Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Keleş Açıklaması
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Ekrem Keleş, İslam aleminde yaşanan sorunlara dikkati çekerek, "Görünen tablo içerisinde İslam aleminde ve ülkelerinde insanlar birbirini doğruyor. Bu tablonun muhakkak suretle değiştirilmesi gerekiyor. Bunun için alimlerin, siyasilerin omuzlarında çok büyük sorumluklar var" dedi.
Keleş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ramazan ayının getirdiği rahmeti, bereketi hayatın her alanında müşahede etmek gerektiğini söyledi.
Ramazanın, bir araya gelinerek bir sinerji ortamı oluşturulduğu, toplumların birbirlerine daha fazla bağlandığı günler olduğunu dile getiren Keleş, "İnsanlar birbirinin dertleriyle ilgilenir, haberdar olur. Ramazan ayının ve bayramların asıl amaçları bunlardır. Müslümanların başkalarının dertleriyle dertlenmesi, iyiliği paylaşmaları gibi konuları derinlerde hissetmesidir" dedi.
Keleş, "Kimseyi dışarıda bırakmamamız, herkesi bayram sevincine ortak etmemiz gerekir. Oruç tutsun tutmasın herkesle en büyük ve en geniş müştereğimiz olan bayramlarda toplumca buluşmamız gerekiyor. Bu son derece önemli" diye konuştu.
Ülkenin güven ve huzur ortamının muhafaza edilmesinin böyle günlerde daha da önem taşıdığına işaret eden Keleş, kardeşliği, birliği ve beraberliği sağlayan ortak değerlerin kıymetinin bilinmesi gerektiğine dikkati çekti.
- "Fitne ateşini söndürmek için çaba harcanmalı"
İslam dünyasının arka planında neler yaşandığını, işin stratejisini yapanların iyi bildiğini aktaran Keleş, İslam coğrafyasındaki çatışmaları "korkunç" olarak nitelendirdi.
Ekrem Keleş, şöyle devam etti:
"Namaz kılan insanların arasına dalıp kendini patlatmak suretiyle intihar ediyor. Böyle bir şeyin İslam'da olması söz konusu olmaz. Sırf kendi taifesine mensup olmadığı için, başkalarını korkutmaya çalışmak, karalamak, iftiralar atmak veya yok etmeye çalışmak... Böyle bir anlayışın İslam'da yeri yok. Müslümanlar kardeştir. Mümin olan herkes kardeştir. Bu anlayışı uygulamaya koyamadığımız sürece büyük bir tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Genç nesiller, 'bu nasıl bir anlayış' diye gelecekte dini sorgulamaya kalkabilirler. Buna meydan vermeye hiç kimsenin hakkı yok."
Gençlerim gördüklerine bakacaklarına dikkati çeken Keleş, "Görünen tablo içerisinde İslam aleminde ve ülkelerinde insanlar birbirini doğruyor. Bu tablonun muhakkak suretle değiştirilmesi gerekiyor. Bunun için alimlerin, siyasilerin omuzlarında çok büyük sorumluklar var. Herkesin sorumluluğunun bilincinde olarak bir an önce bu fitne ateşini söndürmek için çaba harcaması gerekiyor. Bu ateşin muhakkak suretle söndürülmesi gerekiyor. Söndürülmediği takdirde Allah korusun sadece bugünümüzü değil, geleceğimizi de yakan büyük bir fitne olacak" ifadelerini kullandı.
Keleş, bu yıkımın devam etmesi halinde geleceğin de tahrip olacağını, gençlerin alimlere, hocalara güven duyamayacaklarını dile getirdi.
- "Dua etmemiz gerekiyor"
Fitne ateşini söndürmek için herkesin çaba sarf etmesi gerektiğinin altını çizen Keleş, şöyle devam etti:
"Bayramı da bu vesileyle iyi bir fırsat bilip, her şeyden önce kendi memleketimizin huzurunu ve istikrarının kıymetini bilmemiz gerekiyor. Bunu muhafaza etmek için çalışmamız lazım. Düşüncesi, anlayışı ne olursa olsun bayram herkesin bayramı. Bizim bu en büyük müştereğimize herkesi davet etmenin çabası içerisinde olmamız gerekiyor. Bu İslam dünyasındaki, gözyaşının, ıstırabın ve çatışmaların son bulması içinde Allah'a dua etmemiz gerekiyor. Peygamber Efendimizin herkesin bayram sevincine iştirak etmesi için büyük bir çabası vardır. Peygamber Efendimizin bu çabasını örnek alarak, bayrama herkesin katılımını sağlamak için her Mümin'in elinden gelen çabayı göstermesi gerekiyor."
