2. İslamcı Dergiler Sempozyumu

İLEM Başkanı Güder: 'İslamcı Dergiler Projesi'yle, son yüzyılda İslamcılığa dair ortaya çıkan dergilerin kayıt altına alınması gerçekleşirken, son yüzyılımızın zihin haritası da ortaya çıkarılıyor' Prof. Dr. Kayalı: '1960'lı yıllarda Osmanlı dönemi düşünce tarihi gündeme geliyor ve bu dönem Türkiye'de gericilik ve sapma olarak görülüyor'

İlmi Etüdler Derneği (İLEM) tarafından 2013 yılında başlatılan İslamcı Dergiler Projesi'nin 2016'da başlayan ikinci aşaması kapsamında yapılan araştırmaların paylaşılacağı '2. İslamcı Dergiler Sempozyumu' başladı.

Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezinde açılışı gerçekleşen sempozyumda, 44 akademisyen İslamcılık üzerine araştırmalarını paylaşacak ve temel kaynaklar ışığında 1960'a kadar İslamcılığın fikirleri, kavramları ve öncü şahsiyetleri konuşulacak. Sempozyum kapsamında on farklı oturum yapılacak.

Açılışta AA muhabirine açıklamada bulunan İLEM Başkanı Süleyman Güder, 'İslamcı Dergiler Projesi'yle son yüzyılda İslamcılığa dair ortaya çıkan dergilerin kayıt altına alınması gerçekleşiyor. Son yüzyılımızın zihin haritası da ortaya çıkarılıyor. Proje 3 aşamadan oluşuyor. İlk aşamada, geçen yıl 1960-80 yılları arasındaki Türkiye'de çıkmış ve kendini İslamcı olarak konumlandıran dergiler, öncelikle dijitalleştirildi ve okuyucuların istifadesine sunuldu.' dedi.

Sempozyumun, projenin 2. aşaması olduğunu ve 1908-1960 yılları arasındaki dergileri kamuoyu ile paylaşacaklarını anlatan Güder, gelecek yıl da 1980'den sonra çıkan dergileri halkın bilgisine sunacaklarını ifade etti.

Moderatörlüğünü Vahdettin Işık'ın yaptığı sempozyumun ilk oturumunda söz alan Başbakanlık Başdanışmanı Necdet Subaşı, 'Erken Dönem İslamcı Düşünce ve Neşriyatın Din Toplumsallaşma Biçimlerine Etkileri' başlıklı sunum yaptı.

Subaşı, 'Şu anda İslamcılık tırnak içinde söyleyecek olursak DEAŞ'la anılıyor. Öldürmeyle anılmaya ve dönüştürülmeye başladı. Uluslararası literatür, bu kavramlarla İslamcılığı eşitlemeye başladı. Bununla beraber, bazıları İslamcılığın öldüğünü düşünürken, bazıları da İslamcılığın iktidarı ele geçirdiğini düşünüyor.' değerlendirmesinde bulundu.

İslamcılığın erken dönemi olarak 1925 yılının ele alınması gerektiğini anlatan Subaşı, 'İslamcılık, aralarında Ziya Gökalp'in de olduğu İslam Dergisi yazarlarının ürettiği İslamcılık ve Eşref Edip'le Mehmet Akif Ersoy'un başını çektiği Sebilürreşad Dergisi çevresinde gelişen İslamcı düşünce olarak karşımıza çıkıyor. İslam'ın reformu konusu, yeni bir dünyaya dahil olması için yeniden inkişaf düşüncesi, bu dergilerde görülüyor. O dönem, ihya ve tecdid kelimeleri çok kullanılıyor.' şeklinde konuştu.

- 'İslamcılık için bir fırsat'

Doç. Dr. Lütfi Sunar, 'Modernleşme ve Muhafazakarlık Arasında İslamcılığın Toplumsal Tahayüllü' başlıklı konuşma yaptı.

Türk düşünce tarihi çerçevesinde varsayılan soldan sağa skalanın ortasında İslamcılığın bulunduğunu belirten Sunar, şu görüşleri dile getirdi:

'Bir uçta Batıcılık, diğer uçta da muhafazakarlık bulunuyor. İslamcılık ise bu ikisinin arasında yenilenme ve ihya fikrini savunuyor. Türkiye'de modernciliğin hızlı değişim düşüncesi, İslamcılığın korumacı reflekslerinin zeminini oluşturuyor. Muhafazakarlığın yeni toplumsal sorunlar karşısında geliştiremediği fikirler ise İslamcılık tarafından geliştirilmeye çalışılıyor. Bu ikili sıkıştırmayı ortaya çıkarıyor. İslamcılık modernlere göre gericiliği temsil ederken, muhafazakarlara göre ise modernist olarak görülüyor. Bunu İslamcılık için bir fırsat olarak görüyorum.'

- 'Soğuk Savaş dönemi, emperyalist bir ittifak'

Dr. Alev Erkilet, 'Soğuk Savaş Sonrası İslamcılığın Ana Söylem Dinamiği' başlıklı konuşmasında, şunları kaydetti:

'Soğuk Savaş döneminin, karşılıklı olarak anlaşarak, dünyayı paylaşmak çerçevesinde ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Soğuk Savaş döneminin, savaştan çok, emperyalist bir ittifak olduğu görüşündeyim. Soğuk Savaş döneminin bitişinin de İslam dünyası açısından 90'larda değil daha öncesinde gerçekleştiğini düşünüyorum. Bir canlanma ve tutuşma hali, yayınlarda görülüyor.'

Erkilet, 1960'larda İslam dünyasının, sosyalizm veya komünizmle hesaplaşmak yerine, bunları siyonizmin bir uzantısı olarak gördüğünü anlatarak, her şeyin siyonizmin bir oyunu ve tehlikesi olduğu düşüncesinin yaygınlaştığını ve bu görüşleri oluşturan düşünürlerin, sosyal bilimcilerin de Yahudi olduğu yönünde söylemlerin görüldüğünü kaydetti.

'İslamcılığın 1940'lı Yıllarda Şekillenişi Üzerine Bazı Düşünceler' başlıklı konuşmasında Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı, 1940'lı yıllarda Türkiye'de bir değişimin gerçekleştiğini, Kemalizmin bir rahatlama dönemine girdiğini, İslamcılığın gelişiminin bu dönemde gerçekleşmeye başladığını aktardı.

Kayalı, '1940'lı yıllarda, İslami konular gündeme gelmeye başlıyor. Olağanüstü bir rahatlamadan bahsetmiyorum. Tam o dönemde, Osmanlı'ya yönelik tarihsel metinler ortaya çıkıyor. Osmanlı dönemi düşünce tarihi gündeme geliyor. 1960'lı yıllarda ise bu dönüşüyor ve bu dönem Türkiye'de gericilik ve sapma olarak görülüyor.' ifadelerini kullandı.

Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi'nde özel panel ile bugün başlayan sempozyum oturumları 12 Mart'ta İlmi Etüdler Derneği binasında devam edecek.

Kaynak: AA