Erdoğan, ``göç Sempozyumu"nun Gala Yemeğinde Konuştu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Terör örgütüne destek sağlayanlar, örgütün sırtını sıvazlayanlar, örgüte maddi, manevi destek sağlayanlar da en az terör örgütü kadar sorumludurlar" dedi.
Almanya ile Türkiye arasında yapılan `İşgücü Göçü Anlaşması`nın 50`inci yılı etkinlikleri kapsamında Berlin`de bulunan Başbakan Erdoğan, "Almanya ve Göç: 50. Yılında Almanya`daki Türkler" sempozyumunun gala yemeğinde konuştu. ``BİZLERİN, SİZLERİN, HEPİMİZİN, AZİZ MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN" Konuşmasının başında Van depreminde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah`tan rahmet dileyen Başbakan Erdoğan ``Bizlerin, sizlerin, hepimizin, aziz milletimizin başı sağ olsun. `Allah bir daha bizlere böyle acılar yaşatmasın` diyorum. Almanya`daki vatandaşlarımıza, kardeşlerimize, Van depremi için gösterdikleri hassasiyet ve yaptıkları yardımlar için de ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Almanya Federal Cumhuriyeti`ne de taziye mesajları ve yardım önerileri için, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum"dedi.
Terör örgütü PKK`nın hain saldırılarını lanetlediğini belirten Başbakan Erdoğan "Yine buradan, son günlerde, güvenlik güçlerimizi ve çocuk, kadın demeden masum sivilleri hedef alan, annesinin karnında daha doğmamış bebeği katleden, sokakta oynayan çocuğu, evine ekmek götürme derdindeki işçiyi hedef alan terörü de bir kez daha lanetliyorum. Tüm şehitlerimize, hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah`tan rahmet, yakınlarına, milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum. Van depremi, milletçe hepimizinimtihandan geçtiği büyük bir sınav oldu. Allah`a hamdolsun, milletçe bu imtihanı başarıyla geçtik ve geçiyoruz. Ben inanıyorum ki Van ve Erciş 7,2 şiddetinde sarsıldığında, bu zelzeleyi aynı şiddette Ankara da, İzmir de, İstanbul da, ta yüreğinin derinliklerinde hissetti" dedi. "MİLLETİMİZ TEK YÜREKTİR, TEK NEFESTİR" Türk milletini birbirine düşürmeye çalışan nifak tohumları eken şer odaklarının çabalarının beyhude olduğunu söyleyen Erdoğan ``Nifak tohumları ekmeye, aziz milletimizin evlatlarını birbirine düşürmeye, aramıza ayrımcılık sokmaya çalışan şer odakları, Van depremiyle birlikte nasıl beyhude bir çaba içinde olduklarını bir kez daha gördüler. Deprem sonrası ortaya koyduğumuz yardımlaşma ve dayanışma gösterdi ki milletimiz tek yürektir, tek nefestir. Terör saldırısı sonrasında ortaya çıkan toplumsal tepkigösterdi ki milletimiz birdir, bütündür, sıkı sıkıya birbirine kenetlenmiştir. Şundan lütfen emin olunuz; bugün burada, aramızda, Solingen saldırısının mağdurları, Mevlüde ve Durmuş Genç kardeşlerimiz var. Solingen`in acısı, sızısı, nasıl 74 milyonun yüreğine ateş saldıysa, biliniz ki Türkiye`de yaşanan her acı da buradaki kardeşlerimizin yüreğinde aynı derecede yankı buluyor. Çünkü biz aynı kaderi paylaşıyoruz. Biz aynı toprakların, aynı medeniyetin, aynı kültürün ve aynı inancın mensuplarıyız. Çünkübiz dostuz, biz akrabayız, biz kardeşiz. Biz, sadece aynı topraklar üzerinde yaşayan değil; kalbi aynı anda atan, yüzü aynı yöne bakan, aynı ay-yıldızlı bayrağın altında toplanmış bir milletiz. Çok açık söylüyorum; bu milletin birliğini, dirliğini, beraberliğini ve kardeşliğini hafife alanlar, bugüne kadar hep kaybettiler, bundan sonra da kaybetmeye mahkumlar. Hiçbir örgüt, hiçbir çaba, hiçbir saldırı bu milletin kardeşliğini sarsmayacak, sarsamayacaktır`` dedi. "TERÖR ÖRGÜTÜNE DESTEK SAĞLAYANLAR, ÖRGÜTÜN SIRTINI SIVAZLAYANLAR, ÖRGÜTE MADDİ, MANEVİ DESTEK SAĞLAYANLAR DA EN AZ TERÖR ÖRGÜTÜ KADAR SORUMLUDURLAR" Terör örgütü PKK`nın hain saldırılarına değinen Başbakan Erdoğan "Bir ay önce, Batman`da teröristlerin, sağa sola rasgele ateş açtılar. 