Bankkart Okula Dönüş Kampanyası

Bahçeli'den Kılıçdaroğlu'na sıcak mesaj

MHP lideri Bahçeli Kılıçdaroğlu için “Kendileri benim okul arkadaşımdır. Başarılı bir öğrenci ve başarılı bir bürokrattı” dedi

  MHP lideri Bahçeli Kılıçdaroğlu için “Kendileri benim okul arkadaşımdır . Başarılı bir öğrenci ve başarılı bir bürokrattı” dedi

ANKARA – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığına seçilmesini " Başarılı bir öğrenciydi , başarılı bir bürokrat oldu . Şimdi de başarılı bir siyasetçi olmasını bekliyoruz " sözleriyle yorumladı .
Bahçeli grup toplantısının çıkışında gazetecilerin Kılıçdaroğlu’na ilişkin sorularını yanıtladı . CHP Kurultayının beklendiği gibi coşkulu geçtiğini , tek adaylı bir kurultay yapıldığını ifade eden Bahçeli , Kemal Kılıçdaroğlu’nu telefonla arayarak başarılar dilediğini söyledi . Bahçeli , " Kendileri benim okul arkadaşımdır . Başarılı bir öğrenciydi , başarılı bir bürokrat oldu . Şimdi de başarılı bir siyasetçi olmasını bekliyoruz " diye konuştu . Bahçeli , " Bugün gazetelere , ‘kaliteli sosyal demokrat’ şeklinde bir ifade yansıdı . Bu ifade size mi aitti " şeklindeki bir soruya " Evet , zaten düşünce itibariyle kalitelidir sosyal demokrasi " karşılığını verdi .

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , grup toplantısında yaptığı konuşmada ise " Bundan sonra siyasi gelişmelerin seyri nasıl olursa olsun AKP’den kurtuluş için geriye sayım başlamıştır . Kaçış yolu yoktur " dedi .

Bahçeli , Karadon maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 30 işçinin hayatını kaybetmesinin herkesi derinden üzdüğünü kaydetti .

Bu olayın nedenlerinin idari , teknik ve hukuki tüm boyutlarıyla araştırılarak sorumlularının ve sorun alanlarının ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Bahçeli , " Devlet , hakkın rahmetine kavuşan işçi kardeşlerimizin yakınlarının mağdur olmaması için her türlü tedbiri devreye sokmalıdır " dedi .

Anayasa değişiklik paketinin kabulü sırasında , AK Parti’li milletvekillerinin " birbirleriyle sarmaş dolaş olurken , dışarıda ağır sorunların milleti çaresizlik sarmalına mahkumiyete devam ettiğini " savunan Bahçeli , " Bu aşamadan sonra bundan önceki görüşleri ne olursa olsun herkes yapılacak referandumun sonucuna saygı duymak mecburiyetindedir " diye konuştu .

CHP’nin Anayasa Mahkemesine başvurduğunu , bunun " tıpkı AKP anayasa değişikliklerinin tek taraflı olarak onaylanması kadar meşru ve yasal olduğu " görüşünü savunan Bahçeli , " Ancak , bundan önceki girişimlerin sonuçlarına bakarsak , Anayasa Mahkemesine müracaatlardan karar aşamasına kadar geçen süreçlerin iktidar zihniyetine siyasi yığınak oluşturduğu görülecektir " dedi .

Bahçeli , " Anayasa Mahkemesinden çıkacak muhtemel bir iptal kararının neden olacağı yeni istismar sahaları ve kutuplaştırma vasıtaları , yaklaşan genel seçimlerin sonuçlarını etkileyecek gelişmeleri de başlatacağını " dile getirdi .

Türkiye’nin uzun zamandır erken genel seçimin bütün şartlarını taşıdığını ileri süren Bahçeli , " Bundan sonra siyasi gelişmelerin seyri nasıl olursa olsun AKP’den kurtuluş için geriye sayım başlamıştır . Kaçış yolu yoktur " diye konuştu .

