikligi ile ilgili sorunlari gündeme alacak. Öte yandan katilimcilar tarafindan bugüne kadar yapilan çalismalar ve deneyimler paylasilarak mevcut durum hakkinda degerlendirmelerde bulunulacak.

Çalistay sonucunda da ortak bir eylem planinin ortaya konmasi ve genis kitlelerde farkindalik olusturularak bu sorunlara çözüm üretebilecek bir platform kurulmasi amaçlaniyor.

“Iklim Degisikliginin Gida ve Tarim Alanindaki Mevzuatlara Etkisi”, “Global Düzeyde Sürdürülebilirlik ve Biyoekonomi” ve “Iklim Degisikliginin Çevre ve Enerji Arastirmalari Üzerine Etkileri” gibi konularin ele alindigi çalistayin birinci günü düzenlenen törenle basladi.



“Ileriye dönük kaliteli bir mirasi birakamiyoruz”

Çalistayin açilis konusmasini yapan Manisa CBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ataç, “Içinde yasadigimiz dünyaya baktigimiz zaman hakikatten her türlü imkanindan yararlandigimiz, yasam boyu kalitemizi arttirmak üzere onun bize sundugu firsatlari degerlendirdigimiz dünyamizi ve içindeki canlilari gerek sanayi gerek çevre gerekse bizim kullanim aliskanliklarimiza bagli olarak biraktigimiz izlerle ileriye dönük kaliteli bir mirasi birakamiyoruz. Gerek sehir yasaminin getirdigi gerekse de modern yasamin getirdigi küresel yaptirimlar, bazen de dayatmalar bizim gelecek nesillere kaliteli bir dünya mirasi birakma noktasinda pek de basarili olmadigimizi, olamayacagimizi göstermekte. Bu baglamda üniversitelere düsen görevlerin en basinda gelen akademik egitim ve ögretimle beraber gelisen ve küresel ölçekte meydana gelen tüm boyutlara kendini bigane hissedip yabanci kalmak yerine süreçte alabilecegi pozisyonla gelecek nesillere insanliga kaliteli bir miras birakabilmenin görev ve sorumlulugu içerisinde yasadigimiz iklim degisikligi ve buna bagli olarak tarimda yasanabilecek ürün, desen çesitliligi, buna bagli olarak gelecek insanlarin ekosisteme uyum saglayabilmesi noktasinda sarf edecegimiz çabalar bunlarin tamami üniversitelerin topluma karsi bir sorumlulugu olarak bildigimizden dolayi çalistay için 3 ay öncesinden çalismalarimizi yaptik. Platformu biz olusturalim, sinirlar çerçevesi içinde akademisyenler, bilim insanlari o sinirlarla sinirli kalmasinlar, özgün fikirlerini özgür fikirlerini ortaya koysunlar. Bu özgün ve özgür fikirlerden çikacak neticeyi biz toplumumuzun istifadesine sunalim istedik” dedi.

Geçtigimiz yila oranla yüzde 16 daha az yagis aldigimizi vurgulayan Ataç, “Geçen yila göre yüzde 16 oraninda daha az yagis topraklarimiza düsmüs. Yaratici bizden tedbir almamizi istiyor. Bu anlamda çalismamizi istiyor. Verilen imkan ve firsatlari sorumsuzca kullanmamizi istiyor” diye konustu.



“2050 yilina kadar tarimsal üretimin yüzde 25 ile 50’si arasinda bir azalma olacagi öngörülüyor”

Rektör Ataç’in ardindan bilgilendirmelerde bulunan çalistayin Oturum Baskani Doç. Dr. Umut Burak Geyikçi, “Bu küresel isinmada yaptigim bir arastirmada 1 derecelik isinmadaki artisin bugday üretiminde yaklasik yüzde 6 oraninda azalttigi, misirda yüzde 7.4 oraninda bir azalmaya neden oldugu ve ya pirinçte yüzde 3,2’lik bir azalma gördük ki, 2050 yilina kadar önlem almazsak yaklasik 3 derecelik bir isinmayla dünyadaki toplam tarimsal üretimin yüzde 25 ile 50’si arasinda bir azalma olacagi öngörülüyor. Bu anlamda 3 ürün çok etkileniyor. Bunlardan bir tanesi üzüm. Üzüm de Manisa’nin gurur kaynagi” ifadelerini kullandi.

