Soylu, referandum sürecine ilişkin sorularını yanıtladı
Eski Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Süleyman Soylu, gazetecilerin referandum sürecine ilişkin sorularını yanıtladı. Soylu vatandaşın oy kullanma hakkını kimsenin engelleyemeyeceğini söyledi.

Soylu, Anadolu Fikir Platformu'nca, İhtiyaç Akademi Kocatepe Şubesi'nde düzenlenen ''Referandum'' konulu konferansta, Türkiye'nin statükocu zihniyet tarafından dünyadan izole edilmeye çalışıldığını savundu.
1961 Anayasası ile demokrasi ve bireylerin ''sorun'' olarak görüldüğünü, milli iradenin kurumlar eliyle denetim altına alınıp ülkeye ''vesayet sistemi''nin getirildiğini ifade eden Soylu, eline aldığı bir bardak suyu göstererek, ''12 Eylül'deki Anayasa değişikliği oylamasının ana hedefi şu su gibidir; içi görülen, şeffaf, sürpriz beklenmeyen bir Türkiye. Bu referandum, bu yolda atılmış çok önemli bir adımdır'' diye konuştu.
Soylu, şöyle devam etti:
''Bir zamanlar 'Muhtar bile olamaz' denilen Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi idare ediyor, Orgeneral Iğsız'ı emekli ediyor. Bütün bunlar bize bir şey vazediyor. Adnan Menderes, 'En büyük devrim, demokrasi' demişti. Cumhuriyet, şehirli ve bürokratik elitlere endeksliydi. Köylüler, dindarlar, Aleviler, Kürtler, gayrimüslimler ötelenmişti. Peki o zaman 1960'ta yapılan neydi? Bir millet şuuru, birlik beraberlik, bir arada olma şuuru imha edilmişti. 1960'da paralel devlet ve paralel toplum oluşturulmuştu. Millet tehdit olarak algılanıyordu. Bunun için de statüko kendince önlemler alıyordu. Bu anlayış Sivas olaylarını, 1 Mayıs, Çorum ve Kahramanmaraş olaylarını meydana getirmişti. Paralel toplum ve paralel devlet... Bunun 1960'taki adı ara rejimdir. Ta ki bugüne kadar... 12 Eylül'deki referandumda 'hayır' denmezse bu ara rejim, bu istibdat rejimi devam edecektir.''
''VATANDAŞ MISIN TEBAA MISIN?''
Anayasa'nın 6'ncı maddesinin toplumu ''tebaa'' olarak gördüğünü öne süren Soylu, ''Vatandaş mısın tebaa mısın? Ben vatandaş olmak, inanç özgürlükleriyle donanmak istiyorum'' dedi.
Soylu, Yargıtayda 1 milyon 600 bin, Danıştayda ise 235 bin dosyanın bir sonraki yıla devredildiğini, AİHM'e bugüne kadar Türkiye aleyhinde 2 bin 295 dava açıldığını ve bu müracaatların 2017'sinin kaybedildiğini dile getirdi. İki yıl önce 411 milletvekilinin oyu ile Anayasa değişikliği yapıldığını hatırlatan Soylu, ''Ancak Anayasa Mahkemesi iptal etti, milli irade gasbedildi, ters yüz edildi, yok edildi. Türkiye'nin en çok özen gösterilmesi gereken kızları, başörtülü-başörtüsüz denilerek ayrıma tabi tutuldu'' diye konuştu.
Heronların düşürüleceği iddialarını hatırlatan Soylu, ''Düşünün, başbakansınız. MİT geldi, dosya verdi; 'PKK'lılar çok kayıp veriyor, Heronları düşürün, imha edin' deniliyor. Böyle bir dosya geldiğinde ben başbakan olsam önce kendi kendimi imha ederim. Buna insan olarak tahammül edilemez'' dedi.
Terör aracılığıyla toplum kesimleri arasında ''nefret kamplaşması'' oluşturulmaya çalışıldığını belirten Soylu, Menderes döneminde İstanbul'daki Vatan Caddesi yapılırken ''Uçak mı indireceksiniz'' eleştirisi yapıldığını, Adana'yı sellerden koruyacak Seyhan Barajı inşa edilirken de ''Köstebekler barajı harap edecek ve sular altında kalacaksınız'' denilerek halkın korkutulduğunu söyledi.
Telekom 1995'te 40 milyar dolara satılacakken satışın Anayasa Mahkemesi kararıyla engellendiğini bunun Türkiye'ye bugünkü maliyetinin 433 milyar dolar olduğunu anlatan Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''2001 krizinde de Bankalar Kanunu'nun, hortumcuya hesap sorulmasına imkan veren kararı yargı tarafından iptal edildi. Bankaları batıranlara dokunulamadı ve bu fakir milletin 55 milyar doları hortumlandı. Bu milleti terbiye altına almak istiyorlar, yeter artık. Vesayet sistemi dağılacak. Türkiye siyasetinin yeni tanımı; artık Türkiye de etkin, sorumlu, güçlü, demokratik bir ülke olmak istiyor. İhtilaflarını ortak bir dille çözen ülke olmak istiyor. Anayasa ilk sürecidir bunun.''
