Ak Parti Grup Toplantısı...(3)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bingöl`deki canlı bomba saldırısına değinerek, "Çok merak ediyorum acaba terörist taziyesinde boy gösterenler, o canlı bombanın, çocuklarının gözü önünde anne öldüren, sokaktan geçen Mehmet Çelik`i katleden, Hatice kardeşimizin 16 yaşındaki Veysel`ini ağır yaralayan o teröristin evine de taziyeye gidecekler mi? Herkes gösterdiği tepkiyle, takındığı tavırla asaletini, karakterini ortaya koyar.

Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın büyük bölümünü Van depremi ve ardından bazı mecralarda dile getirilen ırkçı söylemlere ayırdı. Van merkezde arama kurtarma çalışmalarının sona erdiğini, Erciş`te de tamamlanmak üzere olduğunu belirten Erdoğan, meydana gelen bin 792 artçı sarsıntıda da yaptıkları uyarılar ve aldıkları tedbirlerle bu sarsıntıların kayba neden olmasının önlendiğini söyledi. Yaraların sarılması, yardımların dağıtılması ve depremzedelerin geçici barınaklarayerleştirilmesinin de büyük ölçüde tamamlandığını belirten Erdoğan, hayatını kaybeden vatandaşların 601`e ulaştığını, 4 binin üzerinde vatandaşın da yaralandığını kaydetti. 188 vatandaşın enkaz altından canlı olarak kurtarılmasının bu süreç içerisinde ayrı bir başarı örneği olduğuna işarete den Erdoğan, tüm bu çalışmalarda emeği geçen kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri, vatandaşlara da teşekkür etti. Erdoğan, Başbakanlık kaynaklarından depremzedeler için gönderilen paranın 13 milyon TLolduğunu, bunun bir yardım ödeneği olduğunu kaydetti. Erdoğan, Başbakanlık yardım hesaplarında da 10 günde Suudi Arabistan`dan gönderilen 50 milyon dolarla 118 milyon TL toplandığını bildirdi. Erdoğan, bu süreçte kendilerine destek veren siyasi parti liderleri, siyasiler, işadamlarına da teşekkür etti
Yardım kampanyalarına katılan vatandaşlara da teşekkür eden Erdoğan, şöyle konuştu: "İstanbul sokaklarında kağıt toplayarak geçimlerini sağlamaya çalışan ama kazandıklarını Van`a yardım olarak gönderecek kadar da gönlü zengin olan kardeşlerime teşekkür ediyorum. Sakarya`nın Hendek ilçesinde tekerlekli sandalyesinde balon satarak geçinen, bir günlük kazancıyla iki battaniye alan Murat Özel kardeşime Ankara`dan, bu çatı altından milletim adına teşekkür ediyorum. Harçlıklarını, biriktirdikleri küçük tasarruflarını Van`daki kardeşlerine gönderen tüm yavrularımıza şükranlarımı sunuyor,gözlerinden öpüyorum. Silivri`de Van için gönderdiği battaniye arasında 5 bin lirasını unutan kardeşime de, battaniyedeki o 5 bin lirayı bulan ve hemen sahibine iade eden depremzede kardeşime de teşekkür ediyorum. Trabzon`da yetiştirme yurdunda kalan, bisiklet alma hayaliyle biriktirdiği 61 lirayı gönderen Muhammed Demirci`ye, Muhammed`e bisiklet alarak bu tavrını ödüllendiren işadamımıza da teşekkür ediyorum. İşte bu millet böyle aziz bir millettir. Bu millet acının, gözyaşının, mağduriyetin rengine,ırkına, coğrafyasına hiçbir zaman aldırış göstermeyen onurlu ve fedakar bir millettir. On yıllardır bu milleti birbirinden ayırmak, birbirine soğutmak için her türlü nifak girişimi Allah`a şükür Van`da enkazın altında kalmıştır." Milletin birliği, bütünlüğü ve kardeşliğinin bir günde, bin günde değil, binlerce yılda oluştuğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, yüzlerce olayda da bunların test edildiğini