4 yaşındaki Sultan, teröristlerin kurşunlarına hedef oldu ve gözlerini hayata yumdu. Annesi aynı şeklide terörün hedefi oldu ve umutlarını geride bırakarak Hakk`a yürüdü. Anne karnındaki 8 aylık bebek de daha gözlerini dünyaya açmadan, daha ismi bile konulmadan, daha ağlayamadan ve gülemeden terörle tanıştı. Bu insanlık dışı saldırının tek sorumlusu terör örgütüdeğildir! O tetiği çeken ve çektiren kanlı maşalar kadar, terör örgütüne destek sağlayanlar, örgütün sırtını sıvazlayanlar, örgüte maddi, manevi destek sağlayanlar da o doğmamış bebeğin katledilmesinden en az terör örgütü kadar sorumludurlar. Açık söylüyorum, terörle mücadele bir ülkenin veya bir milletin meselesi değildir; insani değerlere inanan herkesin sorumluluğudur. Terör örgütlerine göz yumanlar, terörün kanlı yüzüne ortak olurlar. Türkiye`ye terörle mücadelede gereken desteği vermeyen ama insanhakları nutku atanlara soruyorum; vahşice katledilen 4 yaşındaki Sultan`dan haberiniz var mı? Bize güya demokrasi dersi verenlere soruyorum; umutlarıyla vefat eden Anne Mizgin Doru`dan haberiniz var mı? Terör örgütünün faaliyetlerine, yayınlarına, derneklerine, para toplamasına göz yumanlara, suçluların elini kolunu sallayarak dolaşmasına göz yumanlara sesleniyorum; anne karnında öldürülen 8 aylık bebeden haberiniz var mı? Avrupalı dostlarımızın önüne dosyaları koyduğumuzda, tek tek isimleri, dernekleri,yayın kuruluşlarını, aktarılan para miktarlarını koyduğumuzda, bize bahaneler üretiyorlar. Siz o bahaneleri artık bize değil, artık Batman`da öldürülen masum yavrulara değil, eğer izah edebiliyorsanız, önce kendi vicdanınıza izah edin. Terör örgütüne gösterilen müsamahanın, Türkiye`de nasıl kanlı eylemlere dönüştüğü artpa çinde olduklarını bir kez daha gördüler. Depreiçinde olduklarını bir kez daha gördüler. Depreık daha iyi görülmelidir. Bütün bu görüşlerimizi inşallah yarın mevkidaşım Sayın ŞansölyeMerkel`e de bir kez daha ileteceğiz`` dedi. "TÜRKİYE`Yİ BÖLGESEL BİR GÜÇ, KÜRESEL BİR OYUNCU HALİNE DÖNÜŞTÜRDÜK" Türkiye ekonomisinin büyümesini ve kalkınmasını kimsenin durduramayacağını söyleyen Başbakan Erdoğan " "Türkiye`nin büyümesini, ilerlemesini, kalkınmasını hiç kimse hiçbir şekilde durduramayacak ama teröre karşı ortak bir mücadele platformu oluşturmaya tüm milletler, tüm devletler artık kararını vermelidir. Tüm dünyanın, tüm Avrupa`nın ciddi bir darboğazdan geçtiği şu günlerde, Türkiye ekonomisi istikrarlı şekilde büyümeye devam ediyor. Türkiye, sadece ekonomisiyle değil, demokrasisiyle, bölgesel veküresel barışa yaptığı katkılarla da büyüyor. Milletçe azmettik, çok çalıştık ve Türkiye`yi bölgesel bir güç, küresel bir oyuncu haline dönüştürdük. Türkiye bugün tüm dünyada yoksulların, mazlumların umudu haline geldi. Türkiye, mağdurların, kimsesizlerin sesi, nefesi haline geldi. Türkiye, herkesin sustuğu, herkesin sırt çevirdiği anlarda, zulme karşı, baskıya