Demirtaş, Erdoğan'a yüklendi

BDP gurup toplantısında konuşan Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan'a seslenerek "Önce kendi kapının önünü temizle" dedi.

İsrail'in yardım gemisine saldırısı sonrası Başbakan Erdoğan'ın tepkilerini eleştiren BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 2004 yılında yaşanan Diyarbakır olaylarını hatırlatarak 'Şimdi Netanyahu'nun bugün yaptığı açıklamalarla, sayın Başbakan'ın Diyarbakır'da yaptığı açıklamalar arasında bir fark yok.' diye konuştu.

İşte Demirtaş'ın açıklamalarının satır başları:
Deniz yoluyla Gazze'deki ambargoyu kırmaya yönelik hareket eden konvoyun İsrail devletinin durdurup adeta bir katliam yapmasını şiddetle kınıyoruz. Sayıları 20'ye yaklaşan insanlarımızla ilgili buradan bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Saldırıda yaralananlara da acil şifalar diliyorum.

Yahudi vatandaşlar bu durumu değerlendirmeli

Meseleye nereden bakarsanız bakın bu katliamı maruz gösterecek hiç bir ideoloji yoktur. İsrail'in bölgedeki politkalarının bir kez daha sorgulanması gerekecektir. Ancak bu saldırı antisemitizimi körüklememelidir. Yine temennimiz Türkiye ve Dünya kamuoyu bu tavrı değerlendirirken Yahudi devleti vatandaşları da bu durumu sağlıklı değerlendirmelidir. Kendi hükümetlerinin uyguladığı katliam politikalarını eleştirebilmelidir.

Uluslararası ilişkilerde bugünden yarına her şey değişebilir. Özellikle AKP'nin dış politikada zirvede olduklarını iddia ettikleri bir dönemde AKP'nin dış politikasını bir kez daha mercek altına alınmasını gerektiriyor.

İsrail yıllardır bir devlet terörü uyguluyor

Dünya zaten bir öngörüye sahip. Bu devletin sivillere yaklaşımı bu kadar açıkken bu konvoyun önünün açılmaması kafalarda soru işareti uyandırıyor. Gemidekilerinin karşılaşacakları bu kadar açık ifade ediliyorken, hükümetin en azından gizli bürokrasiyi kullanarak bir takım önlemler almalıydı. Dış politika konusunda aktör haline geldiğini iddia eden hükümet bir yardım gemisini gazze kıyılarına ulaştıramamıştır. Bu konvoy Gazze sularına ulaşamadan malesef katliamla durdurulmuştur. Birazdan Başbakan gurup toplantısında bu meseleyi nasıl sürdüreceklerini açıklayacaktır. BDP olarak açıkça ifade ediyoruz ki yeni bir savaç ve çatışmayı doğuracak bir politika bizim desteklediğimiz bir politika olamaz. Birileri savaş çığırtkanlığı yaparak yine başkalarının çocukları üzerinden savaş rantçılığı yapmaya çalışıyor. bir savaşı çağrıştıracak bir politikayı savunmak Türkiye'nin işi ve gücü olamaz.

Türkiye Ortadoğu'da barışın doğmasını istiyorsa bu da bir fırsattı.
Buna başlamak için Türkiye'nin önünde bir fırsat vardır. Türkiye kendi kapısının önünü temizleyerek bu adıma başlayabilir. Bu cesur kararlara bağlıdır. Hükümet bir takım kışkırtmalarla bunu maharet sağlayacaksa bu bir maharet değildir. böylesi dönemlerde barış konusunda cesur adımlar atabilen liderler ancak tarihe geçebilir.

Biz sayın Başbakan'ın Ortadoğu'daki barış girişimlerine saygı duyuyoruz ama biz Başbakan'ın bu girişimlerine inanmıyoruz. Başbakan bugün açıklamalar yapacaksa bütün bu sorunları tek başlık altında toplamalı ve kendi ülkesi başta olmak üzere açıklama yapmalıdır.

Aksi taktirde İsral'le sürdürdüğü bu 8 yıllık ilişkileri kimseye anlatamaz.
Bir sürü tank ve uçak modernizasyonu çalışmasını İsrail'le yapacaksınız ama şimdi de farklı bir bakış açısı göstereceksiniz. Başbakan önce bu pervasızlığı kendisine sormalı. eğer bu ülke kendi yurttaşlarına hak ettiği değeri gösterseydi İsrail bu katliamı yapamazdı.

Netanyahu diyor ki 'Bu kişiler terörle bağlantılı kişilerdir. Ve bu kişiler silah kaçakçılığının önünü açacak kişilerdir. Bu kişiler taş bıçak ve sopalarla askerlerimize saldırmışlardır'. Başbakan Erdoğan sokak gösterileri yaşanırken Diyarbakır'da, Başbakan Meclis'te şöyle diyordu: 'O kişiler terörle bağlantılı kişilerdir. güvenlik güçlerimize taşlarla saldırıyor. Kadın da olsa çocuk da olsa gereken cevap verilecektir'. Yıl 2010 Netenyahu açıklamasıyla arasında bir fark var mı? Siz çocukların katliamına sessiz kalırsanız başka bir ülkede sizin vatandaşlarınıza katliam yaptığında başka türlü açıklama yapamazsınız. Başbakan bu konuda çıkıp önce öz eleştiri vermelidir.

