Chp Safranbolu İlçe Başkanından Gündem Değerlendirmesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Safranbolu İlçe Başkanı Mustafa Eren, referandum sonuçlarının Safranbolu'da Türkiye ortalaması ile aynı olduğunu ve Safranbolu'da seçmenin yüzde 48'lik bölümün hayır dediğini söyledi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Safranbolu İlçe Başkanı Mustafa Eren, referandum sonuçlarının Safranbolu'da Türkiye ortalaması ile aynı olduğunu ve Safranbolu'da seçmenin yüzde 48'lik bölümün hayır dediğini söyledi.
Eren, Karabük gündemine ilişkin konuların yer aldığı bir değerlendirme toplantısı yaptı.
Partisinin ilçe binasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Mustafa Eren, CHP İlçe örgütünün Safranbolu'da referandum konusunda güzel bir çalışma ortaya koyduğunu, seçim günü ise tüm sandıklarda görev yapan parti temsilcilerinin görevlerini hakkıyla yerine getirdiklerini ve sandıklara sahip çıkıldığını söyledi.
Seçimlerin kaderini sandığa gidenden çok sandığa gitmeyenlerin belirlediğini belirten CHP İlçe Başkanı Eren, "Safranbolu'da 7 bin Karabük'te ise 30 bin kişi sandığa gitmedi. Bu rakam ciddi bir rakam. Ya kayıtlarda bir ihmal var, yada vatandaş ihmal ediyor. Önümüzdeki genel seçimlerin CHP için önemli ve biz seçim hazırlıklarına başladık. Artık CHP için seçimler nüfus sayımı gibi oylamayacak. Her seçim sonrası oylarımızı şu kadar yükselttik, bu kadar düşürdük yerine iddialı girip, başarılı olacağız" dedi.
"TÜRK METAL SENDİKASI ORTA KOYMUŞ OLDUĞU TAVRI YETERSİZ BULUYORUM"
KARDEMİR'de ciddi bir sendikal mücadele başladığını da ifade eden Eren, " Bugünkü açıklamalarım da Türk Metal Sendikası yöneticilerini de üzecek söylemler olabilir. Ama ben işçinin davasının peşindeyim. Birilerini tenkit edersen bu tenkiti yaparken benimde hakkım olduğunu düşünüyorum. Bu davaya biz birlikte başladık, onlar bu davaya başlamadan önce işçinin hakkını, hukukunu savunma noktasında, KARDEMİR'de ki yönetim yanlışlığı konusunda mücadeleyi başlatanlardan bir tanesi benim. Bu işi yaparken de her hangi bir siyasi istikbal uğruna falan da yapmadım. Radyo konuşmamam da aynen şunu söyledim. Ben inandığım davanın peşindeyim, Türk Metal Sendikası burada yetkiyi alsın ben siyasi hayatımı da noktalarım da dedim. Siyasi yaşamım boyunca karnımdan konuşmadım. Her şeyi net olarak söylüyorum. Buradan sizin aracılığınız ile KARDEMİR yöneticilerine söylüyorum, şu anda yetkili sendika pozisyonun da olan Çelik-İş Sendikasının yetkililerine sesleniyorum. Bakıldığı zaman şu anda burada ki işçi kıyımı kasap'ta tacir misaline benziyor. Bir taraftan KARDEMİR'in işçiye ihtiyacı var diye işçi alıyorsunuz, öbür taraftan da işçinin ekmeği ile oynuyorsunuz. Bu işin bu şeklide sonu olmaz. Şimdi de kapsam dışı arkadaşların hesapları kesilmeye başladı. Kapsam dışı arkadaşlara bir şekilde siz sendikaya üye olmuşsunuz diyerek, baskı yapılarak aslı astarı olmayan söylemlerle bu arkadaşların hesabı kesiliyor. Ben şunu söylüyorum Türk Metal Sendikası'nın burada başaralı olması adına ben tarafım. Ama işçinin hakkını koruma noktasında Türk Metal Sendikası pasif davranıyorsa onlarında karşısındayım. Şu andaki bu olaylardan sonra Türk Metal Sendikası orta koymuş olduğu tavrı yetersiz buluyorum. 27 kişinin hesabı kesildi kimsenin sesi çıkmadı, bu işçiler Türk Metal Sendikasını tercih ederken Türk Metal Sendikasının emeğe saygı duyacağını, emeğin arkasında olduklarını bildikleri için geldiler. Ama, genel merkez yöneticileri Karabük'ten uzaklaştıktan sonra o eylemsel tavırlar ortadan kalktıktan sonra burada bir boşluk oluşmaya başladı. Benim burada kişilerle bir mücadelem yok, benim istediğim Türk Metal Sendikasının burada başarılı olması noktasında şubede görmüş olduğum noksanlıkları söyledim. Şahıslarla hiç işim yok. Ama genel merkez yöneticileri buradan uzaklaştıktan sonra burada ki bir yönetim boşluğunun ortaya çıktığı benim gözlemlerin arasında. Bunları sadece bir uyarı niteliğinde söylüyorum. Günübirlik Karabük'e gelmelerle işçinin hakkına sahip çıkılamaz. İşçinin hakkının savunulması noktasında çok başarılı olabileceğini sanmıyorum. Şu anda o hızlı dönemden sonra her şey rutin bir hale gelmiş oldu. Oda ister istemez işçinin kafasında soru işareti oluşturmaya başladı" dedi.
