Ak Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Hükümet olarak kurumlarımız aracılığıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza sağladığımız yardım, sosyal devlet olmanın gereğidir. Bizdeki muhalefet maalesef bu ayrımı keşfedecek, bu ayrımın farkına varabilecek sosyal devlet kavramını anlayabilecek bir muhalefet değildir" dedi.
Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında yaptığı konuşmaya yarın ve pazar günü Malatya'da temaslarda bulunacağını, gelecek hafta da Kırşehir ve Denizli'yi ziyaret edeceğini ifade ederek başladı.
AK Parti olarak seçim çalışmalarını belli bir yoğunluğa ulaştırdıklarını, bu yoğunluğu artarak süreceğini, Mart 2014'deki seçimlere dinamik, coşkulu ve heyecanlı gireceklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Bizim için seçim süreçleri her zaman sandıklar kapandığı anda başlar, bugüne kadar 3 genel, 2 yerel, 2 halk oylamasında akşam sandıklar kapandığı, oy verme işlemi tamamlandığı andan itibaren biz bir sonraki seçimin hazırlıklarını başlattık" diye konuştu.
Erdoğan, AK Parti'nin, seçimden seçime görünen bir parti asla olmadığını, olmayacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bugüne kadar sadece seçim öncesinde ortaya çıkan partiler, sadece seçimlere görünür veya seçimler olacağı zaman ortaya çıkan partiler 1-2 kere zıplamış ardından sandığa gömülüp gitmişlerdir. Bizim ,hiçbir zaman böyle bir tavrımız olmadı, hemen yarın seçim olacakmış gibi hazırlıklı olduk. Başta ekonomi olmak üzere hiçbir zaman bizler seçim ekonomisinden yana olmadık, kararlı olduk, disiplinli olduk, mali disiplinden asla taviz vermedik. Seçim ekonomisi kavramı AK Parti ile birlikte artık tarihe karışmıştır. 3 Kasım seçimleriyle emaneti aldığımız andan itibaren tüm seçimlerin hiçbirinde ekomomik disiplini bozmadık, Mart seçimlerine de ekonomik disiplini bozmadan, para politikalarımızdan taviz vermeden giriyoruz. Bu milletin varlığı, bu ülkenin varlığı AK Parti'nin de diğer herşeyin de üzerindedir. Seçimler yaklaşıyor, 'bizim ilimize, ilçemize acaba bir miktar daha fazla para aktarsak, şun yapsak, bunu yapsak' kusura bakmasınlar, kimse bize bu bu anlayışla, bu teklifle gelmesin. Çünkü biz, 4 yıllık iktidarımıza, yerelde de 5 yıllık iktidarlığımızda zaten olması gerekeni planlı, programlı yaptık, yerine getirdik, bundan sonra da aynı şekilde bunları yapacak, yerine getireceğiz. Ama biz bunları kalkar da 'seçim yaklaşırker biz bunları yapalım, böyle bir gayretin içine girelim' dersek önce kendimize ihanet etmiş oluruz, halkımıza da saygısızlık yapmış oluruz. Biz, bugüne kadar yapmış bütün siyasetçilerin, politikacıların bu yanlışlarını ayaklarımızın altına aldık. Seçim kazanma hırsıyla ülke hazinesinin talan edilmesini, karşılıksız para basılmasını, her kesime bol keseden dağıtılmasını biz emanete hıyanet olarak gördük ve böyle görmeye devam ediyoruz."
-"6 sıfır olayı ekonomi de bir devrimdir ve bu devrimi görmek istemediler"
AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Türkiye'de 11 yıldır karşılıksız para basılmadığını, ama geçmişte Türkiye'nin karşılıksız para basmak suretiyle emisyon hacmini altüst eden süreçler yaşadığını, arka arkaya devalüasyonlar yaşandığını, vatandaşın enflasyon altında boğulduğunu, 3 haneli enflasyonun bedelinin halk tarafından ödendiğini anlatarak, "Cebinde büyük paralar olduğunu zanneden benim vatandaşım, zannediyor ki cebimde milyar var, ama o cebindeki paranın alım gücü yok. Biz, delikli 2.5 kuruşla tuvalete giderdik, ama öyle günler geldi ki 1 milyona tuvalete gider hale geldik" diye konuştu.