İskenderun'daki acı olaylar hepimizin yüreğini dağladı. Bu çocuklar emekçi yoksul insanlarımızın çocuklarıdır. Bu acılar yaşanmasın diye aylardır çaba sarfettmiş bir parti olarak siyasetçilerin vicdanlarını sorgulamalarını istiyoruz. Bizim çağrılarımız neden ciddiye alınmıyor. Bugün 6 gencimiz toprağa veriyoruz. Toprağa düşen her gencimizin değerinin farkındayız. Bu toplum kardeşliğe çoktan hazır. Ama siyaseti egemenliği altına alanlar barışı bu topluma çok görüyor. Bu sorunlar çözülmesi zor sorunlar da değil. Belki 3 gün içerisinde büyük mesafelerin alınabileceği bir siyasi süreçten bahsediyoruz. Laf ve söz dışında pratikte bir şey üretmeyen hükümetin bu tutumu bir sonuç yaratmıyor.

Buradan hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerin acılarını paylaşıyorum. Bizim barış konusundaki samimiyetimiz umarım hükümet tarafından dikkate alınır. Umarım annelerin acıları son bulur diye temenni ediyoruz. Yoksa 1 yıl önce başlatılan ve Demokratik Açılım diye sunulan söylemler bu noktaya gelen durumun izahının artık sayın Başbakan tarafından yapılması gerekiyor. Başbakan bundan önce hangi temele dayanarak öyle açıklamalar yaptı. biz her türlü fedakarlığı yapacağımızı ifade ettik. Eğer başbakan hala samimiyse biz hala aynı noktadayız. Demokratik ve barışçı bir çözüm bizim de çözümümüzdür. Bakın işte aradan bir yıl geçti bu ülkede hala analar ağlıyor. değişen ne oldu? Topluma bu kadar büyük umut vermenin ne anlamı vardı? AKP hükümeti bugün yapacağı açıklamada yapacakları adımları net bir şekilde ortaya koyacaktır.

Bu güne kadar Kürt Sorunun çözümü için bir çok engel vardı. Bu gün ne engel var. AKP akan kanı durdurmuyorsa bunun tek sorumlusu AKP'dir. Bir tek saat içerisinde bunu durduracak açıklamaları yapamıyorsa, yapılmayan girişimlerdir deyip AKP'yi teşhir etmeye devam edeceğiz. Artık bu noktada gerçekten herkes elini taşın altına koymalıdır. Hükümet ve muhalefetin de bir takım şeyleri göze almalı artık. Bu kadar genç ölecek özüm üretmeden sadece ölümlr üzerinden politika yapacak? bunu kabul edemeyiz... Bu saatten sonra bütün barış girişimlerimizi en üst düzeye çıkaracağız. BDP'nin politikası akan kanı durdurmak için politikaları hayata geçirmektir. Her bir arkadaşımız her bir yerde aynı zamanda barış elçisi olmak zorundadır.

Yürütülen askeri ve siyasi politikalar umudumuzu kırmadı.

PArti binalarımızın bu kadar açık bir şekilde saldırıya mağruz kalması çok vahim bir tablodur. O parti binalrının her biri bu ülkeye barış getirmek isteyenlerin barış merkezleridir. Bu ülkeye barış gelecekse o binalarla gelecektir. Ayrıca parti binalarımızın korunması içişleri bakanlığının yetkisindedir. Önlemler yetersiz. Bu hafta tartışmamız gerekn çok konu var. Hale insan hakları alanındaki sıkıntılar; İşsizlik yoksuluk ...

Van'ın Özalp ilçesinde yaşananlar karşısında hükümet adeta suspus olmuş durumda. Görgü tanıklarının ifadelerine göre çocukların üzerine bomba atılıyor. Hükümet bir baş sağlığı dahi dilemiyor ailelere. Çünkü kıymeti yok. Mustafa Muğlalı isminin kışlaya verilmesi AKP döneminde olmuştur. Böylesi bir konuda hassasiyet bilinmesine rağmen. Oraya 33 Kurşun ismiyle bir anıt yapılmak istendi. Valilik izin vermiyor. toplumun huzurunu bozar diyor. Böyle bir zihniyet olabilir mi? Son 15 gün içerisinde Diyarbakır Siir ve Batman il başkanlarımız 10'ar yıl hapis cezası aldılar. Daha geçenlerde bir mafya babası 1 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Ama bir siyasi partinin il başkanı düşüncelerini açıklaalarından ötürü 10 yıl ceza alıyor.

ensonhaber