söyledi. Erdoğan, "Senlik benlik, ayrılık gayrılık bizim aramıza sızamaz. Kimse bu milletin içinden ötekiler çıkaramaz, düşmanlar üretemez. Van depreminden sonra yaşananlar bin yıllık kardeşlik hukukumuzun ne kadar sağlam olduğu bir kaz daha ortaya koymuştur" diye konuştu. "KİMİN İSTİSMARCI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI" Herkesin hamiyet elini uzattığı böyle bir günde, tahrikten, fitne, fesattan, ayrımcılıktan medet umanların çıkmasının deprem acısı kadar yürekleri dağladığını kaydeden başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: "Kimlerin istismarcı olduğu, kimlerin milletin hissiyatını sömürdüğü, kan ve gözyaşından beslendiği; kimlerin de bu ülkede birlik ve beraberlik için kardeşlik için mücadele ettiği işte Van depreminde açık ve net şekilde ortaya çıkmıştır. Türkiye Van`da, Erciş`te enkaz altında kalanların acısıyla kıvranırken, örgüt uzantıları Van Belediyesi`ne belediye garajında basın açıklaması yapıyor, Van`da 3 günlük yas ilan ediyorlar. Dikkat edin, deprem için yas ilan etmiyorlar, öldürülen teröristler için yas ilanediyorlar. Bunların sahte Cuma namazı kıldıran sahte imamları da bu arada İstanbul`da sahte para operasyonunda tutuklanıyor. Bunların deprem, acı, gözyaşı diye bir derdi yok. Bunlar depremden ne kaldırırız, ne götürürüz bunun derdindeler. `Deprem acısını nasıl istismar ederiz`, onun peşindeler. Bütdler için gönderilen paranın ün Türkiye Van`daki enkazı kaldırmak, yaraları sarmak için seferber olurken, Azra bebeğin kurtulması ile sevinirken, bunlar Van kırsalında güvenlik güçlerine tuzak hazırlayacak kadarvicdandan, izandan ve insanlıktan yoksunlar." "MEHMET ÇELİK`İ KATLEDEN TERÖRİSTİN EVİNE DE TAZİYEYE GİDECEKLER Mİ?" Bingöl`deki canlı bomba saldırısına da değinen Başbakan Erdoğan, "Bayram alışverişine çıkan Hatice kardeşimiz, oğlu Veysel`i, kızları Ceylan ve Hazal`ı korumak için canlı bombanın üzerine kapaklanıyor ve hayata gözlerini yumuyor. Bir annenin üç çocuğunun önünde havaya uçması ne demektir? Oyuncakçı dükkanı önündeki masum sivilleri, küçük bebekleri hedef almak ne demektir? Herkesin can kurtarma derdinde olduğu saatlerde, insanların canına kastetmek nasıl bir canavarlıktır? Çok merak ediyorum; acabaterörist taziyesinde boy gösterenler, o canlı bombanın çocuklarının gözü önünde anne öldüren, sokaktan geçen Mehmet Çelik`i katleden, Hatice kardeşimizin 16 yaşındaki Veysel`ini ağır yaralan o teröristin evine de taziyeye gidecekler mi? Acaba bu vahşete, bu cinayete lanet okuyup, terör örgütüne karşı bir kınama cümlesi kurabilecekler mi? Terör örgütü bugün sadece insanımızın yaşamına kastetmiyor, aynı zamanda insani değerlere, demokrasiye, barış ve istikrara, kardeşliğimize kastediyor. Bu değerleriağzından düşürmeyenlerin çıkıp da terör örgütünün bu sabotajlarına, bu gözü dönmüşlüğüne, bu cinayetlerine ses çıkarması gerekmez mi? Herkes gösterdiği tepkiyle, takındığı tavırla asaletini, karakterini ortaya koyar. Ama bunlar bunu yapamazlar. Neden? Çünkü bunlar sipariş üzere geldiler, emir komutayla geldiler. O şekilde gelenler kalkıp da bu ifadeleri kullanma cesaretini, asaletini ortaya koyamazlar" dedi. "SELAHADDİN-İ EYYUBİ`NİN GERÇEK TORUNLARI" Kim nasıl davranırsa davransın, burası çok önemli, Selahaddin-i Eyyubi`nin gerçek torunları Selahaddin`e yaraşır şekilde artık cinayetlere, katliamlara, haksızlıkları, hukuksuzluklara