Paradan 6 sıfır atılması olayının AK Parti iktidarında yaşandığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bugün bize bol bol hakaret eden mağlum pravdalar, ne diyorlardı, köşe yazıları olarak, Türkiye'nin amiral gemisi bilmem ne buralarda yazanlar '6 sıfır atılırsa enflasyon patlar' diyorlardı. Patladı mı enflasyon? Hep söylüyorum çatladı, patlamadı. Bunu biz başardık, artık öyle cebimizde 6 sıfırlı paralar yok. Bu olayın bile kıymetini anlamak veya anlatmak bu çok önemli. 6 sıfır olayı sıradan bir olay değil, ama bugün ekonomi adına yazı yazanların hiçbirisi bu 6 sıfırı ne yazıyor, ne konuşuyor. Niye? İşlerine gelmiyor. Çünkü 6 sıfır olayı ekonomi de bir devrimdir ve bu devrimi görmek istemediler. Hala uyutuyorlar, şu anda benim vatandaşımın cebindeki paranın satın alma gücü 6 sıfırın atılmasıyla sıçrama yapmıştır. Artık benim vatandaşım hamallık yapmıyor, beyler gibi dolaşıyor. İşte uluslararası paralar karşısındaki değeri bununla arttı paramızın. Artık 'ben Türküm' derken şimdi onurla söylüyoruz. Türklüğün istismarını yapanlar ise bol bol sıfır ilave ettiler. Akşam yattık bir başka, sabah kalktık bir başka, bizden önce onlar iktidar değil miydi, ekonomiyi çökertenler bunlar değil miydi? Enflasyonda, devletin borçlanma faizlerinde... Yüzde 63 ile biz devraldık, ama şimdi bakın tek hanelideyiz. Bunu konuşmakta bile hala, teheddüp ederek söylüyorum, utanmıyorlar."
Seçim ekonomisini AK Parti iktidarının yapmacağını, ama iktidarın sosyal devlet anlayışıyla yaptıklarını muhalefet partilerinin vatandaşa seçim ekonomisi diye anlattıklarını belirten Başbakan Erdoğan, "Biz, Türkiye Cumhuriyeti demokratik, sosyal, laik bir hukuk devletidir diyoruz. Sosyal devlet anlayışını bizden önce gelenler yerine getirdiler mi? Hayır, ama biz getiriyoruz. Hükümet olarak kurumlarımız aracılığıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza sağladığımız yardım, sosyal devlet olmanın gereğidir. Bizdeki muhalefet maalesef bu ayrımı keşfedecek, bu ayrımın farkına varabilecek sosyal devlet kavramını anlayabilecek bir muhalefet değildir" diye konuştu.
-"11 yıl içinde hem nüfusumuz arttı hem de 5 milyon kişiye iş ürettik"
Erdoğan, sosyal devletin bir yandan ekonomiyi büyürtürken, bir yandan işsize iş üretirken diğer yandan da ihtiyaç sahibini, dez avantajlı kesimi arayan, bulan, ona elini uzatan devlet olduğunu anlatarak, şunları söyledi:
"2002 sonunda Türkiye'de çalışan sayısı 22 milyondu, şu anda Türkiye'de çalışan sayısı TÜİK'nin son verilerine göre 26 milyon kişidir. 5 milyon artış var, yani biz 11 yıl içinde hem nüfusumuz arttı hem de 5 milyon kişiye iş ürettik. Artan nüfusa rağmen işsizlik oranını sabit tutarken aynı zamanda nüfusa yeni katılanlara iş imkanı sağladık. 5 milyon kişiye yeni iş üretirken, 11 yıl içinde 20 milyar lira tutarında doğrudan sosyal yardım gerçekleştirdik. Sosyal yatırımlarımızı da buna dahil ettiğimizde 11 yılda 110 milyar liralık sosyal harcama yaptık. Kimsesizleri bulduk ellerinden tuttuk, yaşlıları bulduk ellerinden tuttuk, hastaları, engelli kardeşlerimizi bulduk ellerinden tuttuk, gazilerimize, şehit ailelerimize, çocuğu askerde olanlara, dul kalan hanım kardeşlerimize, çocuğunu okula gönderemeyek kadar yoksul ailelere, sağlıkta desteğe ihtiyacı olan kardeşlerimize el uzattık. Onların derdini paylaştık, onların tebessüm edebilmesi için devletin tüm imkanlarını seferber ettik.