Anayasa görüşmeleri sırasında MHP’li milletvekillerinin doğru bildiğini , doğru üslupla ve doğru yöntemlerle sonuna kadar inançla savunduğunu anlatan Bahçeli , " Her görüşmenin sonunda yapılan oylamada hür iradenizi ortaya koydunuz ve hiçbir fire vermeden ’hayır’ kararınızı tarihin tanıklığına emanet ettiniz . Milletimiz için verdiğiniz mücadele , siyasetimizin geleceği için gösterdiğiniz kararlılık unutulmayacaktır . Hepinizle iftihar ediyorum . Hepinize partim ve şahsım adına teşekkür ediyorum " dedi .

Bahçeli , şunları kaydetti :

" En zor anlarımızda bile duvar diplerinden sürünerek geçenlerin , yer altına sinerek bizi görmezden gelenlerin , şimdi darbe karşıtlığımızı ve acılarımızı kullanarak şerefli geçmişimize atıflarda bulunmaya çalışmaları tam bir iki yüzlülük ve alçaklıktır .

Elbette ki siyasete dışarıdan müdahalenin eleştirisinde , reddiyesinde ve hesaba çekilmesinde zaman aşımı veya tarihin akışı gibi bahaneleri benimsemeyiz . Ancak , otuz yıl önce nasıl büyük mağduriyetlere neden olduğunu yaşayarak bildiğimiz bir dönemi mahkum edeceğiz derken , Türkiyemizin ve büyük Türk milletinin geleceğini de AKP eliyle bölünmeye , çürümeye , parçalanmaya , ayrışmaya ve kargaşaya mahk& ; #251 ; m edemeyiz .

Açılım denen yıkımdan vazgeçildiğine dair bir işaret görmeden , kimliklerin tahrikine yönelik ihanet arayışları son bulmadan , sözde tarihi sorgulama adına konulan tuzaklara düşemeyiz . Geçmişle hesaplaşacağız derken milletimizin geleceğini kaybedemeyiz . Kimse , milliyetçi hareketten bedeli ne olursa olsun böylesi bir oyunda figüran olmasını bekleyemez . "


-İRAN İLE İLİŞKİLER-
Dış politika konusunda da iktidara eleştiriler yönelten Bahçeli , " AKP zihniyetinin Kıbrıs , Irak , Ermenistan , Yunanistan gibi alanlarda taviz üstüne taviz vererek veya vermeye hazır olduğunu ilan ederek yürüttüğü tek taraflı ilişki modelinin geldiği ve ulaştığı yer ortadadır " diye konuştu .

Bahçeli , konuşmasını şöyle sürdürdü :

" Ekümenik Patrikhane tanımından rahatsızlık duymamak , Heybeliada Ruhban Okulunu açma teşebbüsleri , cemaati bile olmayan tarihi Ermeni kiliselerini onarıp ibadete ve ayine açma hevesleri , tarihi hadiselerde ecdadı faşizan olmakla suçlamak bu düşkünlüğün yapı taşlarıdır .

Buna şimdi de İran ile ilişkilerimiz dahil olmuş , Türkiye küresel gücün kendisine verdiği ev ödevini yapmaya soyunmuştur . Kısa vadede olumlu gibi görünmesine rağmen , orta ve uzun vadede İran ile ilişkilerimizi çıkmaza sokacak bu gelişmenin arkasındaki oyunu görmek lazımdır .

Elbette kalıcı ve güven verici bağımsız kararlarla , gereken hallerde arabulucu olmak , barış ve dostluğun devamında rol oynamak gerekebilir ve olmalıdır . Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta , yine baştan beri ifade ettiğimiz başkent Ankara merkezli bir vizyonun kararlarımıza yön vermiş olmasıdır . Komşu bir ülkede üretim aşamasına yaklaşılmış nükleer silaha karşı çıkmak başka bir gerekçedir , bunu küresel gücün talebi ve baskısı ile yapmak başka bir sonuçtur .

İran’da henüz olgunlaşma sürecine giren nükleer silah aşamasını önlemeye diplomasiyle çabalamak ayrı bir gelişmedir , buna karşılık aynı mesafede olan İsrail’in sahip olduğu nükleer silahlara gözyummak farklı bir bakıştır .

