Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Yargı sürecinin vereceği karara her zaman saygılı olacağız ve hiçbir zaman bu süreci engelleyecek bir çabanın içerisinde olmayacağız. Bilakis yargı bilmeli ki 11 yıldır çete ve mafyalarla mücadele eden bir hükümetin her konuda desteği yargımızın arkasında olacaktır. Dolayısıyla hükümet üyelerinin isimlerinin geçtiği veya bir başka isimlerin hükümete yakın kişiler olduğu konusundaki iddialar bizi bir şekilde hiç ilgilendirmiyor" dedi.
Arınç, Başbakanlık Yeni Bina'da basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Aramaların, tutuklamaların, gözaltıların yargı süreci içerisinde değerlendirileceğine dikkati çeken Arınç, gözaltına alınan isimlerin kim olduğunun kendileri için bir önem arz etmediğini ve kendi nazarlarında her şeyin "nötr" olduğunu vurguladı.
Bu yargı sürecinin büyük bir sürat ve büyük bir dikkatle sonuçlanması gerektiğini belirten Arınç, "Yargı sürecinin vereceği karara her zaman saygılı olacağız ve hiçbir zaman bu süreci engelleyecek bir çabanın içerisinde olmayacağız. Bilakis yargı bilmeli ki 11 yıldır çete ve mafyalarla mücadele eden bir hükümetin her konuda desteği yargımızın arkasında olacaktır. Dolayısıyla hükümet üyelerinin isimlerinin geçtiği veya bir başka isimlerin hükümete yakın kişiler olduğu konusundaki iddialar bizi bir şekilde hiç ilgilendirmiyor" diye konuştu.
"Bir iddia varsa, bu iddia en güzel şekilde ispatlanmalıdır ve bu iddianın gerçekliği kısa zamanda ortaya çıkarılmalıdır" ifadesini kullanan Arınç, "Sayın Başbakanımızın da hükümetimizin de bu konudaki tavrını takdirle karşılamak gerekir" dedi.
Muhalefete de seslenen Arınç, şunları söyledi:
"Elbette bu iddialar üzerine hükümeti eleştirmek, hükümette yer alan bakanlar üzerinden hükümetin yıpratılmasını istemek, hükümetin önümüzdeki mahalli seçimlere kırık bir şekilde gitmesini temin etmek, ondan sonraki süreci de bu olay sebebiyle belki tersine döndürmek isteyebilirler. Muhalefetin meşru hakları vardır, gayrımeşru haklarının olmaması gerekir. Bu olay, bugüne kadar cereyan etmiş pek çok iddiada olduğu gibi dikkatle takip edilmelidir. Eleştiriler her zaman yapılmalıdır. Ama bunu bahane ederek peşin hükümle karar vermek, masumiyet ilkesini bertaraf etmek ve henüz ispatlanmış hiçbir şey yokken sadece basına ve internet medyasına servislerle vakit geçiriliyorken peşinen hükümlü saymak, suçlu saymak muhalafete yakışmaz.
Sadece iddialar üzerine bu yolsuzluk iddialarının süratle araştırılmasını isteyebilirler, hükümetin kendi içerisinde bir tavır almasını isteyebilirler, bu tür olaylara yol açtığı iddia ediliyorsa hükümetin siyasi anlamda en çok eleştirilerini yapabilirler. Ama ne bakanlarla, ne burada ismi geçen kişilerle ilgili bir peşin hükümle suçlama noktasına gitmek ve hükümeti bu olay sebebiyle sorumlu tutmak doğru bir davranış olamaz, insaflı olsunlar, hakkaniyete uygun hareket etsinler ve kamuoyunda kendilerini de hükümeti de zor durumda bırakacak bir iş yapmasınlar."
-"Psikolojik savaşın içerisine sokmak hukukla bağdaşmaz"
Soruşturmanın gizliliğinin ihlalinin, hukukun evrensel pernsiplerinden birisi olduğuna vurgu yapan Arınç, gizliliği ihlal etmenin Türk Ceza Kanunu'na göre de suç olduğunu dile getirdi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ne var ki biz hükümet olarak daha dosyada neler olduğunu bilmiyoruz. Bize getirin bakalım bunları demek imkanından da mahrumuz ama boy boy fotoğraflar, kime ait olduğu belli olmayan resimler, onlara konulan altyazılar işadamlarını, gazetecileri, sanatçıları suçlayacak bir psikolojik savaşın içerisine sokmak hukukla bağdaşmaz. İkincisi adli görevi etkilemek, adli yargılamaya teşebbüs de Türk Ceza Kanunu'na göre suçtur. Bu noktada verilecek beyanatların, yargıya verilecek talimatların da doğru olmadığı kanaatindeyiz. Bize düşen sabırla ama bir an önce de yargının elindeki delillerle suçladığı kişilerle yüzleşmesi, ciddi bir adli yargılama süreci sonunda da burada gerçekten ne var, kimin suçu nedir, kim neyle suçlanıyor, deliller yeterli midir, bu konuda bir karar verilmesidir. Bu kararı sabırla bekleyeceğiz ama bu karar çıkarken de hükümetimiz belki siyasi anlamda bazı çalışmaları da ayrıca yapacaktır. Bunları da Sayın Başbakanımız kamuoyuna yeri geldiğinde ifade edecek, açıklayacaktır."
