Derya Güzelbey'den Örnek Davranış

Büyükşehir Yardım Gönüllüleri Derneği Başkanı Derya Güzelbey, yardıma muhtaç 6 çocuklu Behiye Çevik'i ziyaret ederek, evin mutfağında kendi elleriyle hazırladığı yemeklerden ikram etti.

Derya Güzelbey'den Örnek Davranış
Binlerce ailenin yardımına koşan, onların sorunlarıyla tek tek ilgilenen Derya Güzelbey, girdiği mutfakta tepsi kebabı yaptı. Yaptığı yemeği Behiye Çevik'e ikram eden Güzelbey, "Evimin yemeğini de ben yaparım. Ya akşamdan yapar ertesi gün pişiririm. Ya da sabah evden çıkmadan önce yaparım. Mutfağı ve yemek yapmayı çok severim. Hiç üşenmem. O gün yapmayı planladığım yemeği mutlaka yaparım. Bazen eve geç geldiğimizde bile eğer dolma yapmayı planlamışsam mutfağa girer o dolmayı yaparım" dedi.

Bildiği her şeyi annesinden öğrendiğini kaydeden Güzelbey, "Lise yıllarında tatillerde beni mutfağa sokar, 'Ben şu yemeği yapıyorum ama sonra da sen yapacaksın. Bugün yemeği yakarsan, yarın dibini tutturursun, başka bir gün ise çok güzel yaparsın' derdi. İyi ki de öyle yapmış. Küçük yaşlarda İzmir'e gelin gittim. Hiçbir şekilde zorlanmadım. Benim mutfağımda her türlü yemek pişer. Tavuk, balık, et, mantı, zeytinyağlı ve sebze yemeklerini hiç ayırt etmeyiz. Yemeklerin et, balık ya da tavuk yemeklerinin yanına da muhakkak kendi icat ettiğim garnitürleri yapıp servis etmeyi severim. Mutfakta hem pratik hem de oldukça da titizimdir. Bir yandan yemeğimi yapar bir yandan da bulaşıklarımı yıkarım. Mutfaktan çıktığımda her yer tertemizdir" diye konuştu.

Güzelbey, mutfakta olan her şeyin ihtiyaç olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Zeytinyağı da, salça da, baharat da, birbirini tamamladıkları için hepsinin önemi ayrıdır. Bir yemeğe o güne kadar hiç katmadığım bir şey o anda içimden gelir katarım. Bu yüzden benim mutfağım ve kilerim market gibidir. Eksik bulamazsınız. Soframda yoğurt mutlaka olmalıdır. Ayrıca çorba ve zeytinyağlı bir yemek de soframdan eksik olmaz. Bütün yemekleri yerim, ayırt etmem. Konserve hiç kullanmam. Çok nadir olarak belki bezelye. Onun dışında konserve girmez mutfağıma. Misafirim geldiğinde et sarma ya da tandır gibi yemekler yaparım. Taze fasulyeli kabak yemeğini sıkça yaparım. Bu da her ne kadar fazla bilinmese de Antep yemeğidir. Yeni yemekler denemeyi seviyorum. Kendim bir şeyler icat etmeyi ya da bilinen bir yemeği değiştirerek, farklı şeyler ekleyerek yapmayı seviyorum. Hamur işlerini de hem çok severim hem de iyi yaparım. İçli köfte, katmer, yuvarlama yaparım. Pastalarla da aram iyidir. Reçelimi, salçamı, toz biberimi, kuruluğumu kendim yaparım. Hijyene çok önem veririm. Salçamı bile terasa kendim serer üzerine bez kapatarak kuruturum. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Çocuklara bile zoraki kahvaltı ettiririm. Her sabah onlara elma ve havuç suyu sıkarım. Sağlıklı beslenmelerine özen gösteririm. Akşamları ise portakal sularını eksik etmem. Tatlıyı çok severim. Gençlik yıllarımda tatlı yiyemezdim ama şu an hem hamur tatlılarını hem de sütlü tatlıları severek yiyorum. Diyet ya da rejim yapmıyorum ama sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorum. Sofraya çok dikkat ederim. Sofra düzeni, tertibi benim için çok önemlidir."

Yardım ettiği ailelere doyurucu, besleyici ve kolay yemekler konusunda öğütler verdiğini dile getiren Güzelbey, "Biz yardımı verip göndermeyiz yani. Ne biliyorsak, elimizden ne geliyorsa paylaşırız. 1995 yılından bugüne kadar 200 bine yakın aileye yardım ettik. Sadece erzak vermedik. Sağlık sorunlarına kadar ilgilendik. Yeri geldi sorunları ile ilgili akıl verdik. Herkesin bir mutfağı vardır. Ama bizim düşünmemiz gereken binlerce mutfağımız var" şeklinde konuştu.