Başta muhalefet olmak üzere, bazıları çıkıyor benim vatandaşımı, milletimi, 'makarnacı, kömürcü, göbeğini kaşıyan adam' gibi sıfatlarla tahkir etmeye, aşağılamaya çalışıyor. Benim engelli kardeşimin devletten aldığı her kuruş anasının ak sütü gibi helaldir. Benim gazi kardeşimin, şehit annesinin, şehit babasının, şehit çocuğu kardeşimin devletten aldığı her kuruş anasının ak sütü gibi helaldir. Yoksulun, kimsesizin, garibin, gurebanın devletten aldığı her kuruş anasının ak sütü gibi helaldir. Benim milletim bir paket makarnaya, bir çuval kömüre, bir kilo pirince oyunu satmayacak kadar da onurludur, gururludur, şereflidir. Sosyal devlet kime ne veriyorsa onun hakkı olduğu için veriyor, kim devletten ne alıyorsa hakkı olduğu için alıyor. Bunlar bir yoksulun hanesine girip, bir yoksulun sofrasına oturuk, o yoksul hanenin gönül dünyasını paylaşmayı bilmezler. Bunlar bir yoksul çocuğun o küçücük soğuktan titreyen elini tutmanın ne büyük bir gönül sıcaklığı olduğunu bilmezler."
Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı odaklı olaylar sırasında İstanbul'da eylemcilere karşı çıkan Zahide isimli kadını hatırlatarak, "Eli öpülesi Zahide Nine'yi tekrar hatırlatacağım. Eylemcilerin, çabulcuların arasına giren Zahide Nine'yi susturmak için kameraların önünde para teklif ettiler. Zahine Nine de onlara gerekeni söyledi, ağızlarının payını verdi. 'Ben bu devletin memuruyum, emeklisiyim, bana bu devlet gereken parayı veriyor, hadi oradan' dedi, gereken cevabı verdi" diye konuştu.
Kaynak: AA
AK Parti olarak seçim çalışmalarını belli bir yoğunluğa ulaştırdıklarını, bu yoğunluğu artarak süreceğini, Mart 2014'deki seçimlere dinamik, coşkulu ve heyecanlı gireceklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Bizim için seçim süreçleri her zaman sandıklar kapandığı anda başlar, bugüne kadar 3 genel, 2 yerel, 2 halk oylamasında akşam sandıklar kapandığı, oy verme işlemi tamamlandığı andan itibaren biz bir sonraki seçimin hazırlıklarını başlattık" diye konuştu.
Erdoğan, AK Parti'nin, seçimden seçime görünen bir parti asla olmadığını, olmayacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bugüne kadar sadece seçim öncesinde ortaya çıkan partiler, sadece seçimlere görünür veya seçimler olacağı zaman ortaya çıkan partiler 1-2 kere zıplamış ardından sandığa gömülüp gitmişlerdir. Bizim ,hiçbir zaman böyle bir tavrımız olmadı, hemen yarın seçim olacakmış gibi hazırlıklı olduk. Başta ekonomi olmak üzere hiçbir zaman bizler seçim ekonomisinden yana olmadık, kararlı olduk, disiplinli olduk, mali disiplinden asla taviz vermedik. Seçim ekonomisi kavramı AK Parti ile birlikte artık tarihe karışmıştır. 3 Kasım seçimleriyle emaneti aldığımız andan itibaren tüm seçimlerin hiçbirinde ekomomik disiplini bozmadık, Mart seçimlerine de ekonomik disiplini bozmadan, para politikalarımızdan taviz vermeden giriyoruz. Bu milletin varlığı, bu ülkenin varlığı AK Parti'nin de diğer herşeyin de üzerindedir. Seçimler yaklaşıyor, 'bizim ilimize, ilçemize acaba bir miktar daha fazla para aktarsak, şun yapsak, bunu yapsak' kusura bakmasınlar, kimse bize bu bu anlayışla, bu teklifle gelmesin. Çünkü biz, 4 yıllık iktidarımıza, yerelde de 5 yıllık iktidarlığımızda zaten olması gerekeni planlı, programlı yaptık, yerine getirdik, bundan sonra da aynı şekilde bunları yapacak, yerine getireceğiz. Ama biz bunları kalkar da 'seçim yaklaşırker biz bunları yapalım, böyle bir gayretin içine girelim' dersek önce kendimize ihanet etmiş oluruz, halkımıza da saygısızlık yapmış oluruz. Biz, bugüne kadar yapmış bütün siyasetçilerin, politikacıların bu yanlışlarını ayaklarımızın altına aldık. Seçim kazanma hırsıyla ülke hazinesinin talan edilmesini, karşılıksız para basılmasını, her kesime bol keseden dağıtılmasını biz emanete hıyanet olarak gördük ve böyle görmeye devam ediyoruz."
