Kılınç Açıklaması

Adıyaman Tabipler Odası Başkanı Süleyman Kılınç, Türkiye’de, uyuşturucu, uyarıcı maddelerin ve alkol kullanımının özellikle son 10 yılda önemli bir artış gösterdiği söyledi.

Kılınç Açıklaması

Konuya ilişkin düzenlediği basın toplantısında konuşan Kılınç, “Bizler de Adıyaman Tabip Odası olarak bu konuya dikkat çekmek istedik; çünkü alkol ve madde kullanımı denildiğinde sadece alkol ve madde kullanan kişiyi değil, aileyi, çevreyi ve toplumun her kesimini etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunundan bahsediyoruz. Bağımlılık, zarar verici sonuçlar doğurmasına karşın, zorlantılı bir şekilde madde arama ve kullanma ile karakterize süreğen ve tekrarlayıcı bir beyin hastalığıdır” diye konuştu.

Süleyman Kılınç, açıklamasına şöyle devam etti:
“Bağımlılık denildiğinde hem beyni hem de davranışları etkileyen bir hastalıktan söz ediyoruz. Bağımlılık yapan maddeler ise; genel olarak yaşamı sürdürmek için gerekli olmadığı halde, keyif verici özellikleri nedeniyle tüketilen ve kullanıcılarda bedensel, ruhsal, davranışsal ve bilişsel değişikliklere yol açan merkezi sinir sistemi üzerinde sahte bir “iyi oluş” hali oluşturan tıp içi ve tıp dışı unsurlardır. Tütün, alkol, sedatif ilaçlar (benzodiazepinler gibi),esrar, opiyat (eroin gibi), kokain, halusinojenler, uçucu maddeler, kafein ve son dönemde giderek kullanımı yaygınlaşan çakmak gazı gibi. Bu hastalığın gelişmesi ve ilerlemesinde birçok biyolojik ve çevresel etmenler rol oynamaktadır. Ancak bağımlılık bir sürecin sonunda gelişen bir olgudur. Önce denemek amaçlı kullanım, daha sonra sosyal kullanım ve bu aşamadan sonra kötüye kullanım ve bağımlılık ortaya çıkmaktadır.

Yani önce (genellikle ergenlik döneminde) merak ve arkadaş etkisi ile madde kullanmaya başlayan kişide süreç giderek artan miktarda kullanım, bir süre sonra bireyin madde üzerinde kontrolünü kaybettiği ve bireysel ödev ve yükümlülüklerini ikinci plana atarak günlük davranış biçimini madde arama ve kullanma üzerine yoğunlaştırdığı, bir süre sonra kişinin psikososyal işlevselliğini yitirdiği ve bağımlı hale geldiği bir süreçten bahsediyoruz.

Gençler alkol ve madde kullanımı açısından önemli bir risk grubunu oluşturmaktadır. Ancak sadece genç olmak alkol ve madde kullanmayı belirlemede yeterli olmamaktadır. Bazı başka etmenlerin de varlığı alkol ve madde kullanmaya başlamada bir yatkınlık oluşturmaktadır.

Birçok faktör bir araya gelerek etkili olmakta, aynı zamanda koruyucu etmenler de devreye girmektedir. Fiziksel ya da ruhsal hastalıklar, duygularını ifade etmekte güçlük, aşırı duyarlılık, stresle başa çıkma yetisinin düşük olması, ilişki kurmakta zorluk, düşük kendine güven, aşırı tepkisellik, kendisini kontrol etmekte güçlük, okul başarısızlığı, şiddet içeren davranışlarda bulunma, suç işlemeye yatkındır. Alkol ve madde kullanımına risk etmenleri olduğu kadar koruyucu etmenler de etki etmektedir. Koruyucu etmenlerin kuvvetlendirilmesi, gençler için bu etmenlerin baskın olmasının sağlanması alkol ve madde kullanımını önleyici bir rol oynayacaktır. Orta ya da üst sosyoekonomik düzey, düşük işsizlik oranı, iyi komşuluk ilişkileri, suç işleme oranının az olması, okulun gence kendini gerçekleştirmesi için olanaklar sunması, öğrenme, katılım ve sorumluluğu destekleyen okul ortamı, öğrenmeyi destekleyen ebeveynler, stresli yaşam olaylarının az sayıda olması, akraba ilişkilerinin güçlü olması, evlilik ilişkisinde düşük çatışmalar. Uygun erken gelişim ve konuşma, zekâ düzeyini yüksek olması, sağlıklı olmak, sevecen ve uyumlu bir birey olmak, iç disiplinin olması, sorun çözme yetilerine sahip, toleranslı bir birey olma, ergenlik döneminde yargılama ve karar verme becerileri hala gelişmekte olduğu için, riski doğru değerlendirme yetileri kısıtlı olmaktadır.

İlimizde, son yıllarda psikiyatri polikliniklerine özellikle esrar ve uçucu madde kullanımı ile ilgili başvuruların arttığı gözlemlenmektedir. Yaklaşık yataklı psikiyatri ünitesinin yüzde 5-10’u, ayaktan başvuruların ise yüzde 2-5’ini alkol ve madde bağımlıları oluşturmaktadır.

Özellikle esrar ve uçucu madde kullanımının yaygın görülme nedeni ucuz ve kolay temin edilebilir olmalarıdır. Maddeye kolay ulaşabilmek de önemli bir risk faktörü kabul edilmektedir. Adıyaman Adliyesi’nde 450 üzerinde madde bağımlısı vaka kaydı bulunmaktadır. Acil polikliniklerinde eroin yoksunluğu vakalarına giderek daha sık rastlanılmaktadır. Yine son dönemlerde çakmak gazı kullanımına dair ergen yaş grubunda poliklinik başvuruları olmaktadır. Türkiye genelinde nadir olan çakmak gazının ilimizde daha sık görülmesi sosyoekonomik seviyenin düşük olması nedeniyle ucuz maddeye tercih etme olarak yorumlanabilir. Alkol ve madde kullanımı hangi yaşta olursa olsun bağımlılığa yol açmaktadır. Ancak ne kadar erken yaşta madde kullanılırsa, bağımlılık gelişmesi olasılığı da o derecede yüksek olmaktadır. Gelişmekte olan bir beyne zarar verici etkisi çok daha fazla olabilmektedir. Bu nedenle alkol ve madde kullanımının önlenmesinde ailelere ve her çocuğun gitmek zorunda olduğu okula, yani idareciler ve öğretmenlere çok büyük bir görev düşmektedir. Bu nedenle, çocuklara ve gençlere alkol ve madde kullanımının etkileri ve sonuçları hakkında doğru bilgilerin verilmesi onları madde kullanımından korumak için gereklidir. Alkol ve madde kullanımını teşvik eden, yalan yanlış bilgilerle çocuklarımızın donatılmasından onları korumak bizim görevimizdir. Bizlerin bu sorumluluk bilinciyle önce bu konuda kendi bilgimizi artırmamız, sonra doğru yaklaşımlarla gençlerle paylaşmamız, gençlerin tüm hayatını etkileyen, normal gelişmelerini durduran, toplumu her alanda tehdit eden alkol ve madde kullanım sorunu ve bunun olumsuz sonuçlarından korumaya hizmet edecektir. Gençler, alkol ve madde kullanımının kişinin hayatına verdiği bedensel, ruhsal, sosyal ve yasal zararlar konusunda daha bilinçli oldukları zaman, bu tür maddelerden uzak durmak için daha kararlı olabilirler.”
Kaynak: İHA