Antakya-kahramanmaraş Deprem Çalıştayı
Uluslararası Deprem Mühendisliği Birliği Başkanı Prof
Uluslararası Deprem Mühendisliği Birliği Başkanı Prof.Dr. Polat Gülkan, Antakya ve Kahramanmaraş Deprem Risk Değerlendirmesi ve Depreme Hazırlık için Mikro Bölgelendirme, Hasar Görebilirlik ve Deprem Senaryosu Projesi kapsamında, Antakya'da 27 bin binanın elde geçirilerek coğrafi bilgi sistemine ve haritaya işlendiğini söyledi.
Antakya ve Kahramanmaraş Deprem Risk Değerlendirmesi ve Depreme Hazırlık için Mikro Bölgelendirme, Hasar Görebilirlik ve Deprem Senaryosu Projesi (SERAMAR) çalıştayı Uluslararası Deprem Mühendisliği Birliği Başkanı Prof.Dr. Polat Gülkan'ın yaptığı çalıştayın özeti ve ileriye bakış konuşması ile son buldu.
Antakya'nın içinde yer aldığı coğrafyanın, sahip olduğu jeofizik, tektonik özelliklerin nasıl bir tehlikeyi temsil ettiğinin anlatıldığını belirten Gülkan "Antakya'nın depremselliği ve ileride nelerin beklendiği konusunda global manada bir fikir edinmiş bulunuyoruz" dedi.
SERAMAR kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların ana başlıklarından bir tanesinin Antakya'nın sahip olduğu yapı stokunun karakterize edilmesi olduğunu belirten Gülkan, "Proje kapsamında Antakya'da 27 bin bina elden geçti. Bunlar coğrafi bilgi sitemine ve haritaya işlendi. Bu bilgi katmanının üzerine sokaklar ve sistemin parçaları yerleştirildi ve meydana gelmesi tahmin edilen depremin bu binalarda yol açabileceği hangi mertebede olacağını hem geçmiş depremlerde yapılan gözlemlerle, hem de analitik çalışmalarla tahmin edilmeye çalışıldı" dedi.
Ülkemizde yap-sat geleneğinin getirdiği binaların davranışları açısından çok arzu edilmeyen özelliklerin ortaya çıktığını belirten Gülkan, "Bu maalesef devamlı olmayan bir çerçeve yapma alışkanlığı, binalardaki kolanların yerleri, kirişlerin onlara bağlanış tarzları, yapı mühendisliğinin değil, ekonominin dikte ettiği şekilde oluyor. Böyle olduğu zamanda bir deprem sırasında da hiç beklenmedik hasarlarla burun buruna gelmek bizim sık sık rastladığımız konulardan bir tanesi oluyor Zaman zaman Gayri Safi Hasılanın depremler tarafından götürüldüğü konusunda yorumlar yapılıyor. Emin olun biz yapılarımızı çerçevelerinin düzgün olmasından başlayarak, zeminin gerektirdiği tarzda yapacak olursak olası bir depremde binalarımızda çok daha az hasarlar meydana gelecektir" diye konuştu.
İki günlük SERAMAR çalıştayın da bahsettiği konuların ele alındığını belirten Gülkan, "Bundan sonra ileriye bakmamız gerekiyor. Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalar ve edindiğimiz bilgiler, bize bundan sonra neler yapılması konusunda ipuçları veriyor. Yapılan çalışmalar neticesinde yine Antakya'yı ilgilendiren iki projemiz ortaya çıktı. Bu projelerden bir tanesinde Antakya'da bulunan Tarihi binaları ele alacağız. Sonuçta bu binalarda yapı stokunun bir parçası, bu binaları da aynı şekilde tipleyip, coğrafi konumlarını işleyerek, deprem dayanıklılıkları açısından bu binaları da sınıflandıracağız. Bu projemize de TÜBİTAK'tan bir destek isteğinde bulunduk" dedi.
