Tarihi eserlerimizin izini sürdük

Başbakan Erdoğan Vakıflar Haftası nedeniyle düzenlenen törende bir konuşma yaptı.

Tarihi eserlerimizin izini sürdük
Başbakan Erdoğan’ın yaptığı açıklamalar şöyle:

Ortadoğu'da Osmanlı sömürüyle emperyalizmle değil barışla inşa ettiği su kanallarıyla anılmaktadır. Aynı şekilde Afrika'da Afrika'nın zenginliğini kaçıran değil oraya medreseler inşa eden bir Osmanlı var.

ESERLERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ

Herkes zamana nostalji gözüyle bakabilir ama biz bunu yapamayız. Tarihimizden onu bugüne kadar getiren eserlerinden kaçamayız. Eserlerimize sahip çıkmalıyız. Tarihe ve tarihi mirasa sırtlarını dönenler tarih oldular.

Tarihin yeniden yazılmak istendiği dönemlerden geçtik. Tarihi olmayanların geleceği olmaz bunu böyle bilmek gerekiyor. Bizim geleceğimiz de tarihimizle şekillenecek. Kökü olmayan ağaç olmaz. Aynı şekilde milletler de medeniyetler de kökleriyle yaşar. İstediği kadar eğitim alsın teknolojiyi istediği kadar iyi kullansın eğer nesiller Şeyh Edebali'yi Mimar Sinan'ı tanımıyorsa bilmiyorsa onlardan ilhamını almıyorsa asla kalıcı ve güçlü bir gelecek inşa edemez.

MİMAR SİNAN’IN RUHUNU KAZANDIRMAMIZ LAZIM

Çanakkale'nin ruh dünyası kadar Mimar Sinan'ın da ruhunu kazandırmamız lazım. Ufuklarımızı olabildiğince genişlettiği için buradan Vakıflar Genel Müdürlüğümüze teşekkür ediyorum. 7.5 yıl içinde Türkiye'nin her köşesinde olan eserlerimizi bu nesle kazandırdık.

1990'la 2000 yıllar arasında sadece 46 eser onarıldı. Biz 7 sene içinde 3400 eserin onarımını gerçekleştirdik. Burada sadece birkaç rakamı sunuyorum. 26 Kervansaray 21 imare 13 Mevlevihane dahil olmak üzere 3400 eser restorasyonu tamamlanarak gün yüzüne çıkarılmıştır.

81 vilayetimizde tarihi eserlerimizin izini sürdük. Adıyaman'a gidin caminin onarıldığını göreceksiniz. Bursa'da Emir Sultan Medresesi'nin onarıldığını göreceksiniz.

Sadece Türkiye’yle kalmıyor dünya üzerinde nerede bize ait bir eser varsa oraya ulaşıyor onlarıda gün yüzüne çıkarıyoruz. TİKA kuruluşu vasıtasıyla buluyoruz anlaşıyoruz ve hayata döndürüyoruz. Moğolistan'daki Orhun Anıtları'nı biz restore ettik. 46 kilometrelik yolunu biz yaptık. Tarih ayağa kalksın dedik. Oraya ilk gittiğimizde normal bir alana indik havaalanına değil.

BAZILARI ANKARA’NIN BİLE DIŞINA ÇIKAMIYOR

Atalarımız nerelere gitmiş ya? Biz şimdi 780 bin kilometrelik vatan topraklarının dışına çıkmıyoruz. Bazıları Ankara'nın bile dışına çıkamıyor. Kendi sınırları içindeki eserleri restore ettiler. Biz bizi biz yapan o ruh kökünden yola çıkıyor aldığımız ilhamla geleceğimiz için bir yol çizmenin mücadelesini veriyoruz. Bizler de büyük düşünüyoruz geleceğe eserler bırakmak için uğraşıyoruz.

Milliyetçilik Türk esasıyla ayrımcılığa gitme esası değil. Bu toprakların nasıl vatan olduğu hangi iklimde doğup hangi atmosferde yetiştiğini idrak etme ve bunun gereğini yapma. Süleymaniye'nin her tuğlası farklı coğrafyalardan gelmiş olabilir. Her çivi her hat ve resim farklı bir elde işlenmiş olabilir ama Süleymaniye tek bir vücut olarak bu ülkenin bir eseridir.

Bugün bizim millet tasavvurumuzun özünde bu var. Aynı kader etrafından birleşmiş bir milletiz. Dili dini rengi ne olursa olsun tıpkı Sultan Ahmet gibi bu toprakların gerçek sahibiyiz. Nasıl geçmişi birlikte inşa ettiysek geleceği de birlikte inşa edeceğiz.

ÇAKILI BİR ÇİVİLERİ BİLE YOK

2010 yılının vakıf medeniyeti için İstanbul yılı ilan edilmesi son derece düzenli bir tertiptir. Belediye başkanlığımız döneminde olsun İstanbul'u modern bir şehir yapmak için uğraşırken tarihi eserlerimizi de korumanın gayreti içinde olduk. Ama biz bu gayret içindeyken biri köprüye karşı çıkıyor biri Marmaray'a. Çünkü bunların bu ülkede onların çakılı bir çivisi bile yok.

Saatlerce bekleniyorsa oralarda çözümünü bulmak bizlerin sorumluluğudur. Onun için Marmaray dünyanın en derin raylı sistemi olarak denizin altından geçiyor. Çift tüp lastikli sistem şimdi ihalesi başlıyor.

Konuşmamın sonunda bir kez daha Vakıf medeniyetine gönül vermiş bu topraklara gönül vermiş tüm büyüklerimizin ruhuna rahmet olsun. Vakıf Haftası’nın hayırlı olmasını diliyorum.