Mustafa Ünal: CHP ve uzlaşma
Zaman gazetesi yazarlarından Mustafa Ünal bugünkü köşesinde anayasa paketi görüşmelerini köşesine taşıdı.
İşte Mustafa Ünal'ın köşe yazısı;
CHP ve uzlaşma
Önerinin ilk sahibi aslında CHP lideri Deniz Baykal, ne söylediğini unutmuş olamaz, 'tarihî teklif' dediği çağrısının üzerinden sadece 20 gün geçti.
Önerisi tevil götürmeyecek kadar açıktı, 'paketi ayıralım, sadece üç madde referanduma gitsin, biz de destek verelim' dedi.
Uzlaşma şartı olarak 'parti kapatma, HSYK ve Anayasa Mahkemesi'nin' yapısını değiştiren maddelerin halkoylamasına sunulmasını teklif eden bizzat Baykal'dı. Sonra üç maddenin, üç konu olduğu, 11 maddeyi kapsadığı anlaşıldı.
Başbakan Erdoğan tarihî öneriye olumlu sinyal verince Baykal masaya oturacağına yan çizdi, işi yokuşa sürdü ve AK Parti'nin kabul etmeyeceğini bildiği yeni önerilerde bulundu. Üç maddenin askıya alınmasını istedi. Uzlaşma arayışı başlamadan bitti.
Gece yarılarına kadar süren anayasa görüşmeleri sırasında Meclis'te kurumsal olmasa bile CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında uzlaşmanın yolları arandığı medyaya yansıdı.
Bu olumlu havanın da etkisiyle hafta sonu Kanal 7'de Adalet Bakanı Sadullah Ergin uzlaşma kapısının açık olduğunu vurguladı. Söylediği, Baykal'ın ilk teklifini tekrarlamaktan ibaretti. Yeni, farklı bir şey söylemedi. İlaveten 'Anayasa Mahkemesi'ne gitmemeli' de dedi. Bu da doğal, aksi düşünülemez. Uzlaşmanın olması durumunda herhalde mahkemeden söz edilemez.
CHP hem üç maddenin referanduma gitmesi konusunda uzlaşmaya varacak hem de Anayasa Mahkemesi'ne başvuracak... İkisinin bir arada olması mümkün mü?
Ergin'in uzlaşma önerisi lafta kalmadı, nasıl olacağını da gösterdi, yürürlülük maddesi revize edilerek paketin ikiye ayrılabileceğini söyledi.
Rakamlar bıçak sırtında seyretse de Ergin uzlaşma önerisini ikinci turda risk gördüğü için yapmış değil. CHP, DSP ve BDP'nin katılmadığı oylamalarda maddelerin hepsi ilk turda 330'un üzerinde oy aldı. Benzer tablonun ikinci turda da tekrarlanacağı açık. Olumsuz anlamda değişmesi için bir sebep yok.
Paketin ayrılmasını, üç konuyu kapsayan maddelerin halkoyuna sunulmasını 'uzlaşma şartı' olarak öne süren CHP'nin Ergin'in teklifi karşısında heyecanlanması beklenirken Baykal şaşırtıcı biçimde üslubunu da bozarak 'Bu ahlaksız tekliftir' dedi.
Bu teklifin neresinin ahlaksız olduğunu izah etmedi. Baykal, Ergin'in uzlaşma önerisinin neyine, neden karşı çıktığını anlatmadı. Sesini yükseltti, üslubunu sertleştirdi, o kadar...
Anayasa konusunda başından beri sürekli uzlaşmadan, mutabakattan söz eden CHP lideri, AK Parti bu yönde adım attığında, uzatılan ele doğru uzanacağına, durduğu yeri hızla terk ediyor. 20 gün içinde yaşanan iki örnek: Erdoğan'ın 'Paketi ayırabiliriz' çıkışına da Ergin'in 'Uzlaşabiliriz' çağrısına da aynı tepkiyi verdi.
CHP uzlaşma üzerine siyaset üretiyor ama 'uzlaşmadan korkuyor' görüntüsü içinde. Bu manzara karşısında 'CHP gerçekten uzlaşma istiyor mu?' sorusu ciddi bir sorudur. Uzlaşma isteyen bir parti bu yönde atılan her adımı önemser ve daha da geliştirmenin yollarını arar. Oysa CHP tam tersini yapıyor.
CHP lideri konuşmalarıyla paketin kaderinin belirleneceği ikinci turun öncesinde siyasi havayı daha da ağırlaştırdı. Zor olan uzlaşmanın kapılarını bütün bütün kapattı. Dün grup toplantısında Erdoğan'ı kastederek 'Kurnazlık önce 2002'de milletvekili olup, bu Anayasa üzerine 'namusum ve şerefim üzerine' yemin ettikten sonra Anayasa'nın özünü böyle tahrip etmekle kendini gösteriyor.' dedi.CHP liderinin askerî darbe ürünü Anayasa'ya yüklediği anlama bakar mısınız?