Özellikle Irak’ın işgalinden sonraki gelişmelerin ABD üzerindeki tahribatı , Afganistan’da küresel gücün yaşadığı büyük zorluklar bu ülkenin İran üzerindeki yaptırımlarını zayıflatmış ve geciktirmiştir . Komşumuzdaki bir nükleer silahın varlığı tabidir ki bizim için de bir tehdit unsuru olacaktır . Ancak ABD’nin kaygısı ne Türk milleti ne de bölge güvenliğidir . Maksat mütecaviz bir İran’a karşı İsrail’e güvenlik kuşağı oluşturmaktır . "

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , " Yüksek işsizlik , Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarının eseri olarak hatırlanacaktır " dedi .

Bahçeli , partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada , " siyasetteki çalkantı , toplumdaki erozyon , ahlaktaki yozlaşma , değerlerdeki zedelenme hallerinin ekonomik ilişkilere de doğrudan doğruya sirayet ettiğini " söyledi .

AK Parti hükümetinin önem ve önceliğinde olmayan ekonomik sorunların , sosyal ve siyasal olumsuzluklarla birleşince endişe verici bir istikrarsızlık kaynağı haline geldiğini savunan Bahçeli , " Yakın tarihimiz bunların örnekleriyle doludur " diye konuştu .

" Buna rağmen , her şeyin iyi olduğuna dair sakat görüşü sürekli gündemde tutarak , ikiyüzlü ve yalan bataklığına saplanan mevcut siyasi zihniyet kadar , demokrasi tarihimizdeki hiçbir hükümet bu denli gerçeklerle bağını koparmamıştır " diyen Bahçeli , şöyle devam etti :

" AKP hükümeti , beceriksizliklerinin gerekçesini kendi dışındaki faktörlere yüklemiş , olağan gelişmelerden kaynaklanan pozitif ilerlemeleri ise başarı diye kendisine mal etmiştir . Bu siyasi çaresizliği ve kurnazlığı , ekonomide biriken ve yığılan sorunlara yönelik tutum ve değerlendirmelerinde fazlasıyla görmek mümkün olmuştur . Geçtiğimiz yıldaki tesirinden dolayı , milletimizi çok zor şartlar altında bırakan ekonomik krizin ; geri püskürtülmesi için doğru , düzgün ve kararlı adımlar atılamadığı hepimizce malumdur . Sokaklardaki insanımızın çaresiz bakışlarında ve çektiği ıstırapların merkezinde , AKP hükümetinin vurdumduymazlığı ve krizi ciddiye almaması vardır ve görmek isteyenleri çok hazin örnekler vatanımızın her köşesinde beklemektedir . Tarlalarında hayallerini bırakan , kapanan iş yerlerinde umutlarını yitiren , cebinde parası olmadığından marketlere girecek gücünü kaybeden vatandaşlarımızın içler acısı hallerinin müsebbibi , elbette AKP zihniyetinden başkası değildir . "


-İŞSİZLİK-

İşsizliğin , en büyük sorun olarak ortada olduğunu ifade eden Bahçeli , sorunun ağırlığından hiçbir şey kaybetmediğini söyledi .

Resmi olarak yüzde 14 , 4 oranında bulunan işsizliğin izah edilecek ve anlatılacak hiçbir tarafı bulunmadığını savunan Bahçeli , " Başarısızlık ortadadır ve yüksek işsizlik Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarının eseri olarak hatırlanacaktır . Dünyanın hiçbir yerinde işsizlik karşısında pes etmiş bir iktidar yoktur . Çaresizliğini itiraf eden , bu sorunun üstesinden gelemeyeceğini ikrar eden bir hükümet de bulunmamaktadır " diye konuştu .

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın , madencilerin toprak altında kalmasını doğal gördüğünü öne süren Bahçeli , " Değişik vesilelerle , ’herkese iş bulunacak diye bir kaide yoktur’ diyerek de milyonlarca vatandaşımızı tek kelimeyle sefalete itmeyi doğal görmüştür’ dedi .