karşı, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı, vicdanların yükselen sesi haline dönüştü. İşte onun için, buradaki her bir kardeşimin şunu çok ama çokiyi bilmesini, hissetmesini istiyorum; sizin arkanızda çok büyük bir ülke var. Sizin arkanızda çok güçlü bir ülke var. Sizin arkanızda, sizin yanı başınızda, hiç endişeniz olmasın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Kederli gününüzde de mutlu gününüzde de yanınızdayız ve var gücümüzle, tüm imkanlarımızla yanınızda olmaya devam edeceğiz" dedi. "BİNLERCE İNSANIMIZ, İSTANBUL SİRKECİ TREN İSTASYONU`NDAN DAVULLA ZURNAYLA GURBET TRENİNE BİNDİ" Türkiye ile Almanya arasında imzalan `İşgücü Göçü Anlaşması`na değinen Erdoğan " 27 Mayıs 1960 müdahalesi, Türkiye üzerine adeta bir karabulut gibi çökmüş, ekonomiyi, siyaseti, demokrasiyi tahrip ettiği kadar, insanların umudunu da karartmıştı. Aynı yıllarda, savaşın yıkımını tamir etmeye çalışan, yeniden inşa faaliyetleri yürüten Almanya, işgücüne ihtiyaç duyuyordu. Binlerce insanımız, İstanbul Sirkeci Tren İstasyonu`ndan davulla zurnayla gurbet trenine bindi ve buralarda bandoyla karşılandı.Almanya`da, işçi yurt ve barakalarında kalan kardeşlerimiz, ailelerini getirerek, burada evlenerek, yuva kurarak göçmen işçi vasfından sıyrıldı ve Almanya`daki Türk toplumunun birer mensubu haline dönüştü. Ben, göçün 50`nci yıl dönümü vesilesiyle, 1961`den itibaren buraya çalışmaya gelen büyüklerimizden ebediyete intikal edenleri rahmetle anıyorum. Hayatta olanlara uzun ömürler temenni ediyorum. Gösterdikleri yaşam mücadelesinden, her türlü baskıya, acıya, saldırıya, ayrımcılığa karşı sabırlarından,sağduyularından dolayı gurbetteki tüm kardeşlerimizi tebrik ediyorum. 50 yıllık zaman diliminde, insanımızın dini, dili ve kültürü için çalışmış gönüllü sivil toplum üye ve temsilcilerini gösterdikleri üstün gayretten dolayı ayrıca kutluyorum, başarılarının devamını diliyorum. Zira sizler, kendinizden ziyade Almanya ve Türkiye için çalışt çinde olduklarını bir kez daha gördüler. Depreınız, ürettiniz. Almanya ekonomisine olduğu kadar, Türkiye ekonomisine katkı sağladınız. Sizler, Almanya ile Türkiyearasında, Avrupa ile anavatanınız arasında bir dostluk köprüsü oldunuz. İşte bundan dolayı, göçün 50`nci yıl dönümünde her birinize, ülkem ve milletim adına, Türkiye adına şükranlarımızı, minnetimizi bir kez daha ifade ediyorum. Belki o gün gelen vatandaşlarımız dahi, biraz para kazanıp ülkelerine dönmeyi planlıyordu. Ama aradan 50 yıl geçti ve bugün 4`üncü nesil Almanya`ya, Almanya ekonomisine emeğiyle katkı sağlıyor. Şunu büyük bir gururla ifade etmeliyim ki bugün Almanya`da 72 binin üzerinde Türkişveren irili ufaklı olmak üzere faaliyet gösteriyor ve yanlarında Türk-Alman olmak üzere olmak üzere 350 bin eleman çalıştırıyor. Türk iş adamlarının yatırımlarında istihdam ediliyor. Almanya`daki iş adamlarımızın yıllık ciroları yaklaşık 33 milyar Euro`ya ulaşmış durumda. Sadece ticaret değil. Spordan sinemaya, siyasetten adalete, emniyetten eğitime, din hizmetlerinden sağlığa kadar hemen her alanda Türkler var, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının emeği, alın teri ve başarısı var. Buradakivatandaşlarımız Almanya`ya çok hızlı entegre oldular ve oluyorlar. Ancak, entegrasyon çift taraflıdır. Entegre olan kadar, entegre olunanın da ne kadar mesafe kat ettiğini sorgulamak, bizim de en tabii hakkımızdır. 