Chp Grup Toplantısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Çankaya Köşkü'nde verilen resepsiyona katılmamasına yönelik eleştirilerine yanıt vererek, "Efendim neymiş, Çankaya Köşkü'ne niye gitmemişiz

Chp Grup Toplantısı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Çankaya Köşkü'nde verilen resepsiyona katılmamasına yönelik eleştirilerine yanıt vererek, "Efendim neymiş, Çankaya Köşkü'ne niye gitmemişiz. Sen gittin, ne oldu, boyun mu uzadı? Ben cumhura gittim, hak arayan işçi kadına gittim, elinden tuttum. Senin hakkını biz koruyacağız dedim. Sen mi iyi iş yaptın, ben mi iyi iş yaptım?'' dedi.
Partisinin TBMM'deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, salona girerken BDP Grup Salonu'ndan çıkan Genel Başkan Selahattin Demirtaş'la karşılaştı. Kılıçdaroğlu ve Demirtaş, tokalaşarak selamlaştı. Konuşmasında Taksim'de meydana gelen patlamaya değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin terörden çok çektiğini ve büyük bedeller ödediğini kaydetti. Barıştan ve kardeşlikten yana olanların teröre karşı birleştiğini, bir yürek olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Ayırmak istediler
ayrılmadık. Bölmek istediler bölünmedik. Bölünmeyeceğiz, ayrılmayacağız'' dedi. Terörün olmadığı, huzurlu bir ülke istediklerini belirten Kılıçdaroğlu, teröre karşı ortak mücadelenin hep birlikte sürdürüleceğini vurguladı. Mutlu ve huzurlu bir ülke için bireylerin aşı ve işi olması gerektiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bunun da sosyal devlet anlayışı içinde sağlanabileceğini söyledi. Siyasal iktidarın görevinin devleti sosyal tutmak olduğunu, CHP'nin de bu anlayışla iktidar için yola çıktığını ifade etti.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Çankaya Köşkü'nde verilen resepsiyona katılmamasına yönelik eleştirilere de yanıt veren Kılıçdaroğlu, cumhuriyetin 87. kuruluş yıl dönümü kutlamaları için İstanbul'a gittiğini ve Kadıköy'de düzenlenen halk yürüyüşüne katıldığını anımsattı. Buradan Türkiye'nin 81 iline huzur, barış, dostluk ve kardeşlik mesajları verdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, verdikleri huzur, barış ve kardeşlik mesajının Ankara'da birilerini rahatsız ettiğini söyledi. Kılıçadroğlu, ''Ne olmuş?
Ben gitmişim Kadıköy'de yurttaşlarla buluşmuşum. Meğer o cumhurla buluşmak değilmiş. Neymiş cumhurla buluşmak? Daha başka yerlere gitmekmiş. Bizim oralara gitmediğimizi kim söyledi bunlara? Yani Kadıköy'de yaşayan insanlar bu ülkenin insanları değil mi? Onlar bu ülkenin halkı değil mi? Ben diyorum, bunlar bölücü. Bunların gizli gündemi var. Bunlar insanımıza düşman insanlar, insanımızı bölen insanlar. Biz 'huzur' diyoruz, onlar 'huzursuzluk olsun' diyorlar. Biz 'bölünmeyelim' diyoruz, onlar 'bölünelim'
diyorlar. Bunu ancak asıl amaçlarına ulaşmak için gizli gündemleri olan siyasal anlayışlar yapar. AK Parti'nin hedefi budur. AK Parti kendi yurttaşına hizmet etmek için gelmiyor iktidara, devleti ele geçirmeye çalışıyor. Onun için diyorum gizli gündemleri var. İstediğiniz kadar gidin, tek bir Cumhuriyet Halk Partili kalıncaya kadar sizinle kararlılıkla mücadele etmek bizim boynumuzun borcudur. Öyle çıkacaksınız 'yok cumhura gitmediler, yok şunu söylediler'. Cumhur başımızın üstündedir, her yurttaşımız
başımızın üzerindedir. Biz onlar gibi insanları ayırmıyoruz. Kadıköy'deki de benim insanım, Sultanahmet'teki de, Esenler'deki de. Hakkari'deki de, Bitlis'teki de, Trabzon'daki de benim başımın üzerindedir. Onlar on binleri görünce rahatsız oldular. 'Efendim biz yüzde 42'yi araştırıyoruz, siz neden yüzde 58'i merak etmiyorsunuz'. Biz yüzde 100'ünü merak ediyoruz Sayın Başbakan sen hiç meraklanma'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, 29 Ekim günü Kadıköy'deki yürüyüşün ardından Paşabahçe Devlet Hastanesi'nin bahçesine kurduğu çadırda eylem yapan Türkan Albayrak'ı ziyaret ettiğini belirterek, ''Onu da cumhurdan saymıyor, çünkü o bir asgari ücretli'' dedi. Albayrak'ın haklı bir mücadele sürdürdüğünü belirten Kılıçdaroğlu, mücadelesinin tüm taşeron işçilere ve kendisini görmeyen sendika ağalarına örnek olması gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Sabah akşam AK Parti şakşakçılığı yapacaksınız, bedenini ölüme yatıran bir
işçiyi görmeyeceksiniz, gözleriniz kör olacak. Bu mudur sizin sosyal devlet anlayışınız, bu mudur sizin cumhur anlayışınız? Buna karşı mücadele edeceğiz'' şeklinde konuştu.
