(Özel Haber) Oksijen Tüpü İle Uludağ‘da Yaşıyor

Uludağ‘da 30 yıldır çadır kuran Erdem Açık, nefes darlığına rağmen Çobankaya‘ya çıkmaktan vazgeçmiyor. Açık, nefes alamadığında çadırına yerleştirdiği oksijen tüpüne bağlanarak doğayla iç içe geçirdiği yazların tadını çıkarmaya devam ediyor.

Çobankaya Kızılay Kampı‘nda gece bekçiliğinden emekli olan Erdem Açık (65), 30 yıldır Haziran aylarında orman binasının karşısında çadırını kurup eylül ayı sonunda görevlilerle birlikte kampı terk ediyor. Eşi Emine Açık ile birlikte çadırda kalan Erdem Açık, şehre göre havası temiz ve serin olan Uludağ‘da gece çam ağaçlarının oksijeni silip süpürdüğünü çok iyi bilenlerden. Basıncın yükseldiği yağmurlu havalarda gece nefes almakta güçlük çeken Erdem Açık, şehirden getirdiği oksijen tüpüne bağlanıp 4

dakika süre ile oksijen alıyor. Uludağ‘ın zirvesinin 2543 metre olmasına rağmen ağaçların bulunduğu son nokta olan 1800 rakımlı Çobankaya‘da yaz aylarını geçiren Erdem Açık, bu sevdadan ölüm riski bulunmasına rağmen vazgeçmesinin mümkün olmadığını söylüyor.

Nefes açıcı ilaçların yanı sıra oksijenin azaldığı zamanlarda tüpe bağlanmak mecburiyetinde olduğuna dikkat çeken Erdem Açık, "Çocukluğumuzdan bu tarafa dağa çıkıyorum. Ancak 30 yıldır Çobankaya‘da yaz aylarında bulunuyorum. Haziran başında geliyoruz, eylül sonunda kar düşene kadar kalıyorum. Bazen kar yağınca çadırı topluyorum. Bu dağ sevdası başkadır. Kızılay Kampı‘nda gece bekçiliğinden emekli oldum. Ancak emekli olduktan sonra da çadırımı kurup burada kalmaktan vazgeçemedim" diye konuştu.

Zirveye yaklaştıkça oksijenin azaldığı, artan alyuvar üretimi ile de kanın tazelendiği Uludağ‘ın her türlü güzelliği içinde barındırdığını anlatan Açık, "Uludağ çok munbit bir dağ. Mantarı, kekiği, çay üzümü topluyoruz. Yabani ahududular var. Bunların lezzetine doyum olmuyor. Son yıllarda nefes darlığından dolayı Çobankaya‘nın dışına fazla çıkamıyorum ancak eşim ormanlardan mantarları bulup güzel yemekler yapıyor. Burada gürültü yok, şehrin kirliliği yok, serinlik var. Her tarafımız yeşil ağaçlar ve

bitkilerle kaplı. Bunun için vazgeçemiyorum. Bu sene artık nefes darlığı ile alakalı şehirdeki ataklarım iyice arttı. Daha önce nefes açıcı ilaçlarla idare ettiğim Uludağ‘a bu yıldan itibaren artık oksijen tüpümü de getirdim. Gece sıkışınca 4 dakika tüpe bağlanıp hava alıyorum. Bu güzellikleri, oksijen az olduğu için yaşadığım sıkıntılara rağmen bırakamıyorum" dedi.

Emine Açık ise, eşine her gün düzenli olarak ilaçlarını veriyor. Gece sıkıştığında eşinin tüpe bağlanmasına yardımcı olan Emine Açık, kampa gelenlere Çobankaya‘nın girişinde güler yüzü ve cana yakınlığı ile ikramlarda bulunmaktan geri kalmıyor.

Kaynak: İHA