Tezkere gizli oturumla görüşülecek
Çeşitli temaslarda bulunmak ve Almanya ile Türkiye arasında oynanacak futbol maçını izlemek üzere Almanya'ya gidecek olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, havalimanında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Kısa bir gündem değerlendirmesi yapan Erdoğan: Başörtüsü sorunundan tek tip askerlik tartışmalarına kadar bir çok soruya yanıt verdi.
İŞTE ERDOĞAN'IN AÇIKLAMALARI:
Almanya'da yaşayan Türklerin yaşamış olduğu sorunları dile getirmekle neler yapabiliriz diye görüşmelerimiz olacak. Bundan sonraki AB sürecinde neler yapabiliriz bunlaır görüşme imkanımız olacak. Bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirme fırsatımız olacak. Ülkelerimizin önde gelen uluslararası ve bölgesel sorunlara yaklaşımı örtüşüyor. Bu konuda birlikte hareket etme imkanımız var bunu kullanmalıyız diye düşünüyorum. AB sürecinde ise malesef bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Bunun çözümünde özellikle Almanya'nın Fransa ile birlikte aktif rol alması gerektiğine inanıyoruz.
Hepsinden öte Almanya'da 3 milyon Türk vatandaşımız var ve ülkemizi ziyaret eden bugün 4 milyon turist var. Bunlar tabi ülkelerimiz arasında da dostluk bağlarını güçlendiriyor ve sağlamlaşmasını sağlıyor. 2010 yılında farklı bir ivme kazanmış olduğunu görüyoruz dış ilişkelirimizde.
Şimdi ise 18-22 Ekim tarihlerinde de Federal Almanya'nın Cumhurbaşkanı Türkiye'ye ziyarette bulunacak. Bu konuları da Cumhurbaşkanımız da biz de kendileriyle görüşme fırsatı bulacağız. Kendileri ile bütün bunları paylaşıp bunları minimize etmenin gayreti içerisinde olacağız.
Uzun yıllar geçti hakikaten bu proje çalışmaları devam etti. Bu projeyi hayata geçirmek istiyoruz. Almanya Berlin'de bizim kendimize ait olan bir büyükelçiliğimizin olmasını istiyoruz. Bu da ülkemizin ve orada yaşayan vatandaşlarımızın onuruna olacaktır. Bu seyahatimde Faruk Nafiz Özak, Faruk Çelik, Ahmet Davutoğlu, Egemen Bağış bey şuan zaten Almanya'da Murat Mercan Bey, Ömer Çelik Bey ve Mustafa Ünal Bey de bizimle beraber olacaklar.
TEZKERE GÖRÜŞMELERİ
Biz, tezkere ile bilgilendirmeyi ikisini birarada gizli oturumla yapacağız. Arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Sanıyorum Salı ya da Çarşamba günü bunu gerçekleştirecekler. Şuanda grup başkan vekili arkadaşlarım onun kararını verecekler.
TÜRBAN VE KAMUSAL ALAN TARTIŞMALARI
Ben açık ve net sizlere bir şey söyleyim, bakın süreci sizler yazılı ve görsel medyanın temsilcileri olarak yakından takip ediyorsunuz. Öyle zannediyorum ki sizler bu soruyu sormaktan herhalde yorgun düşmüş olmanız lazım. Biz de bu soruya cevap vermekten artık hakikaten yorulduk sadece ben değil tabi arkadaşlarımda aynı... Fakat ben sizlere bir şey söyleyim; Yasama organı ne iş yapar veya Yasama organında bir kanun çıkmışsa ve bu kanun çıktıktan sonra da eğer uygulama alanını bulamıyorsa ki Anayasa Mahkemesi'nin bir müdahalesi olmak suretiyle daha önce böyle bir müdahale de bulunuldu fakat şu anda anamuhalefetin lideri olumlu bir yaklaşım ortaya koydu. Fakat görüyorum ki farklı bazı gelişmeler var bu konuda gerçekten Anamuhalefet partisi de kararlıysa diğer muhalefet partileri de kararlıysa hemen arkadaşlarımıza talimatları verelim, görevlendirelim ve bu konuda eğer yasal bir zemin gerekiyorsa yani bu işi sağlama bağlayalım diyorsak hemen adımı atalım. Şurda 7 sene öncesine kadar kamusal alan diye bir şey yok muydu? Çankaya'ya 7 sene öncesine kadar rahatlıkla herkes giriyordu. Ama 7 sene önce bir kamusal alan literatüre sokuldu ondan sonra başörtülüler kamusal alana sokulmaz oldu. Ya bu ülke kimin? Şöyle olursa olur, böyle olursa olmaz gibi böyle saçma sapan şeyler ortaya koyuluyor. Bunlar aslında hukuk devletlerinde olacak şeyler değil. Zorla biryere gitmek mümkün değil. Bırakalım şu halkımızı özgürlük çerçevesinde bunu herkes yaşasın. Bu ülkede kimse birbirine şüphe içinde bakmasın. Bütün derdimiz budur.
DÜNYA TÜRKİYE'DEN İBARET DEĞİL
Arkadaşlar siz gazetecisiniz olaylara bakarken halkı yanlış şeylere sefk etmeyin, Batı, batı, barı diyorsunuz işinize geldiği zaman. Bütün dünyayı şöyle bir masanın üstüne yatırın ondan sonra özgürlüklerin çerçevesini belirleyelim. İsteyene göre özgürlük olmaz. Bütün mesele şu ülke gerilimler ülkesi olmasın mutluluk ve huzur ülkesi olsun.