Albayrak'ın sendika üyesi olduğu için işten atıldığını savunan Kılıçdaroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu cumhurun başına gelenlerden Sayın Başbakan acaba utanıyor mu? O kadıncağız çadırda, o soğukta bedenini açlık grevine yatırırken acaba vicdanı sızlıyor mu? Sen kendi çocuklarına beş yıldızlı otellerde düğün yaparken, sıkılmadın da o çadırda yatan insanları görmezlikten gelmek seni sıkmıyor mu? Sormak istiyorum sendikalı olmak yasak mı bu ülkede? Bir de bunlar milleti kandırmak için anayasaya bir hüküm daha eklediler. Bir sendika yetmez, işçi isterse birden fazla sendikaya üye olabilirmiş. Bir
sendikaya üye olanı kapının önüne koyuyorsun ya kadıncağız kazara iki sendikaya üye olsaydı ne olacaktı? 29 Ekim'de Paşabahçe'de cumhuru, hak arayan insanın başına neler geldiğini gördük. Efendim neymiş, Çankaya Köşkü'ne niye gitmemişiz? Sen gittin, ne oldu, boyun mu uzadı? Ben cumhura gittim, hak arayan işçi kadına gittim, elinden tuttum. Senin hakkını biz koruyacağız dedim. Sen mi iyi iş yaptın, ben mi iyi iş yaptım? Sen mi cumhura gittin, ben mi cumhura gittim?''
Konuşmasında taşeron işçilerin sorunlarına da değinen Kılıçdaroğlu, "Tüm taşeron işçilere sesleniyorum, sizin eviniz CHP'dir. Sizin sesiniz CHP'dir. Çünkü biz emekten, üretenden yanayız. Yiyicilerden yana değiliz. Taşeron işçilerimiz Zonguldak'ı unutmasın. Orada ölenler de taşeron işçilerdi. 2'sinin cesedi de bulunamadı. Başbakan çıkıyor 'Kaderlerinde ölmek var' dedi. Bakanı çıktı 'Güzel öldüler' dedi. Bütün taşeron işçilere söylüyorum. CHP iktidarında hiçbir işçi taşerona emanet edilmeyecek. Kadrolarını
vereceğiz, çalışacaklar. Çünkü biz emekten yanayız. İki milyon işçi bize baksınlar. Ne söylüyoruz iyi baksınlar. Geçenlerde bir taşeron işçi kardeşimiz mektup yazmış, yaşadığı zorlukları anlatıyor. Ama Başbakan altın çilek yiyor, unuttu bunları. O bir despot artık, o kral. O söylediğinin her yerde geçerli olduğunu sanan bir kişi" diye konuştu.
Bursa'da bir kadın gazetecinin muhalif yazılar yazdığı için işinden olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Nedeni ise patronunun AK Parti'li belediyelerden ihale alamamasıymış. Ben diyorum bunlar eleştiriye tahammül edemezler diye. AK Parti'nin gizli gündemi var. Bunların etrafındakiler şakşakçı. Size iki kadını anlattım biri işinden olup bedenini ölüme yatırmış, diğeri kalemine sahip çıkmış ve yine işinden olmuş bir gazeteci. Merdiven altında sigortasız çalışan bütün kadın kardeşlerime söylüyorum, sizin
haklarınızı biz koruyacağız. Bazen gerçeği göremeyiz ama küçük bir olay gerçeği görmemizi sağlar. Bundan sonra göreceğiz. Size üç örnek verdim ama milyonlarca örnek yaşanıyor" dedi.
İntihara teşebbüs oranlarında son sekiz yılda yüzde 58 artış yaşandığını belirten Kılıçdaroğlu, "Bu tabloların tek sorumlusu vardır. O Başbakan'dır ve adı da Recep Tayyip Erdoğan'dır. 2003'te 14 milyon antidepresan kullanılırken, bugün 26 milyon kutu antidepresan ilaç kullanılıyor. Mutlu olan, huzurlu olan toplum neden bu kadar antidepresan ilaç kullansın. Boşanma rakamlarında müthiş bir artış var. Boşanma davaları nerede az biliyor musunuz? Başbakan diyor ya kumsallar, geliri yüksek olan yerler. Ama
Başbakan ne diyor; 'Efendim borsa fırladı. Her yer güllük gülistanlık. Sıcak para akıyor.' Size söz veriyorum CHP iktidarında hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek, her ailenin sigortası olacak" ifadelerini kullandı.
TBMM'de görevi kötüye kullananların cezalarında indirim öngören yasa tasarısını da eleştiren Kılıçadaroğlu, "Şimdi Meclis'e bir af tasarısı vermişler. Kime? Görevi kötüye kullanana. Ya insanda biraz ar olur, haya olur. Millet aç. Hani sen Müslüman geçiniyordun, rüşvet almak vermek suçtu. Yoksa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı'nın başkanlığı elinden gidecek, onun telaşına mı kapıldı?" dedi.
Konuşmasının sonunda ise "Başbakan terbiyeden, cumhurdan söz ediyor. Sen cumhura demedin mi, 'Ananı da al git.' Sen cumhurdan özür diledin mi? Hala dilemedi. Biri çıkıp 'Oğlum işsiz' diyor. 'Senin oğlun da işsiz kalsın' diyor. Cumhura hitabına bakın. Cumhura layık olan hapishane değil, fabrikadır. Başbakan demedi mi 'Size daha büyük bir hapishane yapacağım' diye. Cumhura layık gördükleri aş, iş değil daha büyük bir hapishane" şeklinde konuştu.
(EDA-CC-Y)