Ak Parti Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş:

AK Parti Grup Başkan Vekili ve Kayseri milletvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Sanayi Odası‘nın meclis toplantısına katıldı. Elitaş, kuru ve boş vaatlere tepki gösterilmesi gerektiğini belirterek, "Herkese 600 TL‘nin bedelini 74 milyon ödeyecek" dedi.

Elitaş, 3 Kasım seçimlerinin bir milat olduğunu söyleyerek, "AK Parti‘nin seçim beyannamesi 2023 Türkiye‘siyle ilgilidir. Daha önceleri konulan hedefler tutturulamazdı. Ancak şimdi hedefler ve gerçekleşmeleri birbirine çok yakın. Bu nedenle gelecekle ilgili olarak finans sektörü çok rahat hareket edebiliyor" diye konuştu.

"Eskiden bir milletvekili çıkarabilmek için, ‘Kim ne veriyorsa ben 5 fazlasını veriyorum‘ diyenlere sesimizi çıkarmadığımız gibi şu anda da içi boş ve kuru vaatlerle ortaya çıkanlara tepkimizi koymamız, geleceğimiz açısından çok önemlidir" diyen Elitaş, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Olmayacak şeyleri ifade etmek, kaynağının nereden geldiğini anlatmadan, ‘Şunu şuradan getireceğim, kamu mallarını şu şekilde özelleştireceğim‘ diyerek kaynak bulduğunuz takdirde bunun ekonomiye katkısı olmayabilir. ‘Elektrik fiyatlarını sildim. Şuna şunu yaptım. Herkese 600 TL veririm‘ dediği andan itibaren bunu kime ödüyorsa aynı bedeli 74 milyon tekrar ödeyecektir. Kaynak yoksa, gömü bulmadıysanız, dışarıdan faizi ile birlikte veya elektrik zammı, KDV artışı, kurumlar vergisi ve gelir vergisi artışı

ile bize geri dönecektir. Bu hesabı, bu öngörüyü en iyi şekilde bizim yapabilmemiz lazım. Bu kuru vaatlerin 74 milyona bedelini çok iyi görmemiz gerekiyor. 1946 yılındaki seçimler açık oy, gizli tasnif ile yapılıyordu. 1950 yılından sonraki seçimleri içine sindiremeyenler, tanklarla onları bertaraf etti. 3 tane demokrasi şehidi verdik. 1972 yılında, ‘1961 Anayasası‘nın sonuçları çok demokratik oldu‘ diyenler, 1972 yılında yine kendi yaptıkları anayasayı bir düdük sesiyle, bir mektupla başka tarafa

döndürdüler. 12 Eylül 1978 ile 12 Eylül 1980 yılı arasında 5 bin genç hayatını kaybetti. O evlatlarımızın, kardeşlerimizin cesetleri ve cenazeleri üzerine 12 Eylül darbesini inşa ettiler. 12 Eylül‘de bu gençlerimizin, kardeşlerimizin kanlarıyla Anayasa‘yı yazdılar. Daha sonra bu darbeyi gerçekleştirenler zımni bir anlaşmayla rahmetli Özal‘ı başa getirdi. Sonra 2002 yılında Anayasa kitapçığının fırlatılması, 2007 yılında parlamentoda seçtiğimiz Cumhurbaşkanı‘nı kabul etmeyenler Anayasa Mahkemesi‘ne şikayete

gitti ve hukuk darbesiyle karşı karşıya kaldığımız dönemdi. Şimdi darbe günlüklerini okuyoruz ve gözü dönmüş iktidar hırsının hangi seviyeye geldiğini görüyoruz. 2011‘de her şeyden arındırılmış, tank sesleriyle, düdük sesleriyle, namlu ve dipçikle ürkütülmemiş, demokrasinin durdurulmadığı bir seçim yapılacağını düşünürken, yine gizli bir el siyasetin seviyesini düşürebilmek için ortaya çıktı. Milletin kendi temsilcisine olan güvenini sarsmak için bir siyasi partinin üzerine yaptıkları kurgularla siyaseti

yine normal seyrinin dışına çıkardılar. 2010 yılında bir siyasi partinin genel başkanına da aynı şey yapılmıştı. O siyasi partinin genel başkanı, ‘Bu CHP‘yi dizayn etmek isteyenlerin eseridir‘ demişti. Aynı şekilde şimdi kendi amaçları doğrultusunda hareket etmeyen siyasi partiyi dizayn etmek adına birilerinin zaaflarından yararlanarak oyların farklı yerlere gitmesini sağlamak, tamamen siyaset mühendisliğidir. Seçimlerin normal seyri içinde gitmesini istemeyenlerin olduğunu bu şekilde görüyoruz. Ümit

ediyorum, 12 Haziran seçimleri milletin iradesine güvenmeyenlerin sandığa gömüldüğü seçim olur."

Kaynak: İHA