Trabzon'da 'Siddete Sifir Tolerans' Paneli Yapildi

Trabzon'da, "Kadina Yönelik Siddete Karsi Uluslararasi Mücadele Günü" dolayisiyla "Siddete Sifir Tolerans" paneli düzenlendi.

Vali Ismail Ustaoglu, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Trabzon Büyüksehir Belediyesi tarafindan Hamamizade Ihsan Bey Kültür Merkezi'nde düzenlenen panelin açilisinda, Türk milletinin kültüründe ve dininde çok özel bir yer tutan kadinlarin her zaman el üstünde tutulmayi, sevgiyi ve saygiyi hak ettiklerini söyledi.

Kadina siddetin önlenmesine yönelik devlet tarafindan birçok çalisma yapildigini ifade eden Ustaoglu, "Unutmayalim ki kadina yönelik siddet insanliga ihanettir. Kadinlarimizin yani gelecegi sekillendiren bu kiymetli insanlarin daha adil, huzurlu, güvenli ve baris içinde bir dünyada yasayabilmesi ümidiyle tüm kadinlarimizin mutlu, saglikli ve sevgi dolu bir dünyada hiçbir siddete maruz kalmadan yasamalarini diliyorum. Kadina yönelik siddette bir sayisi bile çoktur ve bir sayisina bile tahammülümüz yoktur." diye konustu.

Büyüksehir Belediye Baskani Murat Zorluoglu da yapilan arastirmalara göre kadina yönelik siddetin neredeyse tüm dünyanin ortak problemi oldugunu belirtti.

Bu konuda toplumun ortak hareket etmesi gerektigini vurgulayan Zorluoglu, "Bu siddetle mücadelede ana sorumlu devlettir ama sadece devletle yapilacak çalismalarla üstesinden gelebilecegimiz bir sorun degildir. Toplumsal bir mücadeledir ve ancak toplumun tüm kesimlerinin bu anlamda bilinçlenmesi ve birlikte adim atmasiyla üstesinden gelebilecegimiz bir sorun gibi geliyor." ifadelerini kullandi.

Konusmalarin ardindan AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Baskan Yardimcisi Ayse Sula Köseoglu, Trabzon Baro Baskani Sibel Suiçmez, Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erdal Özer ve Trabzon Üniversitesi Ilahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dali Ögretim Üyesi Dr. Betül Saylan'in konusmaci olarak yer aldigi panele geçildi.

Ayse Sula Köseoglu, kadina yönelik siddeti önlemek için hem uluslararasi hem ulusal hem bölgesel hem de yerel çok ciddi farkindalik çalismalari yapildigini, Türkiye'nin bu anlamda yillar içerisinde çok ciddi mesafe aldigini söyledi.

"Elbette ki koruyucu tedbirleri uygulayacagiz, bir farkindalik ortaya koyma noktasinda kurum ve kuruluslarimiz bir ayricalik ortaya koyacak ama isin özünün sevgiden geçen bir toplum olusturmaktan geçtigine inaniyorum ben." ifadesini kullanan Köseoglu, "Aslinda kadina yönelik siddetle mücadeleyi sanki erkekle mücadele gibi algilayan bir bakis açisi da var. Biz kadinin zayif olan, toplumun zayif kesimlerinin gelismesini ve ilerlemesini, o dengenin saglanmasini savunurken bunu erkege karsi bir hinçla, bir düsmanlik kisvesiyle yapildigi zaman 'Neden siddet azalmiyor?' sorusunun cevabini burada buluyorum ben." degerlendirmesinde bulundu.

- Erdal Özer: "Bu suçu kendi ülkemizde minimuma indirmemiz gerekiyor"

Prof. Dr. Erdal Özer, kadin cinayetlerinin Türkiye ve dünyadaki durumundan bahsederek, arastirma ve gözlemlerini paylasti.

Kadinlarin, genellikle bir erkek tarafindan öldürüldügünü ancak bir erkegin motivasyonuyla bir kadin ya da bir çocuk tarafindan da öldürüldüklerini, ayrica zaman zaman da intihara zorlandiklarini aktaran Özer, söyle devam etti:

"Bizim kadin intiharlarini da çok dikkatli incelememiz lazim, adli tipçilar olarak. Hukuk sistemi olarak, emniyet olarak, jandarma olarak. Her gördügümüz intihar iddiasindaki olguyu, özellikle kadinlardaki olguyu muhakkak 'Bu bir kadin cinayeti midir?' diye aklimizin bir tarafinda bu soru kalmali ve bunu arastirmamiz gerekiyor. Bizde ki yöntemlerden biri de su; 16 yasindaki kiz çocuguna 'Kendini as, namusunu kurtar.' diyorlar. Bizim bunlarla mücadele etmemiz gerekiyor, bunlara da algimizin açik olmasi gerekiyor."

Özer, sunlari söyledi:

"2013 yilindaki meclis arastirma raporunda '2002-2009 yillari arasinda kadin cinayetlerinde yüzde 1400'lük artis oldugu' kaydediliyor. Aslinda buradaki kritik nokta su; burayi herkes ters olarak anliyor. Burada kadin cinayetlerinde bir artis yok. Kadin cinayetleri hep sabit, hep belli bir oranda yapiliyor. Bu, su demek; artik bu kadin cinayetleri taniniyor, takip ediliyor, izleniliyor, devlet bunu yakalamaya basliyor. Var olmayan bir istatistigi ortaya koydugu için yüzde 1400 çikiyor. Yoksa suç bugün ortaya çikmadi. Bu vardi. Bu istatistigin artiyor olmasi, evet insanlarin ölümü ülkemizin durumu için kötü gibi gözüküyor fakat bu istatistigin artmasi devlet örgütünün görevini yaptigi anlamina geliyor, cinayete ugrayan kadinlari tespit ettigi anlamina geliyor, bunlari çözmek için gayret ettigi anlamina geliyor. Bu istatistiklerden hiçbir yöneticinin, hiçbir çalisanin, hiçbir adli tipçinin korkmamasi, bunu ortaya koymasi lazim. Bunlari yapiyorsak hepimiz isimizi yapiyoruz gibi bir anlama geliyor. Ortada artan bir sey yok aslinda. Ortada tespit edilen bir suç var."

Panel, soru-cevap bölümünün ardindan sona erdi.

Kaynak: AA