Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Açıklaması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Namlusunu ülkemize çeviren, vatandaşlarımızın canına ve malına kast eden terör örgütlerinin müttefiklerimizce donatılmasının, tırlar dolusu silah ve mühimmata boğulmasının, örgüt elebaşlarının kimi ülkelerde en üst düzeyde kırmızı halılarla ağırlanmasının hiçbir haklı gerekçesi yoktur” dedi.

“Müttefiklerimiz terör örgütünün elebaşlarına adaletten kaçabilecekleri imkanlar sunuyor”
NATO’nun özünün ittifak dayanışması olduğunun altını çizen Erdoğan, ”Bizler aynı güvenlik şemsiyesi altında bulunan devletleriz. Coğrafi olarak farklı kıtalarda, farklı bölgelerde yer alsak ta ülkelerimize yönelik tehditler karşısında kader ortaklığı yapıyoruz. İttifak üyesi ülkelerin terör gibi ciddi güvenlik sınamalarını tek başına çözmesini beklemek NATO’nun varoluş felsefesine aykırıdır. Etrafı kriz bölgeleri ile çevrili olan Türkiye, terör, organize suçlar ve düzensiz göç gibi çok boyutlu tehditlerin tam kavşağında yer alıyor. Ülkemiz uluslararası toplum adına bu sorunları tek başına göğüslerken, diğer taraftan PKK, onun Suriye’deki uzantısı PYD-YPG, DEAŞ ve 15 Temmuz darbe girişiminin faili FETÖ ile mücadele etmek zorunda kalıyor. Bugüne kadar 40 binin üzerinde sivil vatandaşımızı ve askerimizi PKK terörüne şehit verdik. Son 3 gün içinde 6 askerimiz ve 2 sivil vatandaşımız PKK terör örgütünün Suriye ve Irak’taki uzantıları tarafından şehit edildi. DEAŞ yayımladığı videolarla doğrudan ülkemizi hedef alıyor. 15 Temmuz gecesi 251 vatandaşımızı şehit eden FETÖ, yurt dışında ülkemize yönelik yıkıcı faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. Maalesef kimi müttefiklerimiz de bu terör örgütünün elebaşlarına, darbe girişimine bizzat katılmış örgü mensuplarına adaletten kaçabilecekleri imkanlar sunuyor. Batı toplumlarında bir veba salgınına dönüşen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı Türk vatandaşları ile beraber yüz milyonlarca insanın can ve mal güvenliğini de tehdit ediyor. Sri Lanka’da ve Yeni Zelenda’da meydana gelen menfur terör eylemleri sorunun geldiği boyutları ortaya koymuştur. Önlem alınmazsa teröre karşı ortak duruş sergilenmezse terör belası büyümeye devam edecektir. Türkiye’nin bekasına yönelik tehditlerin çoğaldığı ve yoğunlaştığı böylesi bir dönemde müttefiklerimizden tek bir beklentimiz var, biz NATO’daki dostlarımızdan sadece ittifak ruhuna uygun davranmalarını, ittifakın kurucu değerlerine sahip çıkmalarını bekliyoruz. Müttefiklerimizin bizzat kendilerinin terör örgütü olarak kabul ettikleri yapılara karşı tedbir almalarını istiyoruz. ‘Dost acı söyler’ prensibinden hareketle şu gerçeği ifade etmek istiyorum, namlusunu ülkemize çeviren, vatandaşlarımızın canına ve malına kast eden terör örgütlerinin müttefiklerimizce donatılmasının, tırlar dolusu silah ve mühimmata boğulmasının, örgüt elebaşlarının kimi ülkelerde en üst düzeyde kırmızı halılarla ağırlanmasının hiçbir haklı gerekçesi yoktur. DEAŞ ile mücadele bahanesiyle atılan bu tür yanlış adımların meşrulaştırılması asla mümkün değildir” şeklinde konuştu.
“Ülkemiz kendi hakkını ve Kıbrıs Türklerinin hukukunu korumada kararlıdır”
Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz enerji kaynakları üzerindeki meşru haklarının tartışma götürmeyeceğini söyleyen Erdoğan, “Ülkemiz kendi hakkını ve Kıbrıs Türklerinin hukukunu korumada kararlıdır. NATO’nun bu süreçte Türkiye’nin haklarına saygı göstermesini ve bize gerilimlerin önüne geçmek için destek olmasını bekliyoruz. Ülkelerimizin bazı alanlarda farklı yaklaşımları ve görüşleri olabilir. Ortak tehditlerle birlikte ve tutarlı bir şekilde mücadele etmek bu ittifakın öncelikli şartıdır. Burada yaşanan aksaklıklar maalesef en büyük zararı ittifakımıza, ittifakın itibarına verecektir” ifadelerini kullandı.
“Milli güvenliğimizi tahkim gayesiyle attığımız adımları kendi mecrasında değerlendirilmeli”
Türkiye’nin farklı ülke ve bölgelerle geliştirdiği ilişkilerin birbirinin alternatifi olmadığını, tamamlayıcısı olduğunu söyleyen Erdoğan, “NATO içindeki güçlü konumumuzu korurken ulusal çıkarlarımızın, bölgesel güvenlik ve istikrarın gerektirdiği adımları atacağız. Burada bir gerçeğin altını çizmekte fayda görüyorum; Türkiye’nin farklı ülke ve bölgelerle geliştirdiği ilişkiler birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Ülkemizin egemenlik haklarına giren S-400’ler gibi bazı güncel meseleler üzerinden böyle bir tartışmanın alevlendirilmeye çalışılmasını tasvip etmiyoruz. NATO ittifakı çerçevesinde milli güvenliğimizi tahkim gayesiyle attığımız adımları yine kendi mecrasında değerlendirmek gerekir. Türkiye’yi dar kalıplara sokmaya çalışmak, eğilimimiz hakkında spekülasyonlar üretmek bizi, tarihimizi ve coğrafi konumumuzu anlamamaktır. Avrupa Atlantik coğrafyasının güvenlik ve istikrarına yönelik katkılarımızı en güçlü şekilde sürdürürken, medeniyetin beşiği olarak gördüğümüz Akdeniz havzasının barış içinde olmasını aynı ölçüde önemsiyoruz” dedi.