“Iklim degisikliginin getirdigi etkilerden dolayi mevzuat degisikligine gittik”

Çalistayda açiklamalarda bulunan Manisa Tarim ve Orman Müdürü Metin Öztürk, “Biyoekonomi kavraminin içerisinde son yillarda en çok tartisilan sürdürülebilirlik. Sürdürülebilir olmak hakikatten artik üretimin ilk basinda planladigimiz is. Bizler de proje üretirken sürdürülebilirlik kavramini en temele koyduk. 1 kilogram sebze için 322 litre su, 1 kilogram et için 8 bin 376 litre su harciyoruz. Dolayisiyla bütün bunlari bilerek yapacagimiz yeni çalismalarda yeni teknolojilerde biyoteknolojide bu bilgileri referans alan ve bu bilgilerle yapacagimiz mevzuat düzenlemeleri bu referanslar üzerinden olmak zorunda. Biz dünyada tüketilen suyun yüzde 73’nü tarimda kullaniyoruz. Bu dünyada yüzde 71, bizde yüzde 73 oraninda. Dolayisiyla en fazla su tüketen sektör tarim. Biznden sonra sanayi yüzde 10-18 civarlarinda. Dünya kaynaklarini üretirken en çok kullanan sektör tarim olarak, mevzuat olarak çok önemli sorumluluklar düsüyor. Mevzuatlar da artik sekilleniyor. Biz Tarim ve Orman Bakanligi olarak hiçbir zaman yetersiz yagistan dolayi desteklemede bulunmamistik. Ama bu yil Türkiye’de yetersiz yagis ve kurakliktan dolayi bir destekleme yaptik. Bundan da Manisa olarak 8 ilçemiz 735 mahallemizi faydalandirdik. Iste bize iklim degisikliginin getirdigi etkilerden dolayi mevzuat degisikligine gittik” diye konustu.



“Manisa’da üreticiler daha az su tüketen ürünlere yöneldi”

Manisali üreticilerin misir gibi çok su tüketen ürünler yerine daha az su tüketen ürünlere yöneldigini belirten Manisa Ticaret Borsasi Baskani Sadik Özkasap, “Su kaynaklarimizi güvence altina almadigimiz takdirde tarima dayali potansiyelimizde sürdürülebilir olamayiz. Manisali üreticilerimiz ve isletmelerimiz de suyun kiymetinin farkindalar. Suyun kullaniminda da esasinda sondajlarla suyu yer altindan çektigimiz zaman suyun da aslinda maliyeti yüksek bir kaynak olarak görüyoruz. Manisa’da artik su potansiyeline göre üretim potansiyeli yapilmaya ve daha az tüketen ürün ve üretime yönelmeler de basladi.

Biz 3 yildan beri daha az sula daha fazla yer sulayalim diyoruz. Çünkü yillara baktigimiz zaman kurakligi görmeye basladik. Onun için bu kapali basinçli su sistemlerinin önemini de her firsatta dile getiriyoruz. Son yillarda misir üretiminde ülkemiz ciddi bir sekilde ithal misir getiriyor. Ama bundan sonra herhalde biraz daha fazla gelecek. Misir üretimine göre daha az su kullanilan pamuk üretimine geri dönüsleri görmemiz bir örnektir. Manisa 2021 yilinda yüzde 35,44 pamuk artisi gerçeklestirdi. 2022’de de buna yüzde 20 daha bir pamuk üretimi artisini olabilecegini görüyoruz. Misir diger ürünlere göre çok daha fazla su çektigi için pamuga bir yönelme var. Bu da suyun daha az kullanilmasina sebep verecegi inancinda üreticilerimiz” ifadelerini kullandi.

Konusmalarin ardindan Manisa Tarim ve Orman Müdürü Metin Öztürk, Manisa CBÜ Tip Fakültesi Ögretim Üyesi Prof. Dr. Cevval Ulman, Manisa CBÜ Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Ögretim Üyesi Dr. Hilal Betül Kaya Akkale, Uluslararasi Tarimsal Arastirma ve Egitim Merkezi Müdürü Tuncay Topdemir ve Manisa Ticaret Borsasi Baskani Sadik Özkasap tarafindan sunumlar yapildi.

Ikinci gününde “Gida ve Tarim”, “Enerji Kaynaklari”, “Kutup ve Deniz Arastirmalari”, “Çevre ve Sehircilik”, “Saglik, Sosyal ve Toplumsal Hayat”, “Hayvan Sagligi ve Biyoçesitlilik” olmak üzere alti çalistay gurubu olusturulacak olan ikinci günde de tartisilan konularin detaylari ve alinan kararlar raporlanarak gün sonunda panelle birlikte sonuç raporu seklinde sunulacak.

Öte yandan çalistaya Manisa Valisi Yasar Karadeniz, Manisa Büyüksehir Belediyesi Genel Sekreter Yardimcisi Ali Öztozlu, Manisa Il Emniyet Müdürü Ömer Uslusoy, Yunusemre Belediye Baskan Yardimcisi Sule Uygur da katilarak destek verdi.
Kaynak: İHA