STK'lar platform kurdu, referandumda 'evet' oyu kullanacak
Trabzon'da 100 civarında sivil toplum kuruluşunun desteği ile kurulan 'Trabzon Evet Platformu', 12 Eylül'de yapılacak Anayasa değişikliği referandumun
Platform üyeleri, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenledikleri basın toplantısıyla kararlarını kamuoyu ile paylaştı. Trabzon Evet Platformu adına hazırlanan basın metnini okuyan Trabzon Barosu eski başkanlarından Avukat Veysel Malkoç, artık olağanüstü şartların karanlık dehlizlerinde yaşamak istemediklerine dikkat çekti.
Dünyada her alanda son dönemlerde çok önemli gelişmeler yaşandığına işaret eden Malkoç, darbe, muhtıra gibi antidemokratik yöntemlerin son bulması, sivil iradenin üstün kılınması, kurumlar arası çatışmanın önlenmesi, daha çok insan hakları ve özgürlük ile daha çok hukuk devleti için 'evet' denmesi gerektiğini belirtti.
Demokratik hukuk devletinin işletilebilmesinin ancak ve ancak bağımsız, tarafsız ve iyi işleyen bir yargı gücü ile mümkün olduğunun altını çizen Malkoç, "Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını tam olarak sağlayamayan anayasa demokratik hukuk devleti ilkesini yaşama geçirmeyi başaramaz. Anayasamızda gerekli değişikliklerin yapılarak hukuk devleti, insan hak ve özgürlükleri ile ilgili sorunların giderilmesi durumunda Türkiye Cumhuriyeti artık uluslararası yargı organlarının kararları nedeniyle hükümlülük altına girmeyecektir." dedi.
82 Anayasası'nın topluma dar geldiği ve değişmesi gerektiğinin tüm siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları tarafından kabul gördüğünü hatırlatan Malkoç, "Nasıl ve ne şekilde değişeceği konusundaki tartışmalar nedeniyle önümüze gelen fırsatı kaçırmamak açısından 12 Eylül'de yeterli olmasa dahi yapılan anayasa değişikliğine 'evet' denmelidir. Darbe, muhtıra gibi antidemokratik yöntemlerin son bulması ve sivil iradenin üstün kılınması, kurumlar arası çatışmanın önlenmesi, daha çok insan hakları ve özgürlükler, daha çok hukuk devleti için 'evet' denmelidir." ifadelerini kullandı.
Malkoç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Demokratik standartlarımızı darbecilerin belirlemesini istemiyoruz. Doğal haklarımızın yaşanma şartlarını başkalarının belirlemesini istemiyoruz. Bizler katılımcı demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği, Meclis'in iradesinin üzerinde hiçbir iradenin olmadığı, açık, şeffaf, hesap verebilir bir yöntem anlayışının hüküm sürdüğü, ülkenin tüm imkanlarından herkesin adil şekilde yararlanma fırsatının olduğu, anayasa ve kanunlar önünde herkesin eşitliği ilkesinin tarafsızca uygulandığı, bürokratik, oligarşik ayrıcalıkların tarihe karıştığı, üstünlerin hukuku yerine hukukun üstünlüğünün herkes tarafından benimsendiği bir Türkiye'de yaşamak istiyoruz. Bunun için 'evet' diyoruz."
