Akıncı Rumlara Seslendi
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, "Rumların toptancı yaklaşımlarını bir yana bırakmalarını temenni ediyoruz. Gerçekçilik ve makuliyet sınırları içerisine onların da gelmesini istiyoruz " dedi.

"10 YIL SONRA ARTIK FEDERAL BİR ÇÖZÜM İMKANSIZ HALE GELECEK"
Akıncı, müzakerelerin kendi nesillerinin son denemesi olduğuna inandığını belirterek, "Belki de federal çözüm arayışlarının da son denemesi haline gelebilir çünkü eğer bu olanak da yitirilirse eğer yine bir çıkmazla karşılaşılırsa bizden sonraki kuşakların artık başka yollar deneyeceğini öngörebiliyoruz. Çünkü bu kadar yıllık ayrılık zaten çok zor hale getirdi bir çözümü, 12 yıl önceki noktadan daha zor bir durumdayız bu bir gerçekliktir ama bir 10 yıl sonra artık nerdeyse federal bir çözüm imkansız bir hale gelecektir" ifadelerini kullandı.
Dolayısıyla bu fırsatı akıl yolunda değerlendirmek istediklerini, çünkü Kıbrıs sorununun çözümünün hem Kıbrıs Türklerine, hem Rumlarına, hem bölgeye, hem Türkiye Yunanistan ilişkilerine, hem de Türkiye AB ilişkilerine yeni ufuklar açabileceğini, yararlarını gördüklerini belirten Akıncı, "Eşitliğimiz, özgürlüğümüz, güvenliğimiz. Güvenliği içermeyen bir çözümün çözüm olmayacağını hepimiz biliyoruz. İnsan gerek bireysel anlamda gerek toplumsal anlamda güvenlik gereksinimlerini mutlaka karşılamak durumundadır, herhangi bir alternatifle, bunun başka bir yolu yok" diye konuştu.
"TOPTANCI YAKLAŞIMLARI BİR YANA BIRAKMALARINI TEMENNİ EDİYORUZ"
Akıncı şöyle devam etti: "O nedenle Rumların toptancı yaklaşımlarını bir yana bırakmalarını temenni ediyoruz. Gerçekçilik ve makuliyet sınırları içerisine onların da gelmesini istiyoruz. ‘Sıfır asker sıfır garanti hiçbir şey kabul etmeyiz’ anlayışıyla bir çözüme gidilmeyeceğini onların da kavramasını istiyoruz. Makul, gerçekçi, çözümcü olacağız ama bunların bir sınırı vardır. O sınırı aştığınız zaman o çözüm olmaktan çıkar ve herhangi bir yere varmak mümkün olmaz. Temenni ederiz ki Rum yöneticileri bu açık fikirlerle oraya gelebilsinler ve toptancı, kestirmeci yaklaşımlarla değil bizleri dinlediklerinde kaygılarımızı gerçek manada anlayacak bir yaklaşım sergilesinler. Biz o duyarlılık, makuliyet ve gerçekçilik içinde gidiyoruz, bizim de isteyebileceklerimizin bir sınırı olduğunun biz de farkındayız. Ancak onlar da empati yapabilmeli, bizim kaygılarımızı anlayabilmeli. Eğer birbirimizin kaygılarını anlar ve bu adada eşit özgür ve güvenlik içinde toplumlar olarak eşit iki kurucu devlet olarak federal yönetimde de etkin bir paylaşımla geleceğe yol alabilirsek bu herkesin yararına olacak olan bir senaryo olacak. Biz bunu gerçekleştirmek için gidiyoruz, temenni ederiz bu karşılığı orada onlardan da görebilelim."