Soruşturma sürecinin gizli olduğunu belirten Arınç, muhalefetin de basının da siyasetin de gizliliğe uymadığını bildirdi. Arınç, "Lütfen insanları karalamayın, insanlar hakkında peşin hükümler vermeyin. Beraat-ı zimmet asıldır. Bir insan kesin hükümle mahkum oluncaya kadar masum sayılır. Bu hukuk herkes için geçerlidir. Geçmişte başka kişiler yine bu usullerle suçlanmış olabilirler ama bu bugün yapılan işe meşruiyet kazandırmaz. O günün mağdurları farklıydı, bugünün mağdurları farklıdır, hukuk herkese lazımdır, adalet herkes için yol göstericidir. Bizim beklediğimiz yargı sürecinin açık, şeffaf ve hakkaniyete uygun bir biçimde mutlaka süratle gerçekleştirilmesidir" diye konuştu.
-"Bu kadar alçalabileceğini bazılarının, insanların kişilik haklarına saygısızlık yapacağını gerçekten düşünmemiştik, saflığımıza verin"
"Bu olayların bugün cereyan ediyor olması ne anlama geliyor. Burada bir siyasi maksat olabilir mi" diyen Arınç, hükümet olarak siyasi bir noktada bu meseleye bakma hakları olduğunu bildirdi. Arınç, şunları kaydetti:
"Çünkü üç-dört gün öncesinden başlayarak dört-beş ay öncesinden başlamaya kadar bu tür bir suçlamayla bazı insanların karşı karşıya gelecekleri çok açık bir biçimde yazılıyordu. Emniyetten atılma insanlar tweetlerinde dört ay önce, beş ay önce 'Güler mi, ağlar mı, barış mı' bilmem ne derken İçişleri Bakanımızın oğluyla ilgili birtakım işaretleri esasen vermişler. Biz bugün farkında oluyoruz. Çünkü biz iyi niyetliyiz ve Türkiye'de hukukun egemen olduğunu düşünüyoruz. Üç beş gün öncesinden "artık her şey bitti, bundan sonra savaşacağız, herkes için kötü olacak', bir yerlere telefonlarla 'şunlar bunlar tutuklanacak'tan, 'şunlar bunlar hakkında resimler, kasetler, fotoğraflar servise konacak' tehditlerini siz de duyuyorsunuz biz de duyuyoruz. Ama bu kadar alçalabileceğini bazılarının, bu kadar belden aşağı, insanların kişilik haklarına saygısızlık yapacağını gerçekten düşünmemiştik, saflığımıza verin."
İstanbul merkezli operasyon kapsamında, bir birinden farklı konuların ve bir birinden farklı isimlerin bulunduğunu hatırlatan Arınç, şunları kaydetti:
"Bir tarafta ismini de vermek istemiyorum, meşhur bir sanatçıyla evli olan bir işadamı diyelim, onunla birlikte bir grup var, TOKİ ile ilgili, emlakla veya arazilerin şirketlere peşkeş çekildiği şeklinde iddialar var belediyenin ve kurulların bir arada çalışarak bazı haksız kazanç temin ettikleri var. Birbirinden farklı konular ve isimlerin böyle bir operasyonda bir araya getirilmesinin amacı ne olabilir? Böyle bir şey görülmüş değil. Kaldı ki 14 aylık bir dinlemeyle bu işlerin takip edildiği ve şimdi sonuçlandığı iddia ediliyorsa yine bazı duyumlarımıza göre aslında 6 ay önce dinlemelerin kesildiği ama zamanlamasının bugüne bırakıldığı duyumları da var. Kötü şeyler duyduk, kötü şeyler hissettik. Şüphesiz bunların planlayıcılarını, ne amaçla yaptıklarını az çok biliyoruz ama bunların kamuoyuna açıklanması da bir diğer soruşturmaya gölge düşürebilir inancıyla belki zamanı geldiğinde açıklayabileceğiz. Bu kadar elit kişi, 52 kişi birbirlerini görmemişler, aynı yerde bir arada olmamışlar, birbiriyle ilişki kurmamışlar niçin birini bir ay önce birini iki ay önce birini bugün yapmıyorsunuz da sabahın beşinde 'gel' dendiği zaman gelebilecek insanların evlerine baskınlar yaparak bu operasyonu başlatıyorsunuz. üzerinde düşünülmesi gereken bir konu."