50 yıl önce misafir işçi olarak gelen, bugün 3`üncü ve 4`üncü nesliyle Almanya`nın sosyal dokusunda tartışmasız yer edinen Türklerin, fırsat eşitliğinden, eşit katılımdan ve birlikte yaşama imkanından ne kadar istifade ettiğini sormak ve sorgulamak bizim hakkımızdır. Ben her fırsatta ifadeettim, bugün burada da söylüyorum; benim buradaki kardeşim Almancayı muhakkak ama muhakkak öğrensin. Benim buradaki kardeşim, hak ediyorsa Almanya vatandaşı olsun. Ama hiç kimse bizden, kendi ana dilimizi unutmamızı beklemesin. Biz, 50 yıl sonra, sadece soyadlarıyla Türk olan, asimile olmuş bir toplum görmek değil; diliyle, kültürüyle, gelenekleriyle, inançlarıyla var olan ve ayakta duran ve yaşadığı ülkeye her yönden önemli katkılar yapan bir toplum görmek istiyoruz. Aynı şekilde, Türkçenin öğrenilmesi vebunu dil bilimi açısından da söylüyorum, kendi dilini iyi bilmeyenin bir ikinci dili öğrenmesi de adeta mümkün değil. Önce kendi dilini iyi bilecek ki bir ikinci dili de gayet iyi öğrenebilsin. Kültürün ve inançların muhafaza edilmesi için de elbirliği içinde mücadelenizi sürdürün. Biz, bölünmüşlük görmek istemiyoruz. Biz güç birliği görmek, dayanışma görmek, ortak sorunlara ortak çözümler üreten bir Türk toplumu görmek istiyoruz. Biz, Almanya makamları nezdinde, her sorununuzun çözümü için girişimdebulunmaya devam edeceğiz. Sizlerin de hukuk, demokrasi, yasalar çerçevesinde Almanya`nın geleceğiyle birlikte kendi geleceğinizi de tasarlamanızı önemli buluyoruz. Bir kez daha söylüyorum; asla yalnız değilsiniz, asla kimsesiz, çaresiz değilsiniz. Dışişleri Bakanlığımız, büyükelçiliğimiz, konsolosluklarımız, devlet-millet kaynaşmasını tesis etmiş şekilde her an yanınızda olmaya devam edecek. `Nerede bir vatandaşımız varsa, biz oradayız` sloganıyla, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığını kurduk.Bu kurumumuz da her an yanınızda olacak ve meselelerinizi yakından takip çinde olduklarını bir kez daha gördüler. Depre edecek" dedi.
"GÜN ARTIK, GURBET HİKAYELERİ DEĞİL, BAŞARI ÖYKÜLERİNİ PAYLAŞMA GÜNÜDÜR" 1961 yılında, Sirkeci Tren İstasyonu`ndan başlayan yolculukla birlikte çok acıların çekildiğini belirten Başbakan Erdoğan "Burada iki önemli gelişmeyi de paylaşmak istiyorum. Düsseldorf`ta söz verdiğimiz üzere mavi kart uygulaması ile çalışmaları tamamladık ve geçen hafta Bakanlar Kurulunda imzaladık. Meclis`ten de en kısa zamanda geçmesi için çalışacağız. Ayrıca, önümüzdeki seçimlerde yurtdışında oy kullanmayı uygulanabilir hale getirmek için seçim kanununda bazı düzenlemeler hazırlandı ve bunları damavi kart düzenlemesi ile birlikte Bakanlar Kurulunda imzaladık. Önümüzdeki ilk seçimde inşallah artık buradan oylarınızı kullanabileceksiniz. 1961 yılında, Sirkeci Tren İstasyonu`ndan başlayan yolculuğunuz, bugün artık yarım asrı geride bıraktı Çok acılar çektiğinizi biliyorum. Özlemin, hasretin, sıla ve gurbetin içinizde volkana dönüştüğünü biliyorum. Anneden, babadan, çocuklardan ayrı, vatanın, köyün, yuvanın kokusuna hasret, dile kolay, 50 yıl geçti. Gün artık, gurbet hikayeleri değil, başarı öykülerinipaylaşma günü. Gün artık, geçmişe değil, geleceğe odaklanma günü. Umutla, heyecanla, coşkuyla, çocuklarımıza daha aydınlık bir gelecek bırakma mücadelesini hep birlikte sürdüreceğiz. Biz Türkiye`de, siz Almanya`da, umudu çoğaltmaya, barışı