Ülkede , resmi rakamlara göre 3 milyon 564 bine yakın işsiz bulunduğunu ifade eden Bahçeli , sözlerine şöyle devam etti :

" Ülkemizde , işsizliğin açtığı derin yaraya mazeret arayışları ’ne yapalım , işsizlik başka ülkelerde de var’ bahaneleri olsa olsa siyasi ahlaktan nasibini alamamışların bir yerlere sığınma telaşıdır . Daha da vahimi , iş aramayıp , çalışmaya hazır olanlarla birlikte 6 milyona yaklaşan işsiz sayımızın azaltılması yönünde fantezi teklifler dışında , hükümet tarafından hiçbir değerli çözüm , katkı ve ekonomik hamle yapılmamıştır . Başbakan Erdoğan’ın yakınları arasında işsizlik sorununu yaşayan bulunmadığından kendisinin bu konuyla ilgili bir gündemi de yoktur .

Nasıl olsa ülkemiz bütün kaynaklarıyla AKP hanedanını beslemekte ve palazlandırmaktadır . Çiftçimiz köyünde Başbakan Erdoğan daha çok gezsin , yesin , içsin diye çalışmaktadır . Esnafımız , AKP’nin bıyığı yeni terleyenlerinin iş kurmaları , ticaret yapmaları için olmayan kazançlarının vergilerini vermektedir . Emeklimiz , işçimiz yandaşların daha çok ihale alması için çile çekmektedir . Bu ahlaksız ve en ufak olumlu tarafı olmayan yozlaşmış zihniyetin işsizimizin derdini anlaması ve yanında olması mümkün değildir . "

Bahçeli , partisinin işsizliğin giderilmesine yönelik tekliflerinden bazılarını şöyle sıraladı :

" -İşsizlikle mücadelenin esası , istihdam odaklı sürdürülebilir büyümenin gerçekleştirilmesine , istihdam edilebilirlik düzeyinin yükseltilmesine ve girişimci odaklı piyasasının tesis edilmesine bağlı olmalıdır .

-Ülkemizin sahip olduğu bütün üretim faktörlerinin etkin ve verimli bir şekilde , en üst düzeyde üretim sürecine dahil edileceği ve tam istihdamı esas alan Milli Ekonomi Programı uygulamaya konulmalıdır .

-Rant ekonomisinden yatırım-üretim-istihdamı sürekli artırmayı öngören üretim ekonomisine geçilmelidir .

-Özel teşebbüssün uzun vadeli yatırım kararları alabileceği yatırım iklimi oluşturulmalı , küçük ve orta ölçekli işletmeler desteklenerek , doğrudan yabancı sermayenin katma değer ve istihdam yaratmak üzere yapacağı yatırımlar özendirilmelidir .

-Ekonomik önlemlerin yanı sıra iş gücü piyasası tedbirleriyle birlikte sosyal politikalar da gözden geçirilmelidir .

-İşsizlik ödeneklerinin ve sosyal yardımların kapsamının genişletilmesi yoluyla , sosyal güvenlik ağları güçlendirilmeli , iş arayanların iş bulmasına yardım edecek aktif iş gücü piyasası programlarına yönelik kaynaklar artırılmalıdır .

-Yatırımı ve verimliliği teşvik etmeyi amaçlayan uygun kredi imkanlarının sunulması sağlanmalı ve iş gücü sektörler arası gözden geçirmeyle yeniden yapılandırılmalıdır . "


- " EKONOMİ DALGALI BİR DENİZDE " -
" Türkiye ekonomisinin dalgalı bir denizde kaptansız ve pusulasız şekilde akıntıların ve esen rüzgarın yönüne göre yol aldığını ve felaketine biraz daha yaklaştığını " ileri süren Bahçeli , " Bir de bunun üzerine küresel ekonomideki kriz tufanı eklendiğinde , ne kadar büyük sorunlarla yüz yüze kalındığı daha iyi anlaşılabilecektir " dedi .

Yunanistan başta olmak üzere , AB’nin kriz sarmalına girmesinin gelecek dönemlerin çok sıkıntılı geçeceğini gösterdiğini ifade eden Bahçeli , şunları söyledi :

" İhracatımızdaki payı yüzde 45 , 7 olan AB’nin , ekonomik sorunlarının katlanması ve içinden çıkılmaz düzeye ulaşması halinde Türkiye’nin dış dengesi bundan olumsuz etkilenecektir . Nitekim bunun belirtileri görülmüş ve etkili olmaya başlamıştır . Bu kapsamda , ithalatın ihracattan daha çok ve hızlı artması dış açığı yükseltmiş ve eski bir yaranın kanamasına neden olmuştur . Özellikle gelişmiş ülkelerin yeni sorunlarla karşılaşmaları ve bunların gittikçe büyümesi , dış talep vasıtasıyla gelişmekte olan ülkeleri de etkisi altına alabileceğini göstermektedir .

