Bdp 1 Ekim`de Mecliste

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP`li milletvekillerinin yeni yasama yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi`nde yer alacaklarını söyledi.

Bdp 1 Ekim`de Mecliste
BDP grup toplantısını merkez Kayapınar ilçesinde bulunan Cegerxwin Kültür Merkezi`nde gerçekleştirdi. Toplantıya BDP`li vekiller, DTK Eş Genel Başkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk ile çok sayıda vatandaş katıldı. BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bir kez daha Diyarbakır`da grup toplantısını gerçekleştirdiklerini söyledi. Demirtaş, siyasi sürecin bu kadar yakıcı olduğu, beklentilerin bu kadar yüksek olduğu bir dönemde kendilerinin sorumluluk gereği olarak her hafta Diyarbakır`da toplandıklarınıifade ederek, "Ölenlerin kimliğine bakmadık, herkes için acıyı paylaştık. İnsan olmanın insan erdeminin gereği budur dedik. Bütün ölümler durmalıdır, ölümlerin hepsi sarsıcıdır" dedi. Kendilerinin toplumun bütün sorunları çözmekle, çözme mevkiinde yer alan siyasetçiler olarak bu ölümleri durdurmaları gerektiğini kaydeden Demirtaş, BDP olarak kendilerine ne sorumluluk düşüyorsa yerine getirdiklerini ifade etti. Anne karnında daha doğmadan mağdur olan bebekler için çaba sarf etmemeleri durumunda önceinsanlıklarının sorgulanacağını aktaran Demirtaş, "Bu trajedileri özellikle 90`lı yıllarda tattığımız bu acıları tekrar tekrar yaşama istemiyoruz. Çocukların ölü bedenlerini izlemek istemiyoruz. Türkiye`nin en acı meselesi savaş sorunudur. Barışı en çok biz isteyeceğiz, biz savunacağız" diye konuştu. Yaşanan her ölümün Türkiye`nin acısı olduğunu belirten Demirtaş, "Böyle bakarsak en büyük adımı atmış oluruz. Özellikle hükümetin kışkırtmasıyla Türkiye duygu düzeninde bölünmüştür. Çünkü insanlar ölenlerinkimliğiyle sevinip veya üzülüyorlar. Bölünmeyse işte budur bölünme. Sınır olsa ne olur olmasa ne olur bölünme budur işte. Bu ölümleri yeniden yeniden savaş kışkırtmasına dönüştürmek yerine başta Başbakan olmak üzere herkes elini vicdanına koysun. Barış bir adım yakından halkın karşısına çıksınlar, topu başka yere atmasınlar artık. Bir kez daha annesinin karnında böyle bir olayla gözlerini açan ve sonra hayatını kaybeden bebeğimiz için rahmet diliyorum. Acımızı halkımızla paylaşıyoruz, hepimizin başı sağolsun" ifadelerini kullandı.

Ölümlerin her gün tekrar yaşanmasını istememelerinin tek yolunun olduğunu savunan Demirtaş, "Demokratik siyaset, demokratik çözümler ve müzakeredir. Eğer siyaset olarak demokratik yolları açma konusunda kimse adım atmıyorsa kimse barış adımından söz edemez. Demokratik siyaset kanalları açılıyor mu çaba sarf ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Şırnak`tan İstanbul`a kadar gözaltına alınmış her bir arkadaşımız bu kanlı tabloyla savaşmak için mücadele veriyor. Sayıları 3 bin 500`ü buldu gözaltına alınanların"diye konuştu

