Kennedy, Suikastının 50 Yıl Sonrasında Hala İlham Kaynağı

35. ABD Başkanı John F.

Kennedy, Texas eyaletinin Dallas kentinde suikasta uğrayarak öldürülmesinin üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Başkent Washington’daki Newseum isimli haber müzesi, bu sene büyük bir köşesini eski Devlet Başkanı’na adıyor.
Eski ABD Başkanı Kennedy, yapılan pek çok ankette modern tarihteki Amerikalılar arasında en popüler Devlet Başkanı olarak yer aldığını dile getiren Newseum müzesindeki sergi ve programlardan sorumlu başkan yardımcısı Cathy Trost, Kennedy’nin Devlet Başkanlığı makamına erişmesinin, o zamanların yeni medya teknolojisi olan televizyonu benimsemesiyle mümkün olduğunu söyledi.

Trost, “Kendisinden önce gelenler televizyonun gücünü tam anlamıyla kavrayabilmiş değillerdi. Amerika’da 1960’lı yıllarda haberler, akşam haberleri yalnızca 15 dakika sürüyordu. Ancak Kennedy’nin öldürülmesinden önce haberlerin süresi 30 dakikaya çıkarıldı ve televizyon daha güçlü bir araç haline geldi. Öldürüldüğü zaman ise Kennedy’nin suikastına ilişkin haberi 4 gün içerisinde Amerikan halkının yüzde 95’i izledi. Böylelikle medya tarihinde bir dönüm noktası haline geldi” diye konuştu.

Tarihler 26 Eylül 1960’ı gösterdiğinde Amerikan halkı Kennedy’nin doğal televizyon yeteneğinin ilk kez görüntülenmesine şahit olmuştu. 66 milyon Amerikalı, Başkan Yardımcısı Richard M. Nixon ve o zamanlar çok az tanınan Massachusetts Senatörü John F. Kennedy arasındaki tarihin ilk başkanlık münazarasını izlemek için televizyonlarını açmıştı.

Hayatının 30 yılını CBS News ve NBC News’de çalışarak geçiren ödüllü Amerikan gazeteci Marvin Kalb, ulusal televizyona çıkması öncesinde insanların Kennedy’e ne gözle baktıklarını hatırladığını ifade etti.

Kalb, “Televizyondaki münazara öncesi seçim kampanyası boyunca Kennedy çok iyi iş çıkardı. Bütün ülkeyi gezdi, pek çok konuşma yaptı fakat insanlar her zaman çok genç ve tecrübesiz olduğu hissiyatına kapılmıştı. Onu gerçekten tanımıyorlardı” dedi.

Kennedy’nin seçim kampanyasında karşılaştığı başlıca zorluklara değinen Newseum müzesi sergi ve programlardan sorumlu başkan yardımcısı Cathy Trost da, “İnsanlar Kennedy’nin seçim kampanyasının başlangıcında ne kadar popüler olmayan birisi olduğunu unutuyor. Kennedy gençti ve insanlar bunu ona karşı kullanıyorlardı. Katolik’ti ve 50 yıl önce insanlar bunu yüzüne vuruyorlardı. Başkan olmaya hazır olup olmadığına yönelik ciddi şüpheler vardı” şeklinde konuştu.

Ancak 26 Eylül’deki münazara Kennedy’nin Amerikan halkını kazanmasını sağladı. Bir zamanlar aleyhinde olan genç yaşı ve iyi görünümü bu kez en önemli avantajlarından biri haline gelmişti.

Münazara gününü anlatan Marvin Kalb, “Kennedy bronzlaşmıştı, dinlenmiş ve rahat görünüyordu. Mutlu bir adamdı, ona mutlu savaşçı diyorlardı. Nixon ise hastaydı, o zamanlar bacağında bir sıkıntısı vardı ve herhangi bir makyaj kullanmıyordu, yani yüzünde sakalının birazını görebiliyordunuz. Çok zeki ve tecrübeliydi fakat televizyonda iki kişiyi izlerken ne kadar zeki olduklarını değil nasıl göründüklerini göz önüne alıyorsunuz. Ve Kennedy çok daha iyi görünüyordu” dedi.

O zamanlar Harvard’da ilginç bir çalışma yapıldığından bahseden Kalb, “Münazarayı yalnızca radyodan dinleyenler Nixon’ın kazandığını düşünmüşlerdi çünkü onu görmemişlerdi. Ancak münazarayı televizyondan takip edenler ise Kennedy’nin kazandığına kanaat getirmişlerdi çünkü çok iyi görünüyordu. İkisi arasında kıyaslama yapıldığında Kennedy çok çok daha iyi görünüyordu ve Amerikan halkı bu münazaradan sonra Kennedy’i ciddi bir başkan adayı olarak oldukça kabullenmişti. Ve bunu televizyon mümkün kıldı” ifadelerinde bulundu.