Bu itibarla çoğalan dış açık ve bunun sonucunda katlanan cari açık Türkiye ekonomisi için hayra alamet göstergeler değildir . Özellikle yabancı sermayenin ani karar değişiklikleri ve dış finansmanda karşılaşılabilecek problemler ülkemizi zora sokacak yeni bir sürecin kapısını aralayabilecektir . Bunların yanı sıra geçtiğimiz yılın sonlarına doğru yapılan kamu fiyat ayarlamaları ve vergi zamları , izleyen süreçte gıda ve emtia fiyatlarındaki artışlar , enflasyon canavarının gözlerini yeniden açmasına neden olmuştur . Stok birikiminin sınırlı düzeyde olması da Türkiye ekonomisinde toplam talepteki belirsizliğin devam ettiğini teyit etmektedir . Dış ve iç talepteki derin zaaflar sanayi sektöründen hizmetler sektörüne kadar her sektöre yayılmış , bu da doğrudan doğruya yeni iş sahalarının açılmasına mani olmuştur .

Vatandaşlarımız yeterli geliri olmadığından harcama yapamamakta ve ekonomik faaliyetlerin canlanması mümkün olmamaktadır . Bütün bu gerçekler ortada iken , ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısının Türkiye ekonomisinin parmakla gösterildiğini iddia edebilmesi şayet akıl tutulması değilse siyasi basiretin iflasıdır . Türkiye ekonomisinin 2008 yılında içine girdiği çözülme ve çöküş süreci geçtiğimiz yıl doruk noktaya ulaşmıştır . "


-KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ ÖNGÖRÜLERİ-

Bahçeli , " hükümetin en büyük dayanağının derecelendirme kuruluşlarının verdikleri notlar olduğunu " ifade etti .

" Geçmişte derecelendirme kuruluşlarından bazılarının , Yunanistan ekonomisi alarm verirken , bu ülkeye olumlu not vermeleri aslında bu şirketlerin öngörülerinde nasıl bir isabetsizlik içinde olduğunu açıklıkla kanıtlamıştır " diye konuşan Bahçeli , şunları kaydetti :

" Ayrıca geride kalan günlerde , ekonominin yönetiminden sorumlu Başbakan Yardımcısının bir tespiti bizim için son derece dikkat çekici olmuştur . Bu zat , uluslararası göstergelere bakıldığında , Türkiye’de günlük bir doların altında geliri olan vatandaşımızın kalmadığını ve iki doların altında bulunanların ise hemen hemen olmadığını vurgulamıştır . Elbette bu sözler , her anlamda sorunlu ve endişe vericidir . Türkiye’de bulunan , Türkiye’de görev yapan ve Türk milletinin oyuyla seçilen siyasi bir iktidarın , ülkemizin ağırlaşan yoksulluk sorunun üstünü , uluslar arası raporlarla örtmeye çalışması ve bunu da marifetmiş gibi sunması tam bir sorumsuzluk ve kendini bilmezliğin ifşası olmuştur .

Eğer AKP hükümeti , vatandaşlarımızın durumunun ne olduğunu sokaklardan , çarşılardan , pazarlardan ve hanelerden değil de yalnızca uluslararası raporlardan öğreniyorsa , milli kurum ve kurallara ihtiyaç kalmamış demektir . Böylesi siyasi zihniyete göre bağımsızlığımızın bir anlamı da olmayacaktır . Her şeyi yabancı güçlerin tercih ve kararlarına teslim edersiniz olur biter . Anlayış budur , mantık bu yöndedir . Tokatlının gündemi , Ağrılının beklentisi , Nevşehirlinin sorunları , Muğlalının talepleri Amerikan ve Avrupalı şirketlerin vereceği karne notları ile mi karşılanacaktır? "

Bahçeli , Süper Lig’de şampiyon olan Bursaspor’un oyuncuları , yöneticileri ve taraftarlarını da kutladı . ( anka , aa )

Radikal