yeşertmeye, kardeşliği yüceltmeye devam edeceğiz. Özellikle Avrupa-Asya arasında dayanışmayı, birliği, beraberliği, sizler köprü olmak suretiyle başaracağız. Emeğiyle gurbette abideleşmiş tüm işçi, emekçi kardeşlerimi bir kez daha tebrik ediyorum. Millet olarak sizlere enkalbi şükranlarımı sunuyorum. Göçün 50`nci yılını çeşitli etkinliklerle değerlendiren Almanya makamlarına, Türkiye`den ilgili bakanlıklarımıza, başta Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı olmak üzere ilgili kurumlarımıza ve sivil toplum örgütlerine teşekkür ediyorum" dedi.
Kaynak: İHA
Terör örgütü PKK`nın hain saldırılarını lanetlediğini belirten Başbakan Erdoğan "Yine buradan, son günlerde, güvenlik güçlerimizi ve çocuk, kadın demeden masum sivilleri hedef alan, annesinin karnında daha doğmamış bebeği katleden, sokakta oynayan çocuğu, evine ekmek götürme derdindeki işçiyi hedef alan terörü de bir kez daha lanetliyorum. Tüm şehitlerimize, hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah`tan rahmet, yakınlarına, milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum. Van depremi, milletçe hepimizinimtihandan geçtiği büyük bir sınav oldu. Allah`a hamdolsun, milletçe bu imtihanı başarıyla geçtik ve geçiyoruz. Ben inanıyorum ki Van ve Erciş 7,2 şiddetinde sarsıldığında, bu zelzeleyi aynı şiddette Ankara da, İzmir de, İstanbul da, ta yüreğinin derinliklerinde hissetti" dedi. "MİLLETİMİZ TEK YÜREKTİR, TEK NEFESTİR" Türk milletini birbirine düşürmeye çalışan nifak tohumları eken şer odaklarının çabalarının beyhude olduğunu söyleyen Erdoğan ``Nifak tohumları ekmeye, aziz milletimizin evlatlarını birbirine düşürmeye, aramıza ayrımcılık sokmaya çalışan şer odakları, Van depremiyle birlikte nasıl beyhude bir çaba içinde olduklarını bir kez daha gördüler. Deprem sonrası ortaya koyduğumuz yardımlaşma ve dayanışma gösterdi ki milletimiz tek yürektir, tek nefestir. Terör saldırısı sonrasında ortaya çıkan toplumsal tepkigösterdi ki milletimiz birdir, bütündür, sıkı sıkıya birbirine kenetlenmiştir. Şundan lütfen emin olunuz; bugün burada, aramızda, Solingen saldırısının mağdurları, Mevlüde ve Durmuş Genç kardeşlerimiz var. Solingen`in acısı, sızısı, nasıl 74 milyonun yüreğine ateş saldıysa, biliniz ki Türkiye`de yaşanan her acı da buradaki kardeşlerimizin yüreğinde aynı derecede yankı buluyor. Çünkü biz aynı kaderi paylaşıyoruz. Biz aynı toprakların, aynı medeniyetin, aynı kültürün ve aynı inancın mensuplarıyız. Çünkübiz dostuz, biz akrabayız, biz kardeşiz. Biz, sadece aynı topraklar üzerinde yaşayan değil; kalbi aynı anda atan, yüzü aynı yöne bakan, aynı ay-yıldızlı bayrağın altında toplanmış bir milletiz. Çok açık söylüyorum; bu milletin birliğini, dirliğini, beraberliğini ve kardeşliğini hafife alanlar, bugüne kadar hep kaybettiler, bundan sonra da kaybetmeye mahkumlar. Hiçbir örgüt, hiçbir çaba, hiçbir saldırı bu milletin kardeşliğini sarsmayacak, sarsamayacaktır`` dedi. "TERÖR ÖRGÜTÜNE DESTEK SAĞLAYANLAR, ÖRGÜTÜN SIRTINI SIVAZLAYANLAR, ÖRGÜTE MADDİ, MANEVİ DESTEK SAĞLAYANLAR DA EN AZ TERÖR ÖRGÜTÜ KADAR SORUMLUDURLAR" Terör örgütü PKK`nın hain saldırılarına değinen Başbakan Erdoğan "Bir ay önce, Batman`da teröristlerin, sağa sola rasgele ateş açtılar. 