Arap ülkeleriyle potansiyel büyük - EKONOMİ

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin potansiyelinin çok büyük olduğunu belirterek, ''Zemin hazır, bütün malzemeler hazır, herşey hazır. Geriye siyasi irade kalıyor'' dedi.




Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin potansiyelinin çok büyük olduğunu belirterek, ''Zemin hazır, bütün malzemeler hazır, herşey hazır. Geriye siyasi irade kalıyor'' dedi.


Babacan, Arap Bankalar Birliği, Türkiye Bankalar Birliği (TBB), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Merkez Bankası işbirliğiyle düzenlenen ''Krizden Mali İstikrara'' konulu Uluslararası Arap Bankacılık Zirvesinde, hem bir Avrupa, Asya, Karadeniz, Akdeniz, hem de Hazar, Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkaslar ülkesi olan Türkiye'nin pek çok uluslararası kuruluşa üye olduğunu ve pek çok uluslararası kuruluşun da kurucusu pozisyonunda bulunduğunu söyledi.


Bir yandan kendi içinde demokrasisini ilerletirken bir yandan da AB müzakere sürecini sürdüren Türkiye'nin güçlü kültürel ve tarihi bağları olan bölge ülkeleriyle de bağlarını güçlendirme yönünde yoğun çaba harcadığını ifade eden Babacan, şöyle konuştu:

''Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin potansiyeli çok büyük. Zemin hazır, bütün malzemeler hazır, herşey hazır. Geriye siyasi irade kalıyor. Halkımız zaten bunu istiyor. Türk halkıyla Arap ülkelerinin halkları zaten bunu istiyorlar. Ara ara yaşanan kopukluklardan sonra bir yeniden buluşma coşkusu şu anda halklarımızda, toplumlarımızda yaşanıyor. Zihinlerdeki bariyerleri kaldırdığınız, işi doğal akışına bıraktığınız zatan zaten olması gereken bu.''

-''DURUŞUMUZ, BAZILARININ OYUNUNU BOZUYOR''-

Türkiye'nin dış politikasında Orta Doğu ve Arap ülkeleriyle ilişkilerinin önemli yer tuttuğuna dikkati çeken Babacan, Irak'ta, Lübnan'da, İran'da, İsrail-Filistin sorununda yapılan çalışmalara değinerek şöyle devam etti:

''Bizim dış politikada çizgimiz çok açık, çok net. Her yerde, her konuda belli ilkelerle hareket ediyoruz. Konudan konuya ilkelerimizi değiştirmiyoruz. Hep uluslararası hukuk diyoruz, insan hakları diyoruz, insanı baz alan bir politika diyoruz. Kadınların çocukların zorluk çektiği, problem yaşadığı hiçbir bölgede gerçek anlamda huzur, barış olamaz diyoruz. Bizim bu duruşumuz bazılarının işine gelmiyor. Bazılarının oyununu bozuyor. O çifte standart maalesef Orta Doğu'da, bizim bölgemizde çok uygulanan bir gerçek. Bugün bakıyorsunuz demokrasi, temel hak ve özgürlükler diyen bazı batı ülkeleri Orta Doğu meselelerinde kendi içteki standartlarını, ilkelerini bir yana bırakıyorlar, farklı şeyler söylüyorlar. Biz buna 'hayır' diyoruz, 'olmaz' diyoruz. 'Eğer standardınız varsa, ilkeniz varsa bu tek olacak, bir olacak' diyoruz. 'Kendi ülkenizin insanı için istediğinizi, Orta Doğu'da, Arap ülkelerinde, Filistin'de zorluk çeken insanlar için de istemelisiniz' diyoruz. Batıda insan hakları derken, Gazze'de, Batı Şeria'da başka ilkelerle hareket edenlere 'yanlış yapıyorsunuz' diyoruz.

Türkiye'nin bu açık duruşu hem çok takdir ediliyor, ama oyunu bozulanlar da biraz feryat ediyorlar. 'Türkiye de nereden çıktı' diyorlar. 'Kendi içine kapalıyken, doğuya, güneye sırtını dönmüşken, Orta Doğu'yla ilgilenmezken Türkiye daha iyiydi, niye oralara gidip bizim oyunumuzu bozuyor, işleri karıştırıyor Türkiye' diyorlar. Varsın desinler.''

Bakan Babacan, Türkiye'nin bu bölgedeki rolünün çok doğal bir rol olduğunu ve bunun sadece tarihi kültürel bağlardan değil, insanlık görevi olduğunu vurguladı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Arap Bankalar Birliğinin 420 üye bankası ve 2 trilyon doların üzerinde toplam aktif büyüklüğü olduğunu belirterek, Uluslararası Arap Bankacılık Zirvesinin Türkiye'de yapılmasının bundan sonraki dönemde Türkiye ile Arap dünyası arasında özellikle finansal ilişkilerin de daha iyi noktaya gelmesine katkıda bulunacağını söyledi.