Kendilerinin bugüne kadar demokratik siyasetten hiç kaçmadıklarını vurgulayan Demirtaş, bütün konuşmalarında 20 yıldır diyalog, diyalog, diyalog bulunduğunu söyledi. Mahkemenin, kendi dilinde konuştuğu için hakaret ettiği kişiyle müzakere edilemeyeceğini ifade eden Demirtaş, şöyle devam etti: "Biz hazırız ederiz. Ama sizin bu durumu kabullenmek için en az bizim kadar siyasi cesaretiniz olmalı. Biz Öcalan`la görüşün, PKK ile görüşün dediğimizde kıyameti kopardılar. Diğer tarafta görüşme yapıyorlardı. Yapsınlar da bize o kadar saldırmanın ne anlamı vardı. Başka yöntemle muhatapları birbirine düşürerek bu sorunu birkaç yıl daha ötelerim diyorsa çok sakıncalı bir durumdur. Ama adadaki tecrite son verilip, müzakerelere devam edilirse ki halk buna karşı değil. Hassasiyet varsa barış konusundahassasiyet var, görüşün diyorlar. Halk bunu istiyor. Gidip ABD`den dileneceğinize konuşun halkınızla. En erdemli yöntemi neden seçmiyorsunuz? Sorunun nasıl çözüleceği belli. Başbakan`a çağrı yapıyoruz. Bütün meseleleri müzakere etmeye hazırız, çözüm sunmaya hazırız. Barış istiyorsak en anlamlı çabadır. Bu kadar siyasi soykırıma rağmen çözüm adına müzakereye hazır diyoruz. Kimse BDP`yi, bloğu sorumluluktan kaçmakla suçlamasın. Karşımızda verdiği sözü tutabilen, iktidar mücadeleleriyle uğraşmak yerine busoruna odaklanmış bir muhatap istiyoruz. Başbakan ne demek istediğimizi anlıyordur." Hükümetin çözüm önerilerine nasıl yaklaşacağını bilmediğini aktaran Demirtaş, AK Parti`de görev yapan kişilerin niyetinden bağımsız hükümetin ve AK Parti`nin barışı getirme konusunda iradesiz olduğunu düşündüklerini söyledi. Bir parti politikasına dönüşme konusunda AK Parti`nin bir açmaz içinde olduğunu düşündüklerini belirten Demirtaş, "AK Parti yüzde 50 oy bandına ulaşılsın diye bin bir hareket yapıldı. Gidip ABD`ye yalvarmayın gelin o desteği biz size verelim. Bize samimi bir yaklaşım göstermeniziistiyoruz. Sizleri kandırıyorlar. Sizin verginizle alınan bombalarla gidip boş dağları bombalıyorlar sizi kandırıyorlar. Türkiye toplumu savaşa karşı sesini yükseltmelidir. Bu konuda Türkiye toplumu buluşabilir. Etnik ayrıştırma, etnik çatışmaları karşı karşıya getirme politikaları vardır" ifadelerini kullandı

Daha önce meclise dönüş meseleleri ile ilgili olarak AK Parti ile çözüm arayışı içerisinde olduklarını sözlerine ekleyen Demirtaş şunları söyledi: "Asıl protokülün halkımızla olması gerektiğini kararlaştırdık. Değerli halklarımız yıllardır sürdürdüğümüz demokrasi seçiminde bir zafere imza attınız. Gerektiğinde canını bile ortaya koyarak bu süreci zafere taşıyan arkadaşımıza teşekkür ediyoruz. Tutuklu olan arkadaşlarımızt Ölümlerin her gün tekrar yaşanmasını istememelerinin tın tahliyelerini önlediler. Müzakerelere bir andan son vererek yeni bir ezme politikasını başlattılar. Seçimler sonrası oluşan olumlu hava yerine kasvetli bir ortama bıraktı.Bizler sorumluluğumuzun gereği hiçbir şey olmamış gibi davranamazdık. O nedenle o günün koşullarında aldığımız boykot kararı son derece haklı bir karardı. TBMM başkanını çağrısı üzerine AK Parti yetkililerinle 2 kez bir araya geldik, gerekçelerimizi söyledik. Asıl derdimizin savaşı önlemek olduğunu söyledik, ısrarcı olduk. Başbakan `yemin etmezlerse görüşmem` diyerek şantaj yaptı. Bütün iyi niyetli yaklaşımlarımıza saldırıyla karşılık verildi. Çok yoğun psikolojik bir baskıya tabii tutulduk. Bugüne kadarboykot tavrımızı sürdürdük. Bu nedenle bizlerin AK Parti ile uzlaşma arayışı gerçek bir barış arayışıydı. Biz hiçbir zaman Meclis`e dönmek için izin istemedik. `Meclis halkındır` dedik. Boykot tavrımızın arkasında durarak bizlere destek olan halkımıza teşekkür ediyoruz. Bu bir direnişti tavırdı. Bugüne kadar Meclis`e dönmemiz konusunda yapılan bütün görüşlere ciddiyetle bakıyoruz. Savaşa karşı barışı daha güçlü savunmak için. Halkımıza daha güçlü olmak adına, ezilen bütün toplumlara verilen sözlerimiziyerine getirebilmek için, AKP`yi geriletmek için 1 Ekim`den itibaren Meclis çalışmalarına katılacağımız açıklıyoruz."
Kaynak: İHA