Eğitim Bir-Sen İnegöl‘de Yetki Aldı

Toplam 702 üye sayısı ile İnegöl‘de yetki alan Eğitim Bir-Sen, bu başarıyı yemekle kutladı. Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Yalçın, "Biz kuruş sendikacılığı değil, duruş sendikacılığı yapıyoruz" dedi.

Eğitim Bir-Sen İnegöl‘de Yetki Aldı
Kültür Park‘taki bir restoranda yapılan toplantıda konuşan Genel Başkan Yardımcısı Ali Yalçın, hak aramanın adresi olduklarını ileri sürerek, "Bugün geldiğimiz nokta itibariyle nerde bir mazlum, nerde bir yardıma muhtaç varsa hepsi ilk önce Eğitim Bir-Sen‘in kapısını çalıyor. 195 bin 670 üye ile Türkiye‘nin en büyük örgüt yapısını oluşturuyor. Türkiye de sendikacılık kavga zemininde yürütülüyordu. Türkiye, her 10 yılda bir örselenen tokatlanan ve demokrasisi yerle bir edilen bir ülkedir. Dolayısıyla bunda en büyük pay da adı sivil olan ama beyni üniformalı olan insanların suç ortaklığıdır. Özgürlüklere bakış açısına ihtiyaç vardı. Bunu 1992 yılında rahmetli Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan bir avuç arkadaşı ile başlattı. Bu sosyal taban, sendikacılıktan anlamaz. Dolayısıyla ‘işin zor başkan‘ dediler. Bir çiçekle baharın gelmeyeceğini biliyorlardı, ama tüm baharların bir çiçekle başladığını bilincindeydi. Uzun yolculukların ilk adımla başladığının bilincindeydi. Bugün 195 bin 670 üyesi ile Türkiye‘de en büyük örgütlü sendikasınız ama aynı zamanda 515 bin üyeye sahip Memur-Sen Türkiye‘nin en büyük sivil gücü, onun için o gün başkan bunları görmüştü. Erdemli ve ilkeli bir hareketin mensuplarısınız. Sendikacılık şimdiye kadar ücret ekseni ile yürütüldü ama ücret bu işin paravan boyutuydu, işin arka tarafında başka şeyler pişirdiler" dedi.

Kuruş sendikacılığı değil duruş sendikacılığı yaptıklarının altını çizen Yalçın, "Son 9 yılda toplu görüşmeler yapılıyor ve en iyi görüşmeyi son yıllarda Memur-Sen yaptı. Batık bankaların başına geçen paşalar 40 milyar doları hortumladı" diye konuştu.

28 Şubat‘ın bir hırsızlık hareketi olduğunu ileri süren Yalçın, "Bu ülke, sivil görünümlü beyni üniformalılar tarafından yönetildi. Sendika ve örgüt yapısı çok önemlidir. Türkiye şimdiye kadar örgütlü olan küçük bir azınlığın, kendi görüşünü kendi kanalıyla topluma sunarak ve toplumu da kendi görüşüne sadakat yarışına sokmasının cezasını çekti. Bu toplumun yüzde 80‘i sağduyulu insanlardan oluşuyor ama hiçbir anlam ifade etmiyor. Küçük örgütlü azınlık ve jakoben grup bu toplumun tamamını yönetiyor, tamamını yönlendiriyor ve kendi görüşüne sadakat yarışına sokuyor. Sendikacılık kol kola vermektir, yan yana durmak ve güç oluşturmaktır. ‘Adalet olan yerde öfkeye ve isyana yer yoktur‘ tespitinden hareketle, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ortadan kaldırılması ve kamu çalışanlarının milli gelirden hak ettiği payı alması için, etkin mücadeleden çekinmeyecek olan Eğitim Bir-Sen, bütün sosyal kesimlerin ve dünya mazlumlarının mağduriyetine karşı duyarlılığını da devam ettirecektir. Ülkemizde ekmeğin büyümesinin yolu, ekonomik istikrar ve demokrasinin bütün dinamikleriyle kurumsallaşmasından geçmektedir. Emeğin ve ekmeğin değerini sıfırlayan antidemokratik süreçlerin bir daha yaşanmaması için, ‘kuruş değil, duruş sendikacılığı‘ yaparak farkının altını çizen Eğitim Bir-Sen, ülke demokrasisinin korku tünelinden çıkma sürecinde çetelerin ve paramiliter yapıların ırgatlığını değil, halkın ırgatlığını yapmaya ve iradesini ipotek altına sokanların tutarsızlıklarını deşifre etmeye devam edecek. Sorumlu, ilkeli, demokrasiden, özgürlüklerden ve haklıdan yana duruşunu muhafaza ederek, hak bildiği yolda, arkasındaki seslere aldırmadan yürüyecektir. Ülkemizde yıllardır, istikrarı bozma potansiyeli olan ve kontrol altında tutulması gereken yapılar olarak görülen ve hala tam olarak anlaşılamamış olması bir sistem sorunu olan sendikalar, genellikle, etki alanlarını, sistemi değiştirmeye teksif etmek yerine, ücret eksenli taleplere yoğunlaştırmıştır. Türkiye‘nin demokratikleşme sürecinde periyodik olarak tökezlemesinde, sendikaların duruş probleminin de katkısı vardır. Vesayetten arındırılmamış demokrasinin, kalıcı kazanımları olmayacaktır. Kazanılmış hakların kaybedilmesi, aslında kurumsallaşamayan demokrasi sorunudur. Her defasında yeniden başlamak zorunda kalınması, çalışanlar hesabına iş yapanlarla, halkla çatışanlarla iş tutanların fark edilmemiş olmasından kaynaklanmıştır. Sendikacılık, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı ‘hayır‘ diyebilmek ve mücadele etmektir. Meşru haklar ile yasal haklar arasındaki makası daraltmak için özlük, darbe severlere karşı darbe savar duruşuyla da özgürlük mücadelesi veren Eğitim Bir-Sen, özgürlüklerin genişlediği oranda ekmeğin de büyüyeceğine inanmaktadır" şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından, Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Yalçın‘a İlçe Temsilcisi Sinan Aktaş tarafından ebru tablo hediye edildi.

Kaynak: İHA