Bdp 1 Ekim`de Mecliste
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP`li milletvekillerinin yeni yasama yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi`nde yer alacaklarını söyledi.

Ölümlerin her gün tekrar yaşanmasını istememelerinin tek yolunun olduğunu savunan Demirtaş, "Demokratik siyaset, demokratik çözümler ve müzakeredir. Eğer siyaset olarak demokratik yolları açma konusunda kimse adım atmıyorsa kimse barış adımından söz edemez. Demokratik siyaset kanalları açılıyor mu çaba sarf ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Şırnak`tan İstanbul`a kadar gözaltına alınmış her bir arkadaşımız bu kanlı tabloyla savaşmak için mücadele veriyor. Sayıları 3 bin 500`ü buldu gözaltına alınanların"diye konuştu
Kendilerinin bugüne kadar demokratik siyasetten hiç kaçmadıklarını vurgulayan Demirtaş, bütün konuşmalarında 20 yıldır diyalog, diyalog, diyalog bulunduğunu söyledi. Mahkemenin, kendi dilinde konuştuğu için hakaret ettiği kişiyle müzakere edilemeyeceğini ifade eden Demirtaş, şöyle devam etti: "Biz hazırız ederiz. Ama sizin bu durumu kabullenmek için en az bizim kadar siyasi cesaretiniz olmalı. Biz Öcalan`la görüşün, PKK ile görüşün dediğimizde kıyameti kopardılar. Diğer tarafta görüşme yapıyorlardı. Yapsınlar da bize o kadar saldırmanın ne anlamı vardı. Başka yöntemle muhatapları birbirine düşürerek bu sorunu birkaç yıl daha ötelerim diyorsa çok sakıncalı bir durumdur. Ama adadaki tecrite son verilip, müzakerelere devam edilirse ki halk buna karşı değil. Hassasiyet varsa barış konusundahassasiyet var, görüşün diyorlar. Halk bunu istiyor. Gidip ABD`den dileneceğinize konuşun halkınızla. En erdemli yöntemi neden seçmiyorsunuz? Sorunun nasıl çözüleceği belli. Başbakan`a çağrı yapıyoruz. Bütün meseleleri müzakere etmeye hazırız, çözüm sunmaya hazırız. Barış istiyorsak en anlamlı çabadır. Bu kadar siyasi soykırıma rağmen çözüm adına müzakereye hazır diyoruz. Kimse BDP`yi, bloğu sorumluluktan kaçmakla suçlamasın. Karşımızda verdiği sözü tutabilen, iktidar mücadeleleriyle uğraşmak yerine busoruna odaklanmış bir muhatap istiyoruz. Başbakan ne demek istediğimizi anlıyordur." Hükümetin çözüm önerilerine nasıl yaklaşacağını bilmediğini aktaran Demirtaş, AK Parti`de görev yapan kişilerin niyetinden bağımsız hükümetin ve AK Parti`nin barışı getirme konusunda iradesiz olduğunu düşündüklerini söyledi. Bir parti politikasına dönüşme konusunda AK Parti`nin bir açmaz içinde olduğunu düşündüklerini belirten Demirtaş, "AK Parti yüzde 50 oy bandına ulaşılsın diye bin bir hareket yapıldı. Gidip ABD`ye yalvarmayın gelin o desteği biz size verelim. Bize samimi bir yaklaşım göstermeniziistiyoruz. Sizleri kandırıyorlar. Sizin verginizle alınan bombalarla gidip boş dağları bombalıyorlar sizi kandırıyorlar. Türkiye toplumu savaşa karşı sesini yükseltmelidir. Bu konuda Türkiye toplumu buluşabilir. Etnik ayrıştırma, etnik çatışmaları karşı karşıya getirme politikaları vardır" ifadelerini kullandı
Daha önce meclise dönüş meseleleri ile ilgili olarak AK Parti ile çözüm arayışı içerisinde olduklarını sözlerine ekleyen Demirtaş şunları söyledi: "Asıl protokülün halkımızla olması gerektiğini kararlaştırdık. Değerli halklarımız yıllardır sürdürdüğümüz demokrasi seçiminde bir zafere imza attınız. Gerektiğinde canını bile ortaya koyarak bu süreci zafere taşıyan arkadaşımıza teşekkür ediyoruz. Tutuklu olan arkadaşlarımızt Ölümlerin her gün tekrar yaşanmasını istememelerinin tın tahliyelerini önlediler. Müzakerelere bir andan son vererek yeni bir ezme politikasını başlattılar. Seçimler sonrası oluşan olumlu hava yerine kasvetli bir ortama bıraktı.Bizler sorumluluğumuzun gereği hiçbir şey olmamış gibi davranamazdık. O nedenle o günün koşullarında aldığımız boykot kararı son derece haklı bir karardı. TBMM başkanını çağrısı üzerine AK Parti yetkililerinle 2 kez bir araya geldik, gerekçelerimizi söyledik. Asıl derdimizin savaşı önlemek olduğunu söyledik, ısrarcı olduk. Başbakan `yemin etmezlerse görüşmem` diyerek şantaj yaptı. Bütün iyi niyetli yaklaşımlarımıza saldırıyla karşılık verildi. Çok yoğun psikolojik bir baskıya tabii tutulduk. Bugüne kadarboykot tavrımızı sürdürdük. Bu nedenle bizlerin AK Parti ile uzlaşma arayışı gerçek bir barış arayışıydı. Biz hiçbir zaman Meclis`e dönmek için izin istemedik. `Meclis halkındır` dedik. Boykot tavrımızın arkasında durarak bizlere destek olan halkımıza teşekkür ediyoruz. Bu bir direnişti tavırdı. Bugüne kadar Meclis`e dönmemiz konusunda yapılan bütün görüşlere ciddiyetle bakıyoruz. Savaşa karşı barışı daha güçlü savunmak için. Halkımıza daha güçlü olmak adına, ezilen bütün toplumlara verilen sözlerimiziyerine getirebilmek için, AKP`yi geriletmek için 1 Ekim`den itibaren Meclis çalışmalarına katılacağımız açıklıyoruz."