-"6 sıfır olayı ekonomi de bir devrimdir ve bu devrimi görmek istemediler"
AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Türkiye'de 11 yıldır karşılıksız para basılmadığını, ama geçmişte Türkiye'nin karşılıksız para basmak suretiyle emisyon hacmini altüst eden süreçler yaşadığını, arka arkaya devalüasyonlar yaşandığını, vatandaşın enflasyon altında boğulduğunu, 3 haneli enflasyonun bedelinin halk tarafından ödendiğini anlatarak, "Cebinde büyük paralar olduğunu zanneden benim vatandaşım, zannediyor ki cebimde milyar var, ama o cebindeki paranın alım gücü yok. Biz, delikli 2.5 kuruşla tuvalete giderdik, ama öyle günler geldi ki 1 milyona tuvalete gider hale geldik" diye konuştu.
Paradan 6 sıfır atılması olayının AK Parti iktidarında yaşandığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bugün bize bol bol hakaret eden mağlum pravdalar, ne diyorlardı, köşe yazıları olarak, Türkiye'nin amiral gemisi bilmem ne buralarda yazanlar '6 sıfır atılırsa enflasyon patlar' diyorlardı. Patladı mı enflasyon? Hep söylüyorum çatladı, patlamadı. Bunu biz başardık, artık öyle cebimizde 6 sıfırlı paralar yok. Bu olayın bile kıymetini anlamak veya anlatmak bu çok önemli. 6 sıfır olayı sıradan bir olay değil, ama bugün ekonomi adına yazı yazanların hiçbirisi bu 6 sıfırı ne yazıyor, ne konuşuyor. Niye? İşlerine gelmiyor. Çünkü 6 sıfır olayı ekonomi de bir devrimdir ve bu devrimi görmek istemediler. Hala uyutuyorlar, şu anda benim vatandaşımın cebindeki paranın satın alma gücü 6 sıfırın atılmasıyla sıçrama yapmıştır. Artık benim vatandaşım hamallık yapmıyor, beyler gibi dolaşıyor. İşte uluslararası paralar karşısındaki değeri bununla arttı paramızın. Artık 'ben Türküm' derken şimdi onurla söylüyoruz. Türklüğün istismarını yapanlar ise bol bol sıfır ilave ettiler. Akşam yattık bir başka, sabah kalktık bir başka, bizden önce onlar iktidar değil miydi, ekonomiyi çökertenler bunlar değil miydi? Enflasyonda, devletin borçlanma faizlerinde... Yüzde 63 ile biz devraldık, ama şimdi bakın tek hanelideyiz. Bunu konuşmakta bile hala, teheddüp ederek söylüyorum, utanmıyorlar."