(Sürecek)
Kaynak: AA
Aramaların, tutuklamaların, gözaltıların yargı süreci içerisinde değerlendirileceğine dikkati çeken Arınç, gözaltına alınan isimlerin kim olduğunun kendileri için bir önem arz etmediğini ve kendi nazarlarında her şeyin "nötr" olduğunu vurguladı.
Bu yargı sürecinin büyük bir sürat ve büyük bir dikkatle sonuçlanması gerektiğini belirten Arınç, "Yargı sürecinin vereceği karara her zaman saygılı olacağız ve hiçbir zaman bu süreci engelleyecek bir çabanın içerisinde olmayacağız. Bilakis yargı bilmeli ki 11 yıldır çete ve mafyalarla mücadele eden bir hükümetin her konuda desteği yargımızın arkasında olacaktır. Dolayısıyla hükümet üyelerinin isimlerinin geçtiği veya bir başka isimlerin hükümete yakın kişiler olduğu konusundaki iddialar bizi bir şekilde hiç ilgilendirmiyor" diye konuştu.
"Bir iddia varsa, bu iddia en güzel şekilde ispatlanmalıdır ve bu iddianın gerçekliği kısa zamanda ortaya çıkarılmalıdır" ifadesini kullanan Arınç, "Sayın Başbakanımızın da hükümetimizin de bu konudaki tavrını takdirle karşılamak gerekir" dedi.
Muhalefete de seslenen Arınç, şunları söyledi:
"Elbette bu iddialar üzerine hükümeti eleştirmek, hükümette yer alan bakanlar üzerinden hükümetin yıpratılmasını istemek, hükümetin önümüzdeki mahalli seçimlere kırık bir şekilde gitmesini temin etmek, ondan sonraki süreci de bu olay sebebiyle belki tersine döndürmek isteyebilirler. Muhalefetin meşru hakları vardır, gayrımeşru haklarının olmaması gerekir. Bu olay, bugüne kadar cereyan etmiş pek çok iddiada olduğu gibi dikkatle takip edilmelidir. Eleştiriler her zaman yapılmalıdır. Ama bunu bahane ederek peşin hükümle karar vermek, masumiyet ilkesini bertaraf etmek ve henüz ispatlanmış hiçbir şey yokken sadece basına ve internet medyasına servislerle vakit geçiriliyorken peşinen hükümlü saymak, suçlu saymak muhalafete yakışmaz.
Sadece iddialar üzerine bu yolsuzluk iddialarının süratle araştırılmasını isteyebilirler, hükümetin kendi içerisinde bir tavır almasını isteyebilirler, bu tür olaylara yol açtığı iddia ediliyorsa hükümetin siyasi anlamda en çok eleştirilerini yapabilirler. Ama ne bakanlarla, ne burada ismi geçen kişilerle ilgili bir peşin hükümle suçlama noktasına gitmek ve hükümeti bu olay sebebiyle sorumlu tutmak doğru bir davranış olamaz, insaflı olsunlar, hakkaniyete uygun hareket etsinler ve kamuoyunda kendilerini de hükümeti de zor durumda bırakacak bir iş yapmasınlar."
-"Psikolojik savaşın içerisine sokmak hukukla bağdaşmaz"
Soruşturmanın gizliliğinin ihlalinin, hukukun evrensel pernsiplerinden birisi olduğuna vurgu yapan Arınç, gizliliği ihlal etmenin Türk Ceza Kanunu'na göre de suç olduğunu dile getirdi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ne var ki biz hükümet olarak daha dosyada neler olduğunu bilmiyoruz. Bize getirin bakalım bunları demek imkanından da mahrumuz ama boy boy fotoğraflar, kime ait olduğu belli olmayan resimler, onlara konulan altyazılar işadamlarını, gazetecileri, sanatçıları suçlayacak bir psikolojik savaşın içerisine sokmak hukukla bağdaşmaz. İkincisi adli görevi etkilemek, adli yargılamaya teşebbüs de Türk Ceza Kanunu'na göre suçtur. Bu noktada verilecek beyanatların, yargıya verilecek talimatların da doğru olmadığı kanaatindeyiz. Bize düşen sabırla ama bir an önce de yargının elindeki delillerle suçladığı kişilerle yüzleşmesi, ciddi bir adli yargılama süreci sonunda da burada gerçekten ne var, kimin suçu nedir, kim neyle suçlanıyor, deliller yeterli midir, bu konuda bir karar verilmesidir. Bu kararı sabırla bekleyeceğiz ama bu karar çıkarken de hükümetimiz belki siyasi anlamda bazı çalışmaları da ayrıca yapacaktır. Bunları da Sayın Başbakanımız kamuoyuna yeri geldiğinde ifade edecek, açıklayacaktır."