Babacan, ''Krizden Mali İstikrara'' konulu Uluslararası Arap Bankacılık Zirvesinde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Arap ülkeleriyle olan ticaret hacmi 2002 yılında 7 milyar dolar iken, bu rakamın 2008 yılında 37 milyar dolara çıktığını, bu dönem içinde 5 katın üzerinde bir ticaret hacmi oluştuğunu vurguladı.

Arap ülkelerinden Türkiye'yi ziyaret eden misafirlerin sayısının 1,5 milyona ulaştığını, şu anda 2 binin üzerinde Arap şirketinin Türkiye'de yatırımının bulunduğunu belirten Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Arap Bankalar Birliğinin 420 üye bankası ve 2 trilyon doların üzerindeki toplam aktif büyüklüğü ile böyle bir programı Türkiye'de yapması, bundan sonraki dönemde Türkiye ile Arap dünyası arasında özellikle finansal ilişkilerin de daha iyi noktaya gelmesi için önemli vesile teşkil edecektir. Çünkü bakıyoruz ticarete, insan trafiğine, siyasi ilişkilere... Ama finansal akımlar, finans ilişkileri açısından diğerlerinden daha gerideyiz. Siyasi ilişkiler ilerde, ticari ilişkiler hızla gidiyor, turizm iyi ama finansal akımlarda gerideyiz. Dolayısıyla bankalarımızın da birbirleriyle daha çok iş yapmaları gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de temel hazır. Zaten çok sayıda bankanın Türkiye'de operasyonu var. Ancak biz bunun yeterli olmadığını düşünüyoruz. İlişkileri geliştirmek istediğiniz zaman hükümetleri yanınızda göreceksiniz. Biz Türk hükümeti olarak her türlü yardımı, desteği vermeye hazırız. Sizlerin geldiği ülkelerin hükümetlerinin de aynı arzu ve istekte olduğunu biliyorum. Gerek Türk bankalarının Arap bankalarıyla iş yapmasını, gerek Arap bankalarının Türkiye'de iş yapmasında bizler hükümetler olarak kolaylaştırıcı iş yapmaya hazırız. Yeter ki problemlerden haberimiz olsun. Hiç çekinmeyin, açık açık söyleyin, 'bizim şöyle bir sorunumuz var.' Bazen bankacılık sektörü doğası gereği ketum olacak. Bankacılık sırrı önemlidir. Hepsini anlıyorum ama problemleri açık konuşmazsak çözüm üretemeyiz. Biz sorunları dinlemeye ve çözüm üretmeye hazırız.''

Ali Babacan, konuyla ilgili ''Biz herkese açığız, eşit rekabet ortamı söz konusu'' dedi.

-''TÜRKİYE, AVRUPA'DAN OLUMLU ŞEKİLDE AYRIŞTI''-

Türkiye'nin önümüzdeki dönemde özellikle İstanbul'u bir küresel finans merkezi yapma isteğiyle ilgili projesi olduğunu hatırlatan Babacan, bunun için bir eylem planı hazırladıklarını ve uygulamaya başladıklarını anlattı.

Bununla ilgili Türkiye'nin atması gereken adımlar konusunda önerileri dikkate alacaklarını ifade eden Babacan, projeyle İstanbul'u daha açık bir şehir haline getireceklerini söyledi.

Türkiye'nin son küresel kriz döneminde yaptıklarına da değinen Babacan, Türkiye'nin şu anda Avrupa'dan olumlu şekilde ayrıştığını, kendisini farklılaştırdığını vurguladı.

Bankacılık sektöründe çok köklü reformlar yapıldığını, kriz döneminde bankacılık sektörüne müdahale etmek zorunda kalmayan tek OECD ülkesinin Türkiye olduğunu anımsatan Babacan, Türkiye'nin kamu maliyesinde gerekli reformları tamamlaması, borç seviyesini makul düzeyde tutması, fiyat istikrarını öncelik edinen Merkez Bankasının uyguladığı para politikalarının, ülkeyi krizden koruyan unsurlar olduğunu kaydetti.

Geçtiğimiz yılın eylül ayında çıkış stratejisi açıkladıklarını da hatırlatan Babacan, ''Türkiye'nin şu anda iç ve dış borçlanmadaki faizleri, tarihi düşük seviyelerde. Risk primi, şu anda gelişmiş Avrupa ülkelerinin bazılarıyla mukayese edildiğinde dahi daha iyi durumda. Bütün bunlar ekonomi politikalarındaki süreklilik, öngörülebilirlikle alakalı'' dedi.

Ali Babacan, Türkiye'nin bir G-20 ülkesi olduğuna değinerek, ''Dünyanın en büyük 17. büyük ekonomisi... G-20 platformunda da dünya ekonomisinde neler yapılmasına ilişkin görüşlerimizi aktarıyoruz. G-20 masası etrafında biz sadece kendimizi değil, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyadaki görüşleri ve talepleri de o masa etrafında dillendiriyoruz'' diye konuştu.

Star Gazete