4 yaşındaki Sultan, teröristlerin kurşunlarına hedef oldu ve gözlerini hayata yumdu. Annesi aynı şeklide terörün hedefi oldu ve umutlarını geride bırakarak Hakk`a yürüdü. Anne karnındaki 8 aylık bebek de daha gözlerini dünyaya açmadan, daha ismi bile konulmadan, daha ağlayamadan ve gülemeden terörle tanıştı. Bu insanlık dışı saldırının tek sorumlusu terör örgütüdeğildir! O tetiği çeken ve çektiren kanlı maşalar kadar, terör örgütüne destek sağlayanlar, örgütün sırtını sıvazlayanlar, örgüte maddi, manevi destek sağlayanlar da o doğmamış bebeğin katledilmesinden en az terör örgütü kadar sorumludurlar. Açık söylüyorum, terörle mücadele bir ülkenin veya bir milletin meselesi değildir; insani değerlere inanan herkesin sorumluluğudur. Terör örgütlerine göz yumanlar, terörün kanlı yüzüne ortak olurlar. Türkiye`ye terörle mücadelede gereken desteği vermeyen ama insanhakları nutku atanlara soruyorum; vahşice katledilen 4 yaşındaki Sultan`dan haberiniz var mı? Bize güya demokrasi dersi verenlere soruyorum; umutlarıyla vefat eden Anne Mizgin Doru`dan haberiniz var mı? Terör örgütünün faaliyetlerine, yayınlarına, derneklerine, para toplamasına göz yumanlara, suçluların elini kolunu sallayarak dolaşmasına göz yumanlara sesleniyorum; anne karnında öldürülen 8 aylık bebeden haberiniz var mı? Avrupalı dostlarımızın önüne dosyaları koyduğumuzda, tek tek isimleri, dernekleri,yayın kuruluşlarını, aktarılan para miktarlarını koyduğumuzda, bize bahaneler üretiyorlar. Siz o bahaneleri artık bize değil, artık Batman`da öldürülen masum yavrulara değil, eğer izah edebiliyorsanız, önce kendi vicdanınıza izah edin. Terör örgütüne gösterilen müsamahanın, Türkiye`de nasıl kanlı eylemlere dönüştüğü artpa çinde olduklarını bir kez daha gördüler. Depreiçinde olduklarını bir kez daha gördüler. Depreık daha iyi görülmelidir. Bütün bu görüşlerimizi inşallah yarın mevkidaşım Sayın ŞansölyeMerkel`e de bir kez daha ileteceğiz`` dedi. "TÜRKİYE`Yİ BÖLGESEL BİR GÜÇ, KÜRESEL BİR OYUNCU HALİNE DÖNÜŞTÜRDÜK" Türkiye ekonomisinin büyümesini ve kalkınmasını kimsenin durduramayacağını söyleyen Başbakan Erdoğan " "Türkiye`nin büyümesini, ilerlemesini, kalkınmasını hiç kimse hiçbir şekilde durduramayacak ama teröre karşı ortak bir mücadele platformu oluşturmaya tüm milletler, tüm devletler artık kararını vermelidir. Tüm dünyanın, tüm Avrupa`nın ciddi bir darboğazdan geçtiği şu günlerde, Türkiye ekonomisi istikrarlı şekilde büyümeye devam ediyor. Türkiye, sadece ekonomisiyle değil, demokrasisiyle, bölgesel veküresel barışa yaptığı katkılarla da büyüyor. Milletçe azmettik, çok çalıştık ve Türkiye`yi bölgesel bir güç, küresel bir oyuncu haline dönüştürdük. Türkiye bugün tüm dünyada yoksulların, mazlumların umudu haline geldi. Türkiye, mağdurların, kimsesizlerin sesi, nefesi haline geldi. Türkiye, herkesin sustuğu, herkesin sırt çevirdiği anlarda, zulme karşı, baskıya karşı, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı, vicdanların yükselen sesi haline dönüştü. İşte onun için, buradaki her bir kardeşimin şunu çok ama çokiyi bilmesini, hissetmesini istiyorum; sizin arkanızda çok büyük bir ülke var. Sizin arkanızda çok güçlü bir ülke var. Sizin arkanızda, sizin yanı başınızda, hiç endişeniz olmasın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Kederli gününüzde de mutlu gününüzde de yanınızdayız ve var gücümüzle, tüm imkanlarımızla yanınızda olmaya devam edeceğiz" dedi. "BİNLERCE İNSANIMIZ, İSTANBUL SİRKECİ TREN İSTASYONU`NDAN