Kaynak: AA
Ramazanın, bir araya gelinerek bir sinerji ortamı oluşturulduğu, toplumların birbirlerine daha fazla bağlandığı günler olduğunu dile getiren Keleş, "İnsanlar birbirinin dertleriyle ilgilenir, haberdar olur. Ramazan ayının ve bayramların asıl amaçları bunlardır. Müslümanların başkalarının dertleriyle dertlenmesi, iyiliği paylaşmaları gibi konuları derinlerde hissetmesidir" dedi.
Keleş, "Kimseyi dışarıda bırakmamamız, herkesi bayram sevincine ortak etmemiz gerekir. Oruç tutsun tutmasın herkesle en büyük ve en geniş müştereğimiz olan bayramlarda toplumca buluşmamız gerekiyor. Bu son derece önemli" diye konuştu.
Ülkenin güven ve huzur ortamının muhafaza edilmesinin böyle günlerde daha da önem taşıdığına işaret eden Keleş, kardeşliği, birliği ve beraberliği sağlayan ortak değerlerin kıymetinin bilinmesi gerektiğine dikkati çekti.
- "Fitne ateşini söndürmek için çaba harcanmalı"
İslam dünyasının arka planında neler yaşandığını, işin stratejisini yapanların iyi bildiğini aktaran Keleş, İslam coğrafyasındaki çatışmaları "korkunç" olarak nitelendirdi.
Ekrem Keleş, şöyle devam etti:
"Namaz kılan insanların arasına dalıp kendini patlatmak suretiyle intihar ediyor. Böyle bir şeyin İslam'da olması söz konusu olmaz. Sırf kendi taifesine mensup olmadığı için, başkalarını korkutmaya çalışmak, karalamak, iftiralar atmak veya yok etmeye çalışmak... Böyle bir anlayışın İslam'da yeri yok. Müslümanlar kardeştir. Mümin olan herkes kardeştir. Bu anlayışı uygulamaya koyamadığımız sürece büyük bir tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Genç nesiller, 'bu nasıl bir anlayış' diye gelecekte dini sorgulamaya kalkabilirler. Buna meydan vermeye hiç kimsenin hakkı yok."
Gençlerim gördüklerine bakacaklarına dikkati çeken Keleş, "Görünen tablo içerisinde İslam aleminde ve ülkelerinde insanlar birbirini doğruyor. Bu tablonun muhakkak suretle değiştirilmesi gerekiyor. Bunun için alimlerin, siyasilerin omuzlarında çok büyük sorumluklar var. Herkesin sorumluluğunun bilincinde olarak bir an önce bu fitne ateşini söndürmek için çaba harcaması gerekiyor. Bu ateşin muhakkak suretle söndürülmesi gerekiyor. Söndürülmediği takdirde Allah korusun sadece bugünümüzü değil, geleceğimizi de yakan büyük bir fitne olacak" ifadelerini kullandı.
Keleş, bu yıkımın devam etmesi halinde geleceğin de tahrip olacağını, gençlerin alimlere, hocalara güven duyamayacaklarını dile getirdi.
- "Dua etmemiz gerekiyor"
Fitne ateşini söndürmek için herkesin çaba sarf etmesi gerektiğinin altını çizen Keleş, şöyle devam etti:
"Bayramı da bu vesileyle iyi bir fırsat bilip, her şeyden önce kendi memleketimizin huzurunu ve istikrarının kıymetini bilmemiz gerekiyor. Bunu muhafaza etmek için çalışmamız lazım. Düşüncesi, anlayışı ne olursa olsun bayram herkesin bayramı. Bizim bu en büyük müştereğimize herkesi davet etmenin çabası içerisinde olmamız gerekiyor. Bu İslam dünyasındaki, gözyaşının, ıstırabın ve çatışmaların son bulması içinde Allah'a dua etmemiz gerekiyor. Peygamber Efendimizin herkesin bayram sevincine iştirak etmesi için büyük bir çabası vardır. Peygamber Efendimizin bu çabasını örnek alarak, bayrama herkesin katılımını sağlamak için her Mümin'in elinden gelen çabayı göstermesi gerekiyor."
