Avrupa basınında Kaddafi baş sayfada

Kaddafi'nin öldürülmesi Avrupa basınında geniş yankı buldu.

Kaddafi öldü (Son Detaylar)

Bugün Avrupa basının baş sayfaları, memleketi Sirte'de öldürülen, Libya'nın devrik lideri Kaddafi'nin kanlar içindeki fotoğrafları ve konuyla ilgili yazılarla dolu...

Daily Telegraph gazetesi, Kaddafi'yi yürürken ve konuşurken gösteren video kaydının devrik liderin daha sonra başına sıkılan bir kurşunla öldürüldüğüne işaret ettiğine dikkat çekiyor. Gazeteye göre, bu görüntüler Ulusal Geçiş Konseyi'nin Kaddafi'nin çatışma sırasında bacaklarından ve başından aldığı yaralar sonucu öldüğü yolundaki açıklamasıyla çelişiyor.

'KADDAFİ'NİN CESEDİNİN SÜRÜKLENMESİ ÇİRKİN'
Financial Times'ta yazan eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Mark Malloch-Brown, "Kaddafi'nin gölgesi, ancak yeni Libya liderliği bu sondan doğru dersleri çıkarırsa kalkacak." diyor.

Malloch-Brown şöyle devam ediyor:

"Doğru ders, Libya siyasetinin artık önünün açıldığıdır. Yanlış ders ise Kaddafi'nin ölümüyle, bugün Sirte'yi neden bu kadar canla başla savundukları daha netleşen destekçilerinin, Trablus'taki hükümetin çizgisine geleceğini düşünmektir. Geçici Başbakan Mahmud Cibril, uzlaşı mesajları vererek doğru olanı yaptı. Ama Kaddafi'nin cesedinin sokaklarda sürünmesi Başbakan'ın sözlerine tezat oluşturdu. Bu çok çirkindi."

'YARGILANMALIYDI'

Financial Times ise başyazısında "Öldürülmesinden sonraki coşku havası anlaşılabilir. Ama Kaddafi sağ bırakılıp mahkemeye çıkarılsaydı daha iyi olabilirdi" diyor:

"Çünkü hem içeride hem de dışarıda yanıtlaması gereken birçok soru vardı. Despot rejiminde binlerce Libyalı işkence gördü, infaz edildi. 2004'te kitle imha silahlarından vazgeçerek övgü toplayan Kaddafi, İspanya, Almanya ve Kuzey İrlanda'da terörü destekledi. Yargılanması, kurbanlarına adalet sunabilirdi. Ama Kaddafi'nin ölümü, eski rejimin kalıntılarını etrafında toplayacak bir güç odağının ortadan kalkması nedeniyle, sallantıdaki Ulusal Geçiş Konseyi'nin Libya'yı yeniden inşa çabalarını biraz kolaylaştıracak."

Ulusal Geçiş Konseyi'nin zorluklarına karşın bazı avantajlarının da olduğu belirtilen yazı şöyle devam ediyor:

LİBYA'NIN GELECEĞİ

"Libya iyi çalışan petrol ve gaz endüstrisi sayesinde Afrika standartlarına göre zengin bir ülke. İnşa projelerini karşılayacak mali kaynaklara sahip. Libya, bölge ülkelerini istikrarsızlaştıran etnik-mezhepsel fay hatlarının geçtiği bir ülke değil."

"Ancak yönetimin 40 yıl boyunca bir kişinin elinde toplanması Libya'yı işleyen kurumlardan mahrum bıraktı. Savaşı kazananlar ise birbirlerinden tamamen ayrı ve çekişme halinde gruplardan oluşuyor. Geçiş Konseyi'nin birinci görevi Kaddafi karşıtlığı üzerinden kurulan birliğin dağılmasına izin vermemek olmalıdır. Yeniden çatışma ortamına dönülmesi son altı aydaki kazanımları tehlikeye atacaktır."

"Koşullar uygun olur olmaz savaşın galipleri, bunca insanın uğruna hayatını ortaya koyduğu özgürlükleri güvence altına alacak kurumların oluşturulması için çaba harcamalı. Libya'nın istemesi halinde Batı, teknik yardım sağlayabilir. Askeri cephede ise Libya halkına yönelik Kaddafi tehdidi ortadan kalktığına göre Batı buradaki misafirliğini fazla uzatmamalı. Despot zamanında gitti. Bundan sonrasına Libyalılar kendileri karar vermeli."

'ARAP BAHARI KANDIRMACASI'

Times gazetesi yazarı Hugo Rifkind ise "Kaddafi gitti asıl zorluk şimdi başlıyor. Arap baharı sonbahara dönüşürken, bölgede demokrasi kök salıyor diye kendimizi kandırmayalım" diyor:

"Tarih, Tahrir meydanındaki gösterilerle Berlin Duvarı'nın yıkılışını aynı yere koyabilir. Ama biz koyamayız. Orta Doğu, Doğu Avrupa değildir. Demokrasiyi arzulamak, demokrasiyi işletecek bir kültüre sahip olmakla aynı şey değildir. Evet bu belki hakaretamiz görünebilir. “

“Arap baharından önce Orta Doğu çatlak sesler çıkaran, kadını baskı altında tutan, Batı ve Yahudi paranoyası olan özgür toplumu ayakta tutabilecek deneyimden yoksun irrasyonel bir yer haline gelmişti. Bu gerçeği herkes bilmesine rağmen, Arap baharının hürmetine uzunca bir süre öyle değilmiş gibi yapıldı. Şimdi baharın ardından yazın geleceğini düşünüyorsak kendimizi kandırıyoruz demektir. Bana önce kötü bir kış yaşayacaklar gibi geliyor."

'ESAD DERS ALMALI'

Daily Telegraph ise başyazısında Libya'da bundan sonra ne olacağından kimsenin emin olamayacağını belirtiyor:

"Batı yanlısı bir rejim mi ortaya çıkar yoksa bizim çıkarlarımıza belirgin bir şekilde daha az uyan bir yönetim mi gelir bilemeyiz. Ama Kaddafi'nin ölümü, Hüsnü Mübarek ve Zeynel Abidin bin Ali'nin devrilmesi Arap dünyasında siyaseti inkar edilemeyecek bir şekilde değiştirdi. Bizim de bu değişime kendimizi ayarlamamız gerekiyor. Hala iktidara tutunabilen özeliklle Beşar Esad gibi despotlar da Kaddafi'nin sokaklarda dolaştırılan kanlı cesedini siyasi reformlara girişmeleri için korkutucu bir uyarı olarak görmeli."