CHP İL ÖRGÜTÜNÜN İSTİFASI
CHP Karabük İl yönetiminin istifasının dışarıdan duyduklarını ve partiden hiçbir bilginin kendilerine ulaşmadığını da söyleyen Mustafa Eren konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Örgütümüze önceden ulaşmış hiçbir bilgi yok. Ne bana ne diğer İlçe Başkanlarımıza İl'deki bu operasyonla ilgili hiçbir bilgi verilmedi. Bu yapılan işleri tamamen yanlış buluyorum. Her Pazartesi akşamı İlin Yönetim Kurulu toplantısı var eğer varsa çalışmada bir noksanlık yada uyumsuzluk, Yönetim Kurulu toplantısında değerlendirilir neticesi de yönetimden sonra açıklanabilir. Ama gündüzden yedekte bulunan üyelerin bile imzaları, istifa dilekçeleri önceden alınıp, bazılarına telefonla istifa ettirilip, hatta bugün bile bazılarının evlerinden, işyerlerinden istifa dilekçeleri alınarak uyum içinde çalışamıyoruz, uyumsuzluk var gibi bir gerekçeyle istifa edilmesini çok doğru bulmuyorum. Bir partide yönetim illa Başkanın kafasına göre oluşacak diye bir sistem yok. siyasi partilerde yönetim halkı kucaklayabilecek kişilerden oluşur. Benim yönetimimde bulunan arkadaşlarla ben bugüne kadar arkadaşlığın dostluğun dışında bir yönetim kademesinde birlikte çalışmadık, hepimiz farklı yerlerde görev yapan insanlarız. Ama şu anda hepimiz her şeyi Safranbolu adına, partimiz adına tartışarak, doğrusunu bulmaya çalışarak sürdürmeye çalışıyoruz. Erdoğan Bey buraya geldiğinde senin ekibin kim dendiği zaman benim ekibim yok ben herkesle çalışırım demişti. İşin doğrusu da buydu belki. Ama şu anda bu ekiple ben çalışmıyorum gibi bir mazereti bizim kabullenme şansımız yok. En azından gündüzden başlayan, hiçbir örgüt mensubunun haberi olmayan bir operasyonun sonucunda İl Yönetiminin düşmüş olmasını da kabullenemiyorum. bir çok arkadaşımızın istifa dilekçesi alındı, İl Başkanının istifa dilekçesi yok bunu duyum olarak söylüyorum onlar istifa edince İl Başkanı otomatik olarak düşmüş gözüküyor ve bu olaylardan sonra da ne biz ne de diğer örgütler aranıp bu gerekçelerle biz ayrılmak zorunda kaldık, durum buydu diye bizimle bu konuyu paylaşan herhangi bir arkadaşımız olmadı. Safranbolu Örgütü olarak kesinlikle hiçbir şekilde İl'de yapılacak bir oldu bittiye boyun eğmeyeceğiz. İl Yönetimi kongre ile gelmiştir, Yeni bir Yönetim olacaksa kongre delegelerinin seçimiyle olacaktır. İsteyen İl Başkanlığına aday olabilir. Delegelerin hür iradesini yoka sayarak 7 ay önce yapılan seçimle oluşan İl Yönetimi şu anda delege arkadaşlarımızın hür iradesini yok sayarak kafamıza göre yeni bir liste oluşturup, bu liste İl Yönetimi devam edecek şeklinde bir mantık içersindelerse biz Safranbolu Örgütü olarak partiyi olağanüstü kongreye getirmek adına delege arkadaşlarımızla imza kampanyasını hemen başlatacağız.Biz bunun kararını aldık, aldığımız kararı paylaşıyoruz. İl Delegasyonu arkadaşlarımızla bunu paylaştık. Biz her zaman sandıktan yanayız. Eğer Sosyal Demokrat bir Parti diyorsak, katılımcı bir parti diyorsak, bunun yolu da delegenin iradesinden geçiyorsa o zaman delegenin kararına saygı duyacağız"