OBAMA DA BAŞKANLIĞI KAZANMAK İÇİN KENNEDY’NİN YÖNTEMLERİNİ KULLANDI
Yaklaşık 50 yıl sonra Amerika’nın ilk siyahî Devlet Başkanı, yani Barack Obama seçildi.

Newseum müzesi sergi ve programlardan sorumlu başkan yardımcısı Cathy Trost, Kennedy’nin seçim kampanyasının yankılarını Obama’nın kampanyasında da görülebileceğinden bahsederek, “Başkan Kennedy, özellikle 1960’lı yılların daha genç kuşağında umut ve optimizmin büyük miktarda ilham kaynağı oldu. Kennedy’nin ünlü, ‘Ülkenizin sizin için ne yapabileceğini değil, sizin ülkeniz için neler yapabileceğinizi sorun’ konuşması bütün bir genç kuşağı barış gönüllülerine katılmaya ve kamu hizmetinde kariyer yapmaya yöneltmişti. Obama’nın da o ruhu kendi seçim kampanyasına taşıdığını düşünüyorum” dedi.

Amerika’nın genç kesiminin büyük bölümünün Obama’nın Amerika’da umut ve değişime yönelik verdiği sözden etkilendiğini düşündüğünü dile getiren Trost, “Bu yüzden Kennedy ve Obama pek çok yönden birbirlerine benziyorlar” diye konuştu.

Amerikan televizyon medyası Kennedy’le büyürken, sosyal medya Barack Obama’nın başkanlığa gelmesi öncesinde ve geldiği sırada gelişti. Facebook 2004 yılında, Twitter ise 2006 yılında kuruldu. Her iki sosyal medya platformunu da genç seçmenlerle iletişim kurmak için kullanan Obama, Cumhuriyetçi rakiplerinden bir adım öne geçti.

Obama’nın 2008’de John McCain’i, 2012’de ise Mitt Romney’i mağlup etmek için, Kennedy’nin 1960 yılında Richard Nixon’a karşı kullandığı aynı yöntemleri kullandığına dikkat çeken ödüllü gazeteci Marvin Kalb, her iki Devlet Başkanı’nın da genç olmasının, en yeni teknolojileri kullanarak genç jenerasyonlara erişmelerini son derece doğal kıldığını dile getirdi. Kalb, “Obama’nın yeni ve eski teknolojiyi Cumhuriyetçi rakiplerinden çok çok daha iyi kullandığından şüphe yok” dedi.

Obama’nın McCain’den çok çok genç olduğuna işaret eden Kalb, “Obama’ya iPhone veya iPad kullanmak, sosyal medyayı kullanmak gayet doğal geliyor ve bunu her zaman yapıyor. Ancak bu durum McCain’e doğal gelmiyor ve Romney’e de doğal gelmedi” ifadelerini kullandı.

Yeni teknolojinin önemini vurgulayan Kalb, “Genç bir başkansan, genç insanlara ulaşmak ve sana oy vermelerini sağlamak istiyorsun. Ve bu insanlarla bir bağ kurabilmek için yeni teknolojiyi kullanabiliyorsan doğru yoldasın. Kennedy bunu çok etkili bir şekilde başardı ve Obama’nın da aynı şekilde başarılı olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Kalb, bu trendin, başkanlık kampanyaları olduğu sürece devam edeceği tahmininde bulunarak, “Obama ve Kennedy’nin Devlet Başkanları olarak genç adamlar olduklarını unutmayın. Ve genç adamlar olarak çok cazibeliler. Bu özellikleriyle genç insanlarla doğal bir bağlantı kurdular ve bundan faydalanmak istediler. Kendilerinin de genç olduğunu, genç insanlarla aynı olduklarını açık bir şekilde göstermek istediler. Ve her ikisi de zamanın teknolojisini kullandılar. Kennedy, televizyonun yeni teknolojisini kullandı, Obama da sosyal medyanın yeni teknolojisini kullanıyor. Ancak ardında yatan fikir aynı; yeni teknolojiyi ürününü, yani politikanı Amerikan halkına tanıtmak için kullanmak. Bunu her devlet başkanı yapıyor, yeni bir şey değil. Eğer 10 yıl içerisinde yeni bir teknolojiye sahip olursak görevdeki Devlet Başkanı da bunu, Obama’nın sosyal medyayı ve Kennedy’nin televizyonu kullandığı şekilde kullanacak” dedi.

Kaynak: İHA