DAVULLA ZURNAYLA GURBET TRENİNE BİNDİ" Türkiye ile Almanya arasında imzalan `İşgücü Göçü Anlaşması`na değinen Erdoğan " 27 Mayıs 1960 müdahalesi, Türkiye üzerine adeta bir karabulut gibi çökmüş, ekonomiyi, siyaseti, demokrasiyi tahrip ettiği kadar, insanların umudunu da karartmıştı. Aynı yıllarda, savaşın yıkımını tamir etmeye çalışan, yeniden inşa faaliyetleri yürüten Almanya, işgücüne ihtiyaç duyuyordu. Binlerce insanımız, İstanbul Sirkeci Tren İstasyonu`ndan davulla zurnayla gurbet trenine bindi ve buralarda bandoyla karşılandı.Almanya`da, işçi yurt ve barakalarında kalan kardeşlerimiz, ailelerini getirerek, burada evlenerek, yuva kurarak göçmen işçi vasfından sıyrıldı ve Almanya`daki Türk toplumunun birer mensubu haline dönüştü. Ben, göçün 50`nci yıl dönümü vesilesiyle, 1961`den itibaren buraya çalışmaya gelen büyüklerimizden ebediyete intikal edenleri rahmetle anıyorum. Hayatta olanlara uzun ömürler temenni ediyorum. Gösterdikleri yaşam mücadelesinden, her türlü baskıya, acıya, saldırıya, ayrımcılığa karşı sabırlarından,sağduyularından dolayı gurbetteki tüm kardeşlerimizi tebrik ediyorum. 50 yıllık zaman diliminde, insanımızın dini, dili ve kültürü için çalışmış gönüllü sivil toplum üye ve temsilcilerini gösterdikleri üstün gayretten dolayı ayrıca kutluyorum, başarılarının devamını diliyorum. Zira sizler, kendinizden ziyade Almanya ve Türkiye için çalışt çinde olduklarını bir kez daha gördüler. Depreınız, ürettiniz. Almanya ekonomisine olduğu kadar, Türkiye ekonomisine katkı sağladınız. Sizler, Almanya ile Türkiyearasında, Avrupa ile anavatanınız arasında bir dostluk köprüsü oldunuz. İşte bundan dolayı, göçün 50`nci yıl dönümünde her birinize, ülkem ve milletim adına, Türkiye adına şükranlarımızı, minnetimizi bir kez daha ifade ediyorum. Belki o gün gelen vatandaşlarımız dahi, biraz para kazanıp ülkelerine dönmeyi planlıyordu. Ama aradan 50 yıl geçti ve bugün 4`üncü nesil Almanya`ya, Almanya ekonomisine emeğiyle katkı sağlıyor. Şunu büyük bir gururla ifade etmeliyim ki bugün Almanya`da 72 binin üzerinde Türkişveren irili ufaklı olmak üzere faaliyet gösteriyor ve yanlarında Türk-Alman olmak üzere olmak üzere 350 bin eleman çalıştırıyor. Türk iş adamlarının yatırımlarında istihdam ediliyor. Almanya`daki iş adamlarımızın yıllık ciroları yaklaşık 33 milyar Euro`ya ulaşmış durumda. Sadece ticaret değil. Spordan sinemaya, siyasetten adalete, emniyetten eğitime, din hizmetlerinden sağlığa kadar hemen her alanda Türkler var, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının emeği, alın teri ve başarısı var. Buradakivatandaşlarımız Almanya`ya çok hızlı entegre oldular ve oluyorlar. Ancak, entegrasyon çift taraflıdır. Entegre olan kadar, entegre olunanın da ne kadar mesafe kat ettiğini sorgulamak, bizim de en tabii hakkımızdır. 50 yıl önce misafir işçi olarak gelen, bugün 3`üncü ve 4`üncü nesliyle Almanya`nın sosyal dokusunda tartışmasız yer edinen Türklerin, fırsat eşitliğinden, eşit katılımdan ve birlikte yaşama imkanından ne kadar istifade ettiğini sormak ve sorgulamak bizim hakkımızdır. Ben her fırsatta ifadeettim, bugün burada da söylüyorum; benim buradaki kardeşim Almancayı muhakkak ama muhakkak öğrensin. Benim buradaki kardeşim, hak ediyorsa Almanya vatandaşı olsun. Ama hiç kimse bizden, kendi ana dilimizi unutmamızı beklemesin. Biz, 50 yıl