'Modern Sanatların İçi Boş Çıktı'

Ebru sanatını kendi kendine öğrenen ve 17 yıllık bir çalışma sonunda bu konuda kitap yazan, literatüre "Barut Ebrusu" adıyla geçen ebru türünü ortaya koyan ünlü sanatçı Hikmet Barutçugil, Türkiye'de ve dünyada eski sanatlara büyük ilgi olduğunu belirterek, "Çünkü çağdaş sanat yani modern sanat denilen şeyin içi biraz boş çıktı. Fransız İhtilali ve daha sonra gelen sanayi devrimiyle insanların ruh halleri değişti. Daha materyalist, daha seküler, egoist ve nefsani davranışlarla birtakım eserler ürettiler" dedi.

Dolmabahçe Sanat Galerisi'ndeki "Ebrularla Esma-i Hüsna Sergisi" açılışında AA muhabirine sanat hayatı ve anlayışıyla ilgili açıklamalarda bulunan Barutçugil, ebru sanatının Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren unutulmaya yüz tuttuğunu ve ancak birkaç kişinin elinde yaşadığını söyledi.

Barutçugil, "1973 yılında başlayan çalışmalarımda deneme yanılma yoluyla ebru yapmayı öğrendim. 1977 yılında Uğur Derman, ebru sanatını anlatan bir kitap yayımladı. Bu, ebrunun ne olduğuyla ilgili bir kitap oldu. Ben de 17 yıl boyunca yaptığım çalışmalarda tuttuğum notları kitap haline getirdim ve bugün 3'üncü baskısını, İngilizce, Almanca, Arapça, Boşnakça ve Rusça tercümesiyle yapıyoruz" diye konuştu.

Ebru sanatının bugün hem Türkiye'de hem de dünyada büyük ilgi gördüğünü dile getiren Barutçugil, bunun sebeplerini şöyle anlattı:

"Ebrunun bu hale gelmesinin çok sebebi var. Biri; çağdaş sanat, yani modern sanat denilen şeyin içi biraz boş çıktı. Fransız İhtilali ve daha sonra gelen sanayi devrimiyle insanların ruh halleri değişti. Daha materyalist, daha seküler, egoist ve nefsani davranışlarla birtakım eserler ürettiler. O ruh hallerini yansıttılar. Kendi içindekileri dışarıya aksettirdiler ama bu, düşünen insanlar için çok tatmin edici gelmedi. Yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada eski sanatlara karşı ilgi ve itibar arttı."

- "Ebrunun hem zahiri hem de batıni tarafı var"

Ebru gibi bazı sanatların modern sanatçılar tarafından sanat olarak kabul edilmediğini ve "zanaat" sınıfına sokularak aşağılandığını kaydeden Barutçugil, şunları söyledi:

"Modern sanatların, ruhlarını tatmin etmediğini düşünen insanlar, daha sonra yeni bir şeyler aramaya başladılar. Bunları ararken de eskiye yöneldiler. Çünkü onlar, yüzyıllar boyunca biriken bir enerjinin, değerlerin sonucu ortaya çıktı. Sebeplerden birisi bu. Bir başka sebep ise ebrunun hem zahiri hem de batıni tarafı var. Yani bir görünen, bilinen bir de görünmeyen, bilinmeyen tarafı var. Biz, daha çok batıni tarafıyla ilgilenmeye gayret ettik ki bu da yeni bir şey değil ama günümüzde bunun daha çok tasavvufi boyutu değil de terapi tarafı olduğunu yani insanın benliğine iyi geldiğini insanlar gördüler ve onun için insanlar, tasavvufi boyutun yanı sıra terapi boyutunu da keşfettiler."

- "Ebru, tarihi içinde hep bir amatör uğraş olarak kabul edildi"

Barutçugil, akademik kimliğinin getirdiği birikimle ebrunun biraz şekil değiştirdiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ebru deyince biz, Farsça kökeniyle 'Abru', 'su yüzü' anlıyoruz. Bu, bir yöntemin adı. Nasıl resim, heykel, mimari, müzik, edebiyat birer sanat dalıysa ebruyu da onun gibi düşünmeli, onunla farklı şeyler yapılabilmeli.  Eğer biz, bir yere takılıp kalırsak o zaman geçmişte yaşarız. Gelişerek değişmeli ve o sağlam köklerden yeni meyveler vermeliyiz. Bu açıdan, farklı renkler, farklı boyutlar, farklı tonlar ortaya çıktı, İşte gravürle, resimle, minyatürle, fotoğrafla, hatla birleşti. Bu, bir cazibe merkezi oldu. Ebru, tarihi içinde hep bir amatör uğraş olarak kabul edildi. Meslek edinmiş hiçbir kimse yoktu. Ben ebruyu en basit şekilde göstermeye çalıştım hatta bunu alışveriş merkezlerinde bile herkese göstermeye gayret ettim. Kolay bir şey olduğunu herkese ima etmeye çalıştım. Bu, insanları cezbetti. Türkiye'de yaklaşık 10 bin kişinin ebru ile uğraştığı tahmin ediliyor. Buna paralel olarak, ebru ile ilgili malzeme satan firmalar türedi. Bu, olumlu bir gelişme ve sanatı dejenere etmez. Dejenere edilen çok sayıda eser ortaya çıkıyor ama onlar, saman alevi gibi çok lokal olarak bir yerlerde parlıyor ve sönüyor."

Ebrularla "Esma-i Hüsna" projesine 8 sene önce başladığını hatırlatan Barutçugil, şunları dile getirdi:

"Esma-i Hüsna, sözlük anlamı olarak 'Allah’ın güzel isimleri' ama bu, çok yüzeysel bir tanım olur. Esma-i Hüsna, herkesin her ruh haliyle yaşadığı bir tecelli. Bu farkındalığı anlatmak için Karababa Tekkesi şeyhi Ahmet Yivlik Efendi'ye ithaf ettiğim, siyah beyaz bir kitapta Mustafa Özdamar'ın 'Nefsin Mertebeleri' ile ilgili bir makalesi var. Oradan yola çıkarak büyük bir eser yaptık. Bu eser, nefsin 7 kapısı. Bizim insan olma yolculuğunda yaptığımız, yolculuğun birer adımlarını temsil ediyor. Biz, özet olarak diyoruz ki, Hz. Mevlana'nın insan olma yolculuğundaki yolda Allah'ın tecellilerinin farkına varalım, karşımızdakilerin bu tecellileri yaşadığını içimize sindirelim."

Kaynak: AA