Soruşturma sürecinin gizli olduğunu belirten Arınç, muhalefetin de basının da siyasetin de gizliliğe uymadığını bildirdi. Arınç, "Lütfen insanları karalamayın, insanlar hakkında peşin hükümler vermeyin. Beraat-ı zimmet asıldır. Bir insan kesin hükümle mahkum oluncaya kadar masum sayılır. Bu hukuk herkes için geçerlidir. Geçmişte başka kişiler yine bu usullerle suçlanmış olabilirler ama bu bugün yapılan işe meşruiyet kazandırmaz. O günün mağdurları farklıydı, bugünün mağdurları farklıdır, hukuk herkese lazımdır, adalet herkes için yol göstericidir. Bizim beklediğimiz yargı sürecinin açık, şeffaf ve hakkaniyete uygun bir biçimde mutlaka süratle gerçekleştirilmesidir" diye konuştu.
-"Bu kadar alçalabileceğini bazılarının, insanların kişilik haklarına saygısızlık yapacağını gerçekten düşünmemiştik, saflığımıza verin"
"Bu olayların bugün cereyan ediyor olması ne anlama geliyor. Burada bir siyasi maksat olabilir mi" diyen Arınç, hükümet olarak siyasi bir noktada bu meseleye bakma hakları olduğunu bildirdi. Arınç, şunları kaydetti:
"Çünkü üç-dört gün öncesinden başlayarak dört-beş ay öncesinden başlamaya kadar bu tür bir suçlamayla bazı insanların karşı karşıya gelecekleri çok açık bir biçimde yazılıyordu. Emniyetten atılma insanlar tweetlerinde dört ay önce, beş ay önce 'Güler mi, ağlar mı, barış mı' bilmem ne derken İçişleri Bakanımızın oğluyla ilgili birtakım işaretleri esasen vermişler. Biz bugün farkında oluyoruz. Çünkü biz iyi niyetliyiz ve Türkiye'de hukukun egemen olduğunu düşünüyoruz. Üç beş gün öncesinden "artık her şey bitti, bundan sonra savaşacağız, herkes için kötü olacak', bir yerlere telefonlarla 'şunlar bunlar tutuklanacak'tan, 'şunlar bunlar hakkında resimler, kasetler, fotoğraflar servise konacak' tehditlerini siz de duyuyorsunuz biz de duyuyoruz. Ama bu kadar alçalabileceğini bazılarının, bu kadar belden aşağı, insanların kişilik haklarına saygısızlık yapacağını gerçekten düşünmemiştik, saflığımıza verin."
İstanbul merkezli operasyon kapsamında, bir birinden farklı konuların ve bir birinden farklı isimlerin bulunduğunu hatırlatan Arınç, şunları kaydetti:
"Bir tarafta ismini de vermek istemiyorum, meşhur bir sanatçıyla evli olan bir işadamı diyelim, onunla birlikte bir grup var, TOKİ ile ilgili, emlakla veya arazilerin şirketlere peşkeş çekildiği şeklinde iddialar var belediyenin ve kurulların bir arada çalışarak bazı haksız kazanç temin ettikleri var. Birbirinden farklı konular ve isimlerin böyle bir operasyonda bir araya getirilmesinin amacı ne olabilir? Böyle bir şey görülmüş değil. Kaldı ki 14 aylık bir dinlemeyle bu işlerin takip edildiği ve şimdi sonuçlandığı iddia ediliyorsa yine bazı duyumlarımıza göre aslında 6 ay önce dinlemelerin kesildiği ama zamanlamasının bugüne bırakıldığı duyumları da var. Kötü şeyler duyduk, kötü şeyler hissettik. Şüphesiz bunların planlayıcılarını, ne amaçla yaptıklarını az çok biliyoruz ama bunların kamuoyuna açıklanması da bir diğer soruşturmaya gölge düşürebilir inancıyla belki zamanı geldiğinde açıklayabileceğiz. Bu kadar elit kişi, 52 kişi birbirlerini görmemişler, aynı yerde bir arada olmamışlar, birbiriyle ilişki kurmamışlar niçin birini bir ay önce birini iki ay önce birini bugün yapmıyorsunuz da sabahın beşinde 'gel' dendiği zaman gelebilecek insanların evlerine baskınlar yaparak bu operasyonu başlatıyorsunuz. üzerinde düşünülmesi gereken bir konu."
(Sürecek)