CHP, anayasa değişikliği konusunda uzlaşma isteyen bir parti gibi davranmadı. Kapıları hep kapalı tuttu. Yaptığı sadece uzlaşma üzerine siyaset üretmek.
CHP ve uzlaşma
Önerinin ilk sahibi aslında CHP lideri Deniz Baykal, ne söylediğini unutmuş olamaz, 'tarihî teklif' dediği çağrısının üzerinden sadece 20 gün geçti.
Önerisi tevil götürmeyecek kadar açıktı, 'paketi ayıralım, sadece üç madde referanduma gitsin, biz de destek verelim' dedi.
Uzlaşma şartı olarak 'parti kapatma, HSYK ve Anayasa Mahkemesi'nin' yapısını değiştiren maddelerin halkoylamasına sunulmasını teklif eden bizzat Baykal'dı. Sonra üç maddenin, üç konu olduğu, 11 maddeyi kapsadığı anlaşıldı.
Başbakan Erdoğan tarihî öneriye olumlu sinyal verince Baykal masaya oturacağına yan çizdi, işi yokuşa sürdü ve AK Parti'nin kabul etmeyeceğini bildiği yeni önerilerde bulundu. Üç maddenin askıya alınmasını istedi. Uzlaşma arayışı başlamadan bitti.
Gece yarılarına kadar süren anayasa görüşmeleri sırasında Meclis'te kurumsal olmasa bile CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında uzlaşmanın yolları arandığı medyaya yansıdı.
Bu olumlu havanın da etkisiyle hafta sonu Kanal 7'de Adalet Bakanı Sadullah Ergin uzlaşma kapısının açık olduğunu vurguladı. Söylediği, Baykal'ın ilk teklifini tekrarlamaktan ibaretti. Yeni, farklı bir şey söylemedi. İlaveten 'Anayasa Mahkemesi'ne gitmemeli' de dedi. Bu da doğal, aksi düşünülemez. Uzlaşmanın olması durumunda herhalde mahkemeden söz edilemez.
CHP hem üç maddenin referanduma gitmesi konusunda uzlaşmaya varacak hem de Anayasa Mahkemesi'ne başvuracak... İkisinin bir arada olması mümkün mü?
Ergin'in uzlaşma önerisi lafta kalmadı, nasıl olacağını da gösterdi, yürürlülük maddesi revize edilerek paketin ikiye ayrılabileceğini söyledi.
Rakamlar bıçak sırtında seyretse de Ergin uzlaşma önerisini ikinci turda risk gördüğü için yapmış değil. CHP, DSP ve BDP'nin katılmadığı oylamalarda maddelerin hepsi ilk turda 330'un üzerinde oy aldı. Benzer tablonun ikinci turda da tekrarlanacağı açık. Olumsuz anlamda değişmesi için bir sebep yok.
Paketin ayrılmasını, üç konuyu kapsayan maddelerin halkoyuna sunulmasını 'uzlaşma şartı' olarak öne süren CHP'nin Ergin'in teklifi karşısında heyecanlanması beklenirken Baykal şaşırtıcı biçimde üslubunu da bozarak 'Bu ahlaksız tekliftir' dedi.
Bu teklifin neresinin ahlaksız olduğunu izah etmedi. Baykal, Ergin'in uzlaşma önerisinin neyine, neden karşı çıktığını anlatmadı. Sesini yükseltti, üslubunu sertleştirdi, o kadar...
Anayasa konusunda başından beri sürekli uzlaşmadan, mutabakattan söz eden CHP lideri, AK Parti bu yönde adım attığında, uzatılan ele doğru uzanacağına, durduğu yeri hızla terk ediyor. 20 gün içinde yaşanan iki örnek: Erdoğan'ın 'Paketi ayırabiliriz' çıkışına da Ergin'in 'Uzlaşabiliriz' çağrısına da aynı tepkiyi verdi.
CHP uzlaşma üzerine siyaset üretiyor ama 'uzlaşmadan korkuyor' görüntüsü içinde. Bu manzara karşısında 'CHP gerçekten uzlaşma istiyor mu?' sorusu ciddi bir sorudur. Uzlaşma isteyen bir parti bu yönde atılan her adımı önemser ve daha da geliştirmenin yollarını arar. Oysa CHP tam tersini yapıyor.
CHP lideri konuşmalarıyla paketin kaderinin belirleneceği ikinci turun öncesinde siyasi havayı daha da ağırlaştırdı. Zor olan uzlaşmanın kapılarını bütün bütün kapattı. Dün grup toplantısında Erdoğan'ı kastederek 'Kurnazlık önce 2002'de milletvekili olup, bu Anayasa üzerine 'namusum ve şerefim üzerine' yemin ettikten sonra Anayasa'nın özünü böyle tahrip etmekle kendini gösteriyor.' dedi.CHP liderinin askerî darbe ürünü Anayasa'ya yüklediği anlama bakar mısınız?
CHP, anayasa değişikliği konusunda uzlaşma isteyen bir parti gibi davranmadı. Kapıları hep kapalı tuttu. Yaptığı sadece uzlaşma üzerine siyaset üretmek.