TEK TİP ASKERLİK
Bu ara yoğunluğum var brifing almadım, o konuyu görüşeceğz....
İŞTE ERDOĞAN'IN AÇIKLAMALARI:
Almanya'da yaşayan Türklerin yaşamış olduğu sorunları dile getirmekle neler yapabiliriz diye görüşmelerimiz olacak. Bundan sonraki AB sürecinde neler yapabiliriz bunlaır görüşme imkanımız olacak. Bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirme fırsatımız olacak. Ülkelerimizin önde gelen uluslararası ve bölgesel sorunlara yaklaşımı örtüşüyor. Bu konuda birlikte hareket etme imkanımız var bunu kullanmalıyız diye düşünüyorum. AB sürecinde ise malesef bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Bunun çözümünde özellikle Almanya'nın Fransa ile birlikte aktif rol alması gerektiğine inanıyoruz.
Hepsinden öte Almanya'da 3 milyon Türk vatandaşımız var ve ülkemizi ziyaret eden bugün 4 milyon turist var. Bunlar tabi ülkelerimiz arasında da dostluk bağlarını güçlendiriyor ve sağlamlaşmasını sağlıyor. 2010 yılında farklı bir ivme kazanmış olduğunu görüyoruz dış ilişkelirimizde.
Şimdi ise 18-22 Ekim tarihlerinde de Federal Almanya'nın Cumhurbaşkanı Türkiye'ye ziyarette bulunacak. Bu konuları da Cumhurbaşkanımız da biz de kendileriyle görüşme fırsatı bulacağız. Kendileri ile bütün bunları paylaşıp bunları minimize etmenin gayreti içerisinde olacağız.
Uzun yıllar geçti hakikaten bu proje çalışmaları devam etti. Bu projeyi hayata geçirmek istiyoruz. Almanya Berlin'de bizim kendimize ait olan bir büyükelçiliğimizin olmasını istiyoruz. Bu da ülkemizin ve orada yaşayan vatandaşlarımızın onuruna olacaktır. Bu seyahatimde Faruk Nafiz Özak, Faruk Çelik, Ahmet Davutoğlu, Egemen Bağış bey şuan zaten Almanya'da Murat Mercan Bey, Ömer Çelik Bey ve Mustafa Ünal Bey de bizimle beraber olacaklar.
TEZKERE GÖRÜŞMELERİ
Biz, tezkere ile bilgilendirmeyi ikisini birarada gizli oturumla yapacağız. Arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Sanıyorum Salı ya da Çarşamba günü bunu gerçekleştirecekler. Şuanda grup başkan vekili arkadaşlarım onun kararını verecekler.
TÜRBAN VE KAMUSAL ALAN TARTIŞMALARI
Ben açık ve net sizlere bir şey söyleyim, bakın süreci sizler yazılı ve görsel medyanın temsilcileri olarak yakından takip ediyorsunuz. Öyle zannediyorum ki sizler bu soruyu sormaktan herhalde yorgun düşmüş olmanız lazım. Biz de bu soruya cevap vermekten artık hakikaten yorulduk sadece ben değil tabi arkadaşlarımda aynı... Fakat ben sizlere bir şey söyleyim; Yasama organı ne iş yapar veya Yasama organında bir kanun çıkmışsa ve bu kanun çıktıktan sonra da eğer uygulama alanını bulamıyorsa ki Anayasa Mahkemesi'nin bir müdahalesi olmak suretiyle daha önce böyle bir müdahale de bulunuldu fakat şu anda anamuhalefetin lideri olumlu bir yaklaşım ortaya koydu. Fakat görüyorum ki farklı bazı gelişmeler var bu konuda gerçekten Anamuhalefet partisi de kararlıysa diğer muhalefet partileri de kararlıysa hemen arkadaşlarımıza talimatları verelim, görevlendirelim ve bu konuda eğer yasal bir zemin gerekiyorsa yani bu işi sağlama bağlayalım diyorsak hemen adımı atalım. Şurda 7 sene öncesine kadar kamusal alan diye bir şey yok muydu? Çankaya'ya 7 sene öncesine kadar rahatlıkla herkes giriyordu. Ama 7 sene önce bir kamusal alan literatüre sokuldu ondan sonra başörtülüler kamusal alana sokulmaz oldu. Ya bu ülke kimin? Şöyle olursa olur, böyle olursa olmaz gibi böyle saçma sapan şeyler ortaya koyuluyor. Bunlar aslında hukuk devletlerinde olacak şeyler değil. Zorla biryere gitmek mümkün değil. Bırakalım şu halkımızı özgürlük çerçevesinde bunu herkes yaşasın. Bu ülkede kimse birbirine şüphe içinde bakmasın. Bütün derdimiz budur.
DÜNYA TÜRKİYE'DEN İBARET DEĞİL
Arkadaşlar siz gazetecisiniz olaylara bakarken halkı yanlış şeylere sefk etmeyin, Batı, batı, barı diyorsunuz işinize geldiği zaman. Bütün dünyayı şöyle bir masanın üstüne yatırın ondan sonra özgürlüklerin çerçevesini belirleyelim. İsteyene göre özgürlük olmaz. Bütün mesele şu ülke gerilimler ülkesi olmasın mutluluk ve huzur ülkesi olsun.
TEK TİP ASKERLİK
Bu ara yoğunluğum var brifing almadım, o konuyu görüşeceğz....