sonra, sadece soyadlarıyla Türk olan, asimile olmuş bir toplum görmek değil; diliyle, kültürüyle, gelenekleriyle, inançlarıyla var olan ve ayakta duran ve yaşadığı ülkeye her yönden önemli katkılar yapan bir toplum görmek istiyoruz. Aynı şekilde, Türkçenin öğrenilmesi vebunu dil bilimi açısından da söylüyorum, kendi dilini iyi bilmeyenin bir ikinci dili öğrenmesi de adeta mümkün değil. Önce kendi dilini iyi bilecek ki bir ikinci dili de gayet iyi öğrenebilsin. Kültürün ve inançların muhafaza edilmesi için de elbirliği içinde mücadelenizi sürdürün. Biz, bölünmüşlük görmek istemiyoruz. Biz güç birliği görmek, dayanışma görmek, ortak sorunlara ortak çözümler üreten bir Türk toplumu görmek istiyoruz. Biz, Almanya makamları nezdinde, her sorununuzun çözümü için girişimdebulunmaya devam edeceğiz. Sizlerin de hukuk, demokrasi, yasalar çerçevesinde Almanya`nın geleceğiyle birlikte kendi geleceğinizi de tasarlamanızı önemli buluyoruz. Bir kez daha söylüyorum; asla yalnız değilsiniz, asla kimsesiz, çaresiz değilsiniz. Dışişleri Bakanlığımız, büyükelçiliğimiz, konsolosluklarımız, devlet-millet kaynaşmasını tesis etmiş şekilde her an yanınızda olmaya devam edecek. `Nerede bir vatandaşımız varsa, biz oradayız` sloganıyla, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığını kurduk.Bu kurumumuz da her an yanınızda olacak ve meselelerinizi yakından takip çinde olduklarını bir kez daha gördüler. Depre edecek" dedi.
"GÜN ARTIK, GURBET HİKAYELERİ DEĞİL, BAŞARI ÖYKÜLERİNİ PAYLAŞMA GÜNÜDÜR" 1961 yılında, Sirkeci Tren İstasyonu`ndan başlayan yolculukla birlikte çok acıların çekildiğini belirten Başbakan Erdoğan "Burada iki önemli gelişmeyi de paylaşmak istiyorum. Düsseldorf`ta söz verdiğimiz üzere mavi kart uygulaması ile çalışmaları tamamladık ve geçen hafta Bakanlar Kurulunda imzaladık. Meclis`ten de en kısa zamanda geçmesi için çalışacağız. Ayrıca, önümüzdeki seçimlerde yurtdışında oy kullanmayı uygulanabilir hale getirmek için seçim kanununda bazı düzenlemeler hazırlandı ve bunları damavi kart düzenlemesi ile birlikte Bakanlar Kurulunda imzaladık. Önümüzdeki ilk seçimde inşallah artık buradan oylarınızı kullanabileceksiniz. 1961 yılında, Sirkeci Tren İstasyonu`ndan başlayan yolculuğunuz, bugün artık yarım asrı geride bıraktı Çok acılar çektiğinizi biliyorum. Özlemin, hasretin, sıla ve gurbetin içinizde volkana dönüştüğünü biliyorum. Anneden, babadan, çocuklardan ayrı, vatanın, köyün, yuvanın kokusuna hasret, dile kolay, 50 yıl geçti. Gün artık, gurbet hikayeleri değil, başarı öykülerinipaylaşma günü. Gün artık, geçmişe değil, geleceğe odaklanma günü. Umutla, heyecanla, coşkuyla, çocuklarımıza daha aydınlık bir gelecek bırakma mücadelesini hep birlikte sürdüreceğiz. Biz Türkiye`de, siz Almanya`da, umudu çoğaltmaya, barışı yeşertmeye, kardeşliği yüceltmeye devam edeceğiz. Özellikle Avrupa-Asya arasında dayanışmayı, birliği, beraberliği, sizler köprü olmak suretiyle başaracağız. Emeğiyle gurbette abideleşmiş tüm işçi, emekçi kardeşlerimi bir kez daha tebrik ediyorum. Millet olarak sizlere enkalbi şükranlarımı sunuyorum. Göçün 50`nci yılını çeşitli etkinliklerle değerlendiren Almanya makamlarına, Türkiye`den ilgili bakanlıklarımıza, başta Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı olmak üzere ilgili kurumlarımıza ve sivil toplum örgütlerine teşekkür ediyorum" dedi.
