'Ben demiştim' demek istemiyorum ama...
Anayasa Mahkemesi'nin kararı nihayet belli oldu. Karar ne iktidar ne de Anayasa değişikliklerinde daha kapsamlı...
Anayasa Mahkemesi’nin kararı nihayet belli oldu . Karar ne iktidar ne de Anayasa değişikliklerinde daha kapsamlı iptaller isteyen Cumhuriyet Halk Partisi tarafından beğenildi .
Oysa , mahkemeyi yakından izleyen , mahkemenin kararlarının kendi iç tutarlılıklarını zaman içinde görmeye çalışan gözler için bu karar sürpriz değil .
Bu köşeyi okuyanlar , mahkeme kararını benim aynen dün gece açıklanan şekilde beklediğimi 16 Haziran’da okumuşlardı .
‘Ben yazmıştım’ demeyi de , diyenleri de sevmem ama bu sefer söylemek zorundayım . Mahkemenin maddeleri değil , Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’na ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçim yöntemindeki bana göre de antidemokratik olan yöntemi iptal edeceğini 16 Haziran’da yazdım , 17 Haziran’da ise iptalini beklediğim seçim yönteminin neden demokratik olmadığını anlatmaya çalıştım . Merak eden bu yazılarımı okuyabilir .
Şimdi gelelim kararın analizine . . .
En baştan başlayayım .
1 . Geçen gün de yazdım , mahkemenin parlamento tarafından yapılan Anayasa değişikliklerini ‘teklif yasağı’nın ardına sığınıp sanki şekil denetimi yapıyormuş gibi ama aslında içerik denetimi yapma hakkının olmaması gerektiğini düşünüyorum .
2 . Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’yı koruma görevi , salt yasaların Anayasa’ya uygunluğunu denetlemekte sınırlı olmalıdır . Mahkeme Anayasa değişikliklerini denetleyememelidir ; rejim bekçiliğine soyunmamalı , geçmişte askerin gördüğü işlevi ‘Durumdan vazife çıkararak’ üstlenmemeli , İran’ın teokratik rejiminin Velayet-i Fakih kurumuna benzemeye özenmemelidir . Mahkeme bizim ağabeyimiz veya elimizden tutması gereken babamız değildir .
3 . Benim bu görüşlerimin çok da fazla önemi yok ; çünkü mahkeme çoğunluğu benim gibi düşünmüyor zaten . Ve elbette hepimiz beğenmesek de mahkeme kararına uyacağız . 12 Eylül referandumunda gidip oyumuzu vereceğiz .
4 . Gerek HSYK ve gerekse Anayasa Mahkemesi’nde üye sayısının artması başlı başına olumlu bir durumdur . Yedi üyeli bir kurumu mu dışarıdan yönlendirmek daha kolaydır , 17 üyeli bir kurumu mu? Kuşkusuz daha az sayıda üyeyi yönlendirmek daha kolaydır .
O bakımdan değişikliklerin özü doğrudur .
5 . Mahkemenin HSYK ve AYM’ye seçilecek yeni üyelerin seçim yöntemindeki cingözlüğü iptal etmesi de bana göre iyidir . İktidar , mevcut seçim yönteminin hep aynı tipte insanların seçilmesine yaradığını düşünüyordu . Getirmek istedikleri yöntem ise varolandan çok ama çok daha sakıncalı , açıkça antidemokratikti .
6 . Şimdi bana göre en zor durumdaki siyasi parti CHP . Çünkü bu parti referandumda ne yapacağına karar vermekte zorlanacak . Hayır mı diyecekler , evet mi? Ülkeyi bir hayır kampanyasıyla gerip Anayasa Mahkemesi’nin bile iptal etmediği değişikliklere karşı ümitsiz bir savaşa mı girecekler , yoksa konuyu hiç konuşmamayı mı tercih edecekler?
7 . Bana göre adı ‘demokratikleşme’yle anılan bir paketin içinde olmaması gereken bir madde var ; Genelkurmay Başkanı ile Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanının suç işlemeleri halinde Anayasa Mahkemesi’nde yargılanmasını öngören . Neden Yargıtay Ceza Genel Kurulu değil de AYM? Anlamaya imkan yok . Jandarma komutanı bu hükümet eliyle ‘Kuvvet komutanı’ seviyesine yükseltiliyor , neden?
Radikal
