Askon: 'Statüko Değişsin Diye 'Evet' Diyoruz'
Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Mustafa Koca, "statükonun değişmesi için" anayasa referandumuna "evet" diyeceklerini açıkladı.
Konuyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yapan ASKON Genel Başkanı Koca, referandum sonucunda geleceklerin derin anlamının geniş kitleler tarafından tam olarak kavranmış gibi gözükmediğini belirtti. "Evet" diyeceklerin de "hayır" diyeceklerin de tam olarak ne yapmaya çalıştıklarını bilmediğini savunan Koca, "Ama kampanyaları yürüten merkezler ne yapmaya çalıştıklarını çok iyi biliyorlar. Onun için seçimlerden daha büyük bir yüklenme ile konuyla ilgileniyorlar. Ancak önemli bir sorun var, o da şudur:
Hayır diyenlerin çok önemli bir kısmı sadece partileri hayır dedikleri için kendilerini hayır demek zorunda hissediyorlar. Bu insanların yaptıkları izahlardan anlaşıldığına göre, aslında gönüllerinden geçmeyeni seçiyorlar. Sadece parti genel görüşüne katılmak gereği ile zoraki bir tercih durumuyla karşı karşıya oldukları intibaı veriyorlar" dedi.
Gerçekten fikri anlamda değerlendirmeyi hak eden bir oylama durumu ile karşı karşıya olunduğunun altını çizen Koca şunları söyledi:
"Konuyu güncel politik tercihlerden biraz daha uzak düşünüp, değişimin getirileri üzerinde bireysel olarak kafa yormak gerektiğini anlamak lazım. Basma kalıp tekrarların robotik reflekslerinin insan onurunu zımparalayan yok ediciliğini tersine çevirmek gerekir.
Çok yalın ve sade bir şekilde meseleye baktığımızda bu referandumu, en hafifinden mevcut katı, jakoben, sorumsuz, hukuksuz ve ahlaksız bir sitemin, bir statükonun değişmesi için fırsat olarak görürüz. Onun için evet diyoruz.
Sistemin jakoben yapılanması ve bir kısım öbeklerin kendini sahip ilan etmiş olmalarının bu halk üzerine çok ciddi faturaları olmuştur. Sorgulanamayan yapılar, tüm hukuksuz eylemlerini "devletin âli menfaatleri" olarak sunmayı itiyat haline getirmişler, onları meşrulaştırma görevini de adeta yargıya vermişlerdir. Bugün içinde yaşadığımız ve mütemadiyen halktan bir kısım insanların yüreklerini yakan terör dehşeti dahi, aynı mantalitenin bir yansıması olarak hayatiyetini sürdürmektedir."
Sadece ülkenin fakir garip ve vatansever mazlum halkına reva görülen şehitlik makamı, nedense üst tabakaya pek yakıştırılmıyor. Bunun aksine ülkenin imkanlarının neması ise sadece bu kesimlere uygun bulunuyor. Terör örgütü ile girildiği düşünülen kumpaslar ve izah edilemeyen baskınlar da işin cabası. Sadece bu haksızlık ve adaletsizlik bile bir nebze ortadan kalkacaksa yine evet demek için yeterli bir sebep var demektir.
Bu konuda yargının en yüksek makamlarında bulunan bir hukukçunun söylediği şu söz, bunun çok acı tanımı olmuştur: Eğer HSYK hakkıyla işleyen bir kurum olsa idi, faili meçhuller en fazla 5-6 da kalır ve 17 binlere asla çıkmazdı.
İçinde yaşadığımız sistem, teorik olarak parlamenter demokratik bir sistemdir. Ancak hesap verilebilirlik ve şeffaflık açısından hiç de adına uygun dizayn edilmiş değildir. Bunun da en büyük dayanağı 12 Eylül darbe anayasasıdır. Bunu değiştirmeye hangi özgürlükçü düşünce itiraz eder merak konusudur.
Biz statükoyu değiştirmek adına, bir başlangıç olması düşüncesi ve temennisiyle evet demeyi bir zorunluluk olarak görüyoruz. Konunun siyasi kazancının birilerine gitmesinin, 2011 seçimlerinde birileri lehine yansımasının şimdilik bizim için önemsenen bir tarafı yoktur."
Hayır diyenlerin çok önemli bir kısmı sadece partileri hayır dedikleri için kendilerini hayır demek zorunda hissediyorlar. Bu insanların yaptıkları izahlardan anlaşıldığına göre, aslında gönüllerinden geçmeyeni seçiyorlar. Sadece parti genel görüşüne katılmak gereği ile zoraki bir tercih durumuyla karşı karşıya oldukları intibaı veriyorlar" dedi.
Gerçekten fikri anlamda değerlendirmeyi hak eden bir oylama durumu ile karşı karşıya olunduğunun altını çizen Koca şunları söyledi:
"Konuyu güncel politik tercihlerden biraz daha uzak düşünüp, değişimin getirileri üzerinde bireysel olarak kafa yormak gerektiğini anlamak lazım. Basma kalıp tekrarların robotik reflekslerinin insan onurunu zımparalayan yok ediciliğini tersine çevirmek gerekir.
Çok yalın ve sade bir şekilde meseleye baktığımızda bu referandumu, en hafifinden mevcut katı, jakoben, sorumsuz, hukuksuz ve ahlaksız bir sitemin, bir statükonun değişmesi için fırsat olarak görürüz. Onun için evet diyoruz.
Sistemin jakoben yapılanması ve bir kısım öbeklerin kendini sahip ilan etmiş olmalarının bu halk üzerine çok ciddi faturaları olmuştur. Sorgulanamayan yapılar, tüm hukuksuz eylemlerini "devletin âli menfaatleri" olarak sunmayı itiyat haline getirmişler, onları meşrulaştırma görevini de adeta yargıya vermişlerdir. Bugün içinde yaşadığımız ve mütemadiyen halktan bir kısım insanların yüreklerini yakan terör dehşeti dahi, aynı mantalitenin bir yansıması olarak hayatiyetini sürdürmektedir."
Sadece ülkenin fakir garip ve vatansever mazlum halkına reva görülen şehitlik makamı, nedense üst tabakaya pek yakıştırılmıyor. Bunun aksine ülkenin imkanlarının neması ise sadece bu kesimlere uygun bulunuyor. Terör örgütü ile girildiği düşünülen kumpaslar ve izah edilemeyen baskınlar da işin cabası. Sadece bu haksızlık ve adaletsizlik bile bir nebze ortadan kalkacaksa yine evet demek için yeterli bir sebep var demektir.
Bu konuda yargının en yüksek makamlarında bulunan bir hukukçunun söylediği şu söz, bunun çok acı tanımı olmuştur: Eğer HSYK hakkıyla işleyen bir kurum olsa idi, faili meçhuller en fazla 5-6 da kalır ve 17 binlere asla çıkmazdı.
İçinde yaşadığımız sistem, teorik olarak parlamenter demokratik bir sistemdir. Ancak hesap verilebilirlik ve şeffaflık açısından hiç de adına uygun dizayn edilmiş değildir. Bunun da en büyük dayanağı 12 Eylül darbe anayasasıdır. Bunu değiştirmeye hangi özgürlükçü düşünce itiraz eder merak konusudur.
Biz statükoyu değiştirmek adına, bir başlangıç olması düşüncesi ve temennisiyle evet demeyi bir zorunluluk olarak görüyoruz. Konunun siyasi kazancının birilerine gitmesinin, 2011 seçimlerinde birileri lehine yansımasının şimdilik bizim için önemsenen bir tarafı yoktur."