Seçim ekonomisini AK Parti iktidarının yapmacağını, ama iktidarın sosyal devlet anlayışıyla yaptıklarını muhalefet partilerinin vatandaşa seçim ekonomisi diye anlattıklarını belirten Başbakan Erdoğan, "Biz, Türkiye Cumhuriyeti demokratik, sosyal, laik bir hukuk devletidir diyoruz. Sosyal devlet anlayışını bizden önce gelenler yerine getirdiler mi? Hayır, ama biz getiriyoruz. Hükümet olarak kurumlarımız aracılığıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza sağladığımız yardım, sosyal devlet olmanın gereğidir. Bizdeki muhalefet maalesef bu ayrımı keşfedecek, bu ayrımın farkına varabilecek sosyal devlet kavramını anlayabilecek bir muhalefet değildir" diye konuştu.
-"11 yıl içinde hem nüfusumuz arttı hem de 5 milyon kişiye iş ürettik"
Erdoğan, sosyal devletin bir yandan ekonomiyi büyürtürken, bir yandan işsize iş üretirken diğer yandan da ihtiyaç sahibini, dez avantajlı kesimi arayan, bulan, ona elini uzatan devlet olduğunu anlatarak, şunları söyledi:
"2002 sonunda Türkiye'de çalışan sayısı 22 milyondu, şu anda Türkiye'de çalışan sayısı TÜİK'nin son verilerine göre 26 milyon kişidir. 5 milyon artış var, yani biz 11 yıl içinde hem nüfusumuz arttı hem de 5 milyon kişiye iş ürettik. Artan nüfusa rağmen işsizlik oranını sabit tutarken aynı zamanda nüfusa yeni katılanlara iş imkanı sağladık. 5 milyon kişiye yeni iş üretirken, 11 yıl içinde 20 milyar lira tutarında doğrudan sosyal yardım gerçekleştirdik. Sosyal yatırımlarımızı da buna dahil ettiğimizde 11 yılda 110 milyar liralık sosyal harcama yaptık. Kimsesizleri bulduk ellerinden tuttuk, yaşlıları bulduk ellerinden tuttuk, hastaları, engelli kardeşlerimizi bulduk ellerinden tuttuk, gazilerimize, şehit ailelerimize, çocuğu askerde olanlara, dul kalan hanım kardeşlerimize, çocuğunu okula gönderemeyek kadar yoksul ailelere, sağlıkta desteğe ihtiyacı olan kardeşlerimize el uzattık. Onların derdini paylaştık, onların tebessüm edebilmesi için devletin tüm imkanlarını seferber ettik.
Başta muhalefet olmak üzere, bazıları çıkıyor benim vatandaşımı, milletimi, 'makarnacı, kömürcü, göbeğini kaşıyan adam' gibi sıfatlarla tahkir etmeye, aşağılamaya çalışıyor. Benim engelli kardeşimin devletten aldığı her kuruş anasının ak sütü gibi helaldir. Benim gazi kardeşimin, şehit annesinin, şehit babasının, şehit çocuğu kardeşimin devletten aldığı her kuruş anasının ak sütü gibi helaldir. Yoksulun, kimsesizin, garibin, gurebanın devletten aldığı her kuruş anasının ak sütü gibi helaldir. Benim milletim bir paket makarnaya, bir çuval kömüre, bir kilo pirince oyunu satmayacak kadar da onurludur, gururludur, şereflidir. Sosyal devlet kime ne veriyorsa onun hakkı olduğu için veriyor, kim devletten ne alıyorsa hakkı olduğu için alıyor. Bunlar bir yoksulun hanesine girip, bir yoksulun sofrasına oturuk, o yoksul hanenin gönül dünyasını paylaşmayı bilmezler. Bunlar bir yoksul çocuğun o küçücük soğuktan titreyen elini tutmanın ne büyük bir gönül sıcaklığı olduğunu bilmezler."
Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı odaklı olaylar sırasında İstanbul'da eylemcilere karşı çıkan Zahide isimli kadını hatırlatarak, "Eli öpülesi Zahide Nine'yi tekrar hatırlatacağım. Eylemcilerin, çabulcuların arasına giren Zahide Nine'yi susturmak için kameraların önünde para teklif ettiler. Zahine Nine de onlara gerekeni söyledi, ağızlarının payını verdi. 'Ben bu devletin memuruyum, emeklisiyim, bana bu devlet gereken parayı veriyor, hadi oradan' dedi, gereken cevabı verdi" diye konuştu.
