'Ayrılıkçı Kararlara Tamamen Karşıyız'
AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik: “Biz belli bir devlet içinde olup da o devletten ayrılmak isteyen referandum kararlarına, ayrılıkçı kararlara tamamen karşıyız” dedi.

“DEAŞ VE PKK GİBİ TERÖR ÖRGÜTLERİNE YENİ ALANLAR OLUŞTURACAĞI İÇİN BİZ BU REFERANDUMA KARŞIYIZ”
Referandumun o bölgeye daha çok çatışma getireceği, bölgenin istikrarsızlığını arttıracağı, DEAŞ ve PKK gibi terör örgütlerine yeni alanlar oluşturacağını belirten Çelik, “Kuzey Irak’ta ve Irak’taki Kürtlere, Türkmenlere ve Araplara daha çok acı getirecek bir karardır. Biz orada yaşayan halkların kazanımlarına karşı değiliz. Biz orada halkların birlik içinde yaşamalarını istiyoruz. Bizim bu konudaki görüşümüz nettir. Biz belli bir devlet içinde olup da o devletten ayrılmak isteyen referandum kararlarına, ayrılıkçı kararlara tamamen karşıyız. Bugünün dünyasında barışın korunması için daha çok entegrasyon, daha çok iş birliği olmasını istiyoruz. ‘Kürtlere karşı mısınız’ gibi sorularla karşılaşıyorum. Hayır, tam tersine, bu referandum kararı Kürtlere de büyük acı getirecek. Dünyada belli başlı devletler buna tamamen karşı. İspanya ile de bu konuda aynı görüşteyiz. Bu referandum kararının o bölgeye daha çok çatışma getireceği, oranın istikrarsızlığını arttıracağı, DEAŞ ve PKK gibi terör örgütlerine yeni alanlar oluşturacağı için biz bu referanduma karşıyız. Bu tip kararların hepsinin bölgeye daha çok çatışma, daha çok kan ve gözyaşı getirdiğine, barış, huzur getirmediğine dair Irak’ta tecrübelerimiz var” diye konuştu.
“AVRUPA’DA BİR IRKÇILIK, BİR FAŞİZM TEHLİKESİ KENDİSİNİ HİSSETTİRİYOR”
AB Bakanı ve Başmüzakereci Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:
“Almanya’da seçim sonuçlarında AFD denilen bir parti ilk dünya savaşından sonra ilk defa meclise bu parti giriyor. Bu partinin milletvekillerinin üçte biri doğrudan Nazi bağlantılıdır. Fransa’da ve Hollanda’da ırkçı partiler ikinci sıradadır. Avrupa’da bir ırkçılık, bir faşizm tehlikesi kendisini hissettiriyor ve her seçimde böyle bir kriz ortaya çıkıyor. Merkez sağ ve merkez sol partiler aşırı sağ ve aşırı sol partilere oy gitmesin diye onlar gibi konuşup, onlar gibi politikalar üretmeye başlıyor. Bunun sonucunda merkez partiler oy kaybediyor ve aşırıcı sağcı ve solcu partiler oy kazanıyor. Orijinali varken kimse gidip sahtesine oy vermiyor. O sebeple faşizme, Nazi dalgasına, İslam ve göçmen düşmanlığı ve antisemitizme karşı dikkatli olmamız gerekir. Bu durumu bir Rus matruşkası gibi örneklendirmemiz gerekirse; görünürde, en üstte göçmen düşmanlığı var, bunu kaldırdığımızda altından İslam düşmanlığı çıkıyor, onu kaldırdığımızda antisemitizm yani Yahudi düşmanlığı, Musevi düşmanlığı çıkıyor, onu da kaldırdığımızda en alta Avrupa Birliğini değerlerine, demokrasiye ve insan haklarına düşmanlık vardır. Buna karşı hep birlikte mücadele etmemiz lazımdır. Almanya’da ortaya çıkan seçim sonuçları Avrupa Demokrasileri için bir alarm durumudur. Bunu da bir alarm durumu ilan edip bununla nasıl mücadele edeceğimizi düşünmemiz lazım. Birileri Türkiye’ye saldırırken, İslam düşmanlığı yaparken, göçmen düşmanlığı yaparken sesimizi çıkarmazsak bilelim ki onların kafalarının arkasında antisemitizm, demokrasi düşmanlığı ve insan hakları düşmanlığı var.”
