AB ile İzlanda arasındaki 'uskumru krizi' derinleşiyor

Ekonomisinin büyük bir kısmı balıkçılığa dayalı olan İzlanda, yıllık uskumru avlama kotasını bir anda 65 kat arttırınca Avrupa Birliği'nin sert tepkis

Ekonomisinin büyük bir kısmı balıkçılığa dayalı olan İzlanda, yıllık uskumru avlama kotasını bir anda 65 kat arttırınca Avrupa Birliği'nin sert tepkisiyle karşılaştı. İzlanda'yı sorumsuz bir şekilde hareket etmekle suçlayan AB, uskumru krizinin Brüksel-Reykjavik hattında devam eden tam üyelik müzakerelerini olumsuz etkileyebileceğinin sinyallerini verdi.

Geçtiğimiz yaz tam üyelik müzakerelerine başlayan İzlanda ile Avrupa Birliği arasında 'uskumru krizi' yaşanıyor. Bugüne kadar yıllık 2 bin ton uskumrunun avlanmasına izin veren İzlanda geçtiğimiz günlerde radikal bir kararla bu rakamı 135 bin tona çıkardı. Ancak bu durum Avrupa Komisyonunun sert tepkisiyle karşılaştı.

Avrupa Birliğinin balıkçılıktan sorumlu komisyon üyesi Maria Damanaki 'uskumru krizinin' İzlanda'nın devam eden tam üyelik müzakerelerini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Birliğin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Stefan Füle'ye konuyla ilgili özel bir mektup yazan Damanaki konuyla ilgili kısa süre içerisinde önlem alınmasını istedi.

İzlanda'nın yanı sıra 2010 yılında uskumru avı kotasını arttıran Norveç ve Faroe Adalarına da sert tepki gösteren Maria Damanaki, "Bu durumun bir an evvel sona erdirilmesi için gerekli çalışmaları yapacağız. Kuzey denizinde uskumru avına çıkan bütün ülkeler arasında ortak bir anlaşma yapılması için caba sarf edeceğiz. Gayretlerimiz meyve vermezse İzlanda ve Faroe ile 2011'de balıkçılığın sürdürülmesi garantisini veremeyebiliriz." dedi.

Schengen üyesi olan İzlanda'nın kısa süren bir üyelik müzakeresinden sonra en geç 2013 yılına kadar Avrupa Birliği üyesi olması bekleniyor. Ancak şimdilik bu üyeliğin önündeki en büyük engel olarak İzlanda'nın balıkçılığa dayalı ekonomisi geliyor.

Birçok İzlandalı birliğe üye olunca ülke ekonomisi için son derece önemli olan balıkçılık sektörünün AB'nin eline geçeceğine inanıyor. Bu yüzden özellikle son dönemde ülke genelinde yapılan kamuoyu yoklamaları halkın büyük bir kesiminin tam üyeliği desteklemediğini gösteriyor.