kahramanca tavır alıyorlar. Benim Kürt kökenli vatandaşım artık açık yüreklilikle, cesaretle korkmadan bu canilere `yeter artık` diyor, `benim adıma öldürme` diyor, `elinin kanını bana bulaştırma` diyor. Allah`ın izniyle, milletimiz sabır ve dirayetiyle bu kanlı örgütün de, onun uzantılarının maskeleri de artık tek tekdüşüyor" diye konuştu. "90`LI YILLARA DÖNME KAYGISI ARTIK YERSİZ" Başbakan Erdoğan, teröre karşı çok yoğun bir mücadele verdiklerini, çok kararlı şekilde terörün üzerine gittiklerini ve yapılacak ne varsa onu yaptıklarını, atılabilecek hangi adım varsa onu attıklarını da vurguladı. Erdoğan, bunu yaparken demokrasiden, haklardan, özgürlüklerden de asla taviz vermediklerini belirterek, "Bölge halkının zarar görmemesi için kılı kırk yaran bir hassasiyetle harekete diyoruz. Terör ile bölge halkını birbirinden ayırıyor, kimseye zarar gelmemesi için büyük dikkatgösteriyoruz. Güvenlik güçlerimizin bu hassasiyeti bölgede büyük takdir görüyor. Terör örgütü bu hassasiyeti kırmak için, sivillerin zarar görmesi için her türlü tahriki sergiliyor ama güvenlik güçlerimiz sabırla bunların üstesinden geliyor" dedi.
Güvenlik-özgürlük dengesinden asla taviz vermeyeceklerinin de altını çizen Başbakan Erdoğan, "Eskiye dönüş kesinlikle söz konusu olmayacak. 90`lı yıllara dönme kaygısının yersiz olduğunu bugün herkes görüyor. Günlük yaşamı etkileyecek hiçbir olumsuzluğa geçit verilmediğini herkes daha iyi anlıyor Demokrasi ve hukuku zaafa düşürmeden terörle etkin bir mücadele yürütüyoruz. Terör örgütünün tuzaklarına da düşmüyoruz" diye konuştu. "IRKÇI VE AYRIMCI SÖYLEMLERİ REDDEDİYOR VE KINIYORUZ" Nasıl ki terör örgütü ve uzantıları Kürt kökenli vatandaşların temsilcisi değilse, Doğu ve Güneydoğu`daki vatandaşların da topyekun örgüt sempatizanı olarak yaftalanamayacağını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: "Eğer 80 vilayet Van`da toplanmışsa, tüm imkanlarını Van için seferber ettiyse, bu oyun ne denli bozuk olduğu ortaya konan bir oyundur. Ve halkım bunu çok iyi biliyor. Biz önceki hafta medya temsilcileriyle bir toplantı yaptığımızda, ana muhalefet ve muhalefet bunu `sansür girişimi` olarak gördü. Tüm dünyada terör-medya ilişkisi üzerine yapılan tartışmalardan bunların haberi yok. Biz burada `propaganda terörün oksijenidir` dedik. `Medya farkına varmadan terörün sözcülüğünü yapabiliyor` dedik. Başkaülkelerde yaşanan tecrübeleri anlattık, hassasiyetleri anlattık. İspanya ve İngiltere`yi anlattık. Ekranlardaki görüntülerin haber vermenin ötesine geçip, ülkenin doğusuyla batısını, kuzeyiyle güneyini karşı karşıya getirebileceğini söyledik. Kalın çizgilerle bir kez daha altını çizerek söylüyorum ki; Deprem sonrasında kimi mecralarda orta konan ırkçı ve ayrımcı görüş ve imaları şiddetle reddediyor ve kınıyoruz. Diyorum ki bugün, gelin Azra bebeği görelim, gelin Trabzon`dan bisiklet için biriktirdiğiparayı Van`a gönderen Muhammed`i görelim. Azra bebeği, Muhammed`i öne çıkarmayıp, ırkçı, ayrımcı imalarda bulunanlar ne kendilerine, ne bu millete, ne bu ülkeye hayırlı bir iş yaparlar. Terörle mücadeleye destek vermek bir partiye, bir iktidara destek vermek değildir. Bu siyaset üstü bir konudur. Terör olaylarını hükümeti yıpratma vesilesi görenler terör örgütünün ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey yapmış yapmazlar."
