Cinsel Taciz Ve Cinsel İstismar Olayları

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Mersin Şube Başkanı Yaşam Yanardağ Çelik, Türkiye'de son dönemlerde yaşanan cinsel taciz ve istismar olaylarının normalleştirilmeye çalışılmasının tehlikeli bir yaklaşım olduğunu söyledi

Cinsel Taciz Ve Cinsel İstismar Olayları
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Mersin Şube Başkanı Yaşam Yanardağ Çelik, Türkiye'de son dönemlerde yaşanan cinsel taciz ve istismar olaylarının normalleştirilmeye çalışılmasının tehlikeli bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Siirt'in Pervari ilçesinin yanı sıra Manisa ve son olarak da Kayseri'de yaşanan cinsel taciz ve cinsel istismar olaylarıyla ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan CİSED Şube Başkanı Çelik, söz konusu olaylarda öncelikle altı çizilmesi gereken konunun; olayın normalleştirilmeye çalışılması olduğunu vurguladı. "Bunlar çocuk ve olayın fazla uzatılmasına gerek yok. Adalet yerini buldu ve sorumlular cezalandırıldı. Olayı kurcalayıp da huzuru bozmayalım" şeklindeki bir anlayışınsa yanlış olduğunu kaydeden
Çelik, bugün bu tür sorunların yaşanmasının temel nedenininse; cinselliğin toplumda bir tabu olarak kabul edilmesi, konuyla ilgili konuşmanın veya merak edip soru sormanın dahi ayıp, yasak veya günah sayılması olduğunu anlattı.
Yaşam Yanardağ Çelik, "Yaşanan olaylara rağmen hala aynı mantıkla abartılıyor ya da başka yerlerde de yapılıyor ne olmuş düşüncesinin bazı kesimlerde egemen olduğunun görülmesi üzüntü vericidir. Siirt'in isminin çok ön planı çıkması bu olayların tek bir ilde yaşandığı veya o ilde yaşayan insanların nasıl bir kültürel yozlaşma içine girdiğinin göstergesi asla olamaz. Bu tüm dünyanın yaşadığı ortak bir sorun olmakla birlikte bizim ülkemiz gibi aşırı gelenekçi ve geri kalmış ülkelerde daha fazla
yaşanmaktadır. Görüldüğü gibi sadece Siirt'te değil, Manisa ve Kayseri'de de benzer olaylar yaşandı. Bu feodal ve muhafazakar düşünce yapısı devam ettiği sürece taciz ve istismar olaylarının da önüne geçilemeyerek travmalar oluşmaya devam edecektir" dedi.

"KAPSAMLI BİR KORUMA VE CİNSEL EĞİTİM PROGRAMI ŞART"
UNICEF tarafından Türkiye'deki cinsel taciz ve cinsel istismar olaylarıyla ilgili olarak yapılan açıklamada yer alan "Yasalar ne kadar güçlü olursa olsun, suçu engelleyeceklerinin bir garantisi yoktur" ifadesini hatırlatan Çelik, bu nedenle de aile ve çocuk başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları, medya ve hükümet kurumlarını içeren kapsamlı bir koruma programı hazırlanmasının da bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. Çelik, bu programın tek başına yeterli olmayacağını kapsamlı bir cinsel eğitim
programının da hazırlanarak, hayata geçirilmesi gerektiğinin de altını çizdi.
Yaşanan olayların aynı zamanda 'yetişkin' ve 'ergen' boyutu olduğuna dikkat çeken Çelik, yetişkin bir insanın bir çocuğa cinsel taciz veya istismarda bulunmasına 'pedofili' denildiğini ve sanılanın aksine bu tür insanların şiddete meyilli saldırgan görünüşlü değil, mülayim ve sessiz kişilikler olarak öne çıktığını söyledi. Bu normal dışı bir durum ve hastalıkken bir ergenin küçük bir çocuğa cinsel taciz veya istismarda bulunması duruma göre değişiklik gösterebileceği uyarısında bulunan Çelik, "Eğer bu
olayı yaşayan çocuklar arasında 4 yaştan fazla yaş farkı varsa bu taciz ve istismara girer ama akran çocukların bunu yapması merak duygusunu gidermek için oynanan cinsel içerikli bir oyundur. Elbette ki tasvip edilen bir şey değildir ancak giderilmeyen merak duygusu ve yanıtlanmayan sorular, çocukları doğal olarak bu duruma yöneltebilir" diye konuştu.

"ÇOCUKLARA KÜÇÜK YAŞTAN İTİBAREN CİNSEL EĞİTİM VERİLMELİ"
Yaşanan olaylarda çocukların hedef seçilmesinin pek çok nedeni olduğunu kaydeden Çelik, çocukların çabuk kandırılabilen ve savunmasız olmasının yanında o an ne yaşadığının bilincinde bile olmayabileceğini veya korkudan kimseyle paylaşamayacağını dile getirdi. Ancak bu durumun kötü bir kısır döngünün başlangıcı olabileceğini ifade eden Çelik, çocukken cinsel tacize uğrayan ve o süreçte herhangi bir psikolojik destek görmeyen bir başka ifadeyle de travmasını atlatamayan bireylerin, kendilerinin de yetişkin
olduklarında benzer durumu başka bir çocuğa uygulayabileceğinin altını çizdi. Kurban olan kişinin, gücü elde ettiğinde 'kurban etme eğilimi'ne girebileceğini anlatan Çelik, kurban eden kişiyle kurulan bu ters özdeşimin de, pedofili vakalarının öykülerinde sıkça karşılaşıldığını belirtti.
Çelik, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Burada yalnızca olayları ve kişileri deşifre ederek veya suçu işleyen kişilere ceza vererek kalıcı bir çözüm elde edemeyiz daha temelden, çözüm için eğitim anlayışımızın içerisine anaokulundan itibaren cinsel eğitimin verilmesinin yerleştirilmesi gerekmektedir. CİSED'in kamuoyuna deklarasyonu olan bu durumu ilgili makamlar ivedilikle gündemlerine almalıdır. Ayrıca anne-babaların bu anlamda çocuklarına güven vermeleri ve tutumları çok önemlidir. Çünkü çocuk başına bu tür bir olumsuzluk geldiğinde hiç
korkmadan ve yargılanacağını düşünmeden kendisini ifade edebilmelidir. Eğer biz ebeveynler olarak cinsellikten bahsedildiğinde kızarıp bozarak lafı değiştirirsek; çocuklarımıza da bu konudan bahsedilmemesi gerektiğiyle ilgili bilinçdışı bir mesaj vermiş oluruz."