'Orta sınıf, mahkûm ediyor'

Küçük Günahlar filminin yönetmeni yazar Rıza Kıraç, orta sınıfın genel tavrından şikâyetçi: "Anlamak yerine yargılıyor, mahkûm ediyor."

'Orta sınıf, mahkûm ediyor'
Edebiyatçı ve sinema yazarı olarak tanınan Rıza Kıraç'ın artık yeni bir şapkası daha var:
Yönetmenlik.
Daha önce belgeseller çeken Kıraç, bu hafta vizyona giren Küçük Günahlar filmiyle sinema yönetmeni olarak seyirci karşısına çıkıyor.
Film, üçlü bir aşk hikâyesinin ardında bireyin vicdani hesaplaşmasını açığa çıkarmaya çalışırken, 12 Eylül darbesi ve sonrasında yaşanan Kürt sorununun Batı'daki insanlar üzerinde bıraktığı yaraların hikâyesini de anlatıyor.
Filmin bir başka özelliği ise uzun yıllar sinemadan uzak duran kıdemli oyuncu Macit Koper'in filmde rol alması. Filmde Koper ile birlikte, Esra Ruşan, Berke Üzrek ile Tülay Günal rol alıyor. Yönetmen Rıza Kıraç, filmini SABAH'a anlattı.
- En üretken sinema yazarlarından birisiniz. Sinema üzerine kitaplar, romanlar yazdınız. Belgeseller çektiniz. Şimdi de uzun metraj filmle seyirci karşısına çıkıyorsunuz.
Nasıl bir motivasyon, sizi bu kadar üretken kılabiliyor? - Beni ayakta tutan birkaç şey var, en önemlisi yazmak. Film çekmek daha sonra geliyor, çünkü o iş parasız yapılamıyor.
Para bulunca film çekiyorum.
Saçma sapan şeylerle uğraşmaktansa ruhuma kulak veriyorum.
- Senaryo yazmak mı zor roman yazmak mı? - Bu konuda benim için temel kriter yazmaya başladığım metnin ne olacağına kendisinin karar vermesi.
Yazdığım şey roman olmak istiyorsa sözümü dinlemez zaten, roman olur. Senaryo olacak metin kendini bana gösterir, sınırlarını çizer ve ben başka bir şey yapamam zaten.
O vakit, her şey kendi kendini belirler ve ben o duyguyu takip ederim. İlk uzun metraj filmim Küçük Günahlar, ama çekmecemde üç tane daha uzun metraj senaryo var. Yazan biri için önemli olan derdini anlatmak zaten. Ben bir yolunu bulur derdimi anlatırım.

'SENARYOYU SEVDİ'

- Macit Koper, yıllar sonra bir filmde oynuyor. Onu ikna etmek zor oldu mu? - Zor olacağını düşünüyordum.
Uzun yıllar, gelen film tekliflerini geri çeviriyordu. Ama senaryoyu çok sevdi. Bu da doğru bir film yaptığımız konusunda bizi cesaretlendirdi.
- Film, orta sınıfın Kürt sorununu tam kavrayamadığı eleştirisi getiriyor. Orta sınıfın konuyu tam kavraması Kürt sorununun çözümüne nasıl bir katkı sağlar? - Sadece Türkiye'de değil, dünyada da başımıza ne geliyorsa orta sınıftan geliyor. Cehallette, şiddette,

ekonomide... Orta sınıf anlamak yerine yargılıyor, mahkum ediyor ve farklı düşünenlere kulak vermiyor. Elbette bu genelleme dışında olanlarda yok değil. Ama ağırlıklı böyle. Kürt sorunu açıldığında hemen agrasifleşiyorlar, kendisi gibi düşünmeyenler karşısında faşizan tepkiler veriyorlar.

'KAHVALTI YAPALIM'

- 80'li yıllarda sinemada sorunlar hep masa başında çözülmeye çalışılırdı.
Filmde bir kahvaltı sahnesi var, bu sahne bu duruma sinemasal bir tepki miydi? - Kahvaltı masası bütün ailenin bir araya geldiği bir ritüeldir. Ve ailenin üyeleri çoğu kez kahvaltı masasında didişir. Bu yanıyla tespitin çok doğru.
Türkiye'deki farklı eğilim ve yaşam tercihlerini, ideolojileri kahvaltı masasında toplamaya çalıştım. Bunun gerçek hayatta da olmasını diliyorum.
Politikacıların nutuklarıyla hiçbir şey çözülmüyor, hep beraber kahvaltı edelim!
- Bu kadar travma yaşamış, kutuplaşma yaşamış bir toplumda günahsız kalmak mümkün mü? -Küçük Günahlar'ın İsmet'i gibi ben de günaha inanmam. Ama bireyin vicdanı ne olacak! O nasıl, yaptığı yanlışlarla, haksızlıklarla yaşayacak.
Hepimiz hata yapacağız ya da inanışa göre günah işleyeceğiz. Kusursuz olmak mümkün değil.
- Yıllarca sinema yazarlığı yaptınız. Şimdi sizin filminize eleştiriler gelecek. Eleştiri nasıl yapılmalı? - On dört yıldır eleştiri yazıyorum, on iki yıldır da yazdığım romanlara, öykülere eleştiri yazılıyor. Eleştiriden korksam üretmeye devam etmem.
Ama eleştiren kişinin bir şeye dikkat etmesi gerekiyor, eserden yola çıkmalı.
Kaşıma gözüme bakıp ya da yaptığım bir röportajdan yola çıkarak cümle kuruyorsa hata eder.