İkinci projelerini de AB'nin 7.b çerçeve programı karşılığında teşkil etmeye çalıştıklarını belirten Gülkan "Madem bina stokunu biliyoruz, nasıl deprem olabileceğini de biliyoruz; bütün bunları bir araya getirdiğimizde o senaryo depremin olduğunda bu depremin sosyal ve ekonomik etkilerini ortaya koyacağız ki karar verecek insanlar bu konuda hazırlıklarını gerçekleştirebilsinler. Bu projemiz düşünce aşamasında ama Antakya ile irtibatı hiç kesmeyeceğiz" şeklinde konuştu.
Antakya ve Kahramanmaraş Deprem Risk Değerlendirmesi ve Depreme Hazırlık için Mikro Bölgelendirme, Hasar Görebilirlik ve Deprem Senaryosu Projesi (SERAMAR) çalıştayı Uluslararası Deprem Mühendisliği Birliği Başkanı Prof.Dr. Polat Gülkan'ın yaptığı çalıştayın özeti ve ileriye bakış konuşması ile son buldu.
Antakya'nın içinde yer aldığı coğrafyanın, sahip olduğu jeofizik, tektonik özelliklerin nasıl bir tehlikeyi temsil ettiğinin anlatıldığını belirten Gülkan "Antakya'nın depremselliği ve ileride nelerin beklendiği konusunda global manada bir fikir edinmiş bulunuyoruz" dedi.
SERAMAR kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların ana başlıklarından bir tanesinin Antakya'nın sahip olduğu yapı stokunun karakterize edilmesi olduğunu belirten Gülkan, "Proje kapsamında Antakya'da 27 bin bina elden geçti. Bunlar coğrafi bilgi sitemine ve haritaya işlendi. Bu bilgi katmanının üzerine sokaklar ve sistemin parçaları yerleştirildi ve meydana gelmesi tahmin edilen depremin bu binalarda yol açabileceği hangi mertebede olacağını hem geçmiş depremlerde yapılan gözlemlerle, hem de analitik çalışmalarla tahmin edilmeye çalışıldı" dedi.
Ülkemizde yap-sat geleneğinin getirdiği binaların davranışları açısından çok arzu edilmeyen özelliklerin ortaya çıktığını belirten Gülkan, "Bu maalesef devamlı olmayan bir çerçeve yapma alışkanlığı, binalardaki kolanların yerleri, kirişlerin onlara bağlanış tarzları, yapı mühendisliğinin değil, ekonominin dikte ettiği şekilde oluyor. Böyle olduğu zamanda bir deprem sırasında da hiç beklenmedik hasarlarla burun buruna gelmek bizim sık sık rastladığımız konulardan bir tanesi oluyor Zaman zaman Gayri Safi Hasılanın depremler tarafından götürüldüğü konusunda yorumlar yapılıyor. Emin olun biz yapılarımızı çerçevelerinin düzgün olmasından başlayarak, zeminin gerektirdiği tarzda yapacak olursak olası bir depremde binalarımızda çok daha az hasarlar meydana gelecektir" diye konuştu.
İki günlük SERAMAR çalıştayın da bahsettiği konuların ele alındığını belirten Gülkan, "Bundan sonra ileriye bakmamız gerekiyor. Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalar ve edindiğimiz bilgiler, bize bundan sonra neler yapılması konusunda ipuçları veriyor. Yapılan çalışmalar neticesinde yine Antakya'yı ilgilendiren iki projemiz ortaya çıktı. Bu projelerden bir tanesinde Antakya'da bulunan Tarihi binaları ele alacağız. Sonuçta bu binalarda yapı stokunun bir parçası, bu binaları da aynı şekilde tipleyip, coğrafi konumlarını işleyerek, deprem dayanıklılıkları açısından bu binaları da sınıflandıracağız. Bu projemize de TÜBİTAK'tan bir destek isteğinde bulunduk" dedi.
İkinci projelerini de AB'nin 7.b çerçeve programı karşılığında teşkil etmeye çalıştıklarını belirten Gülkan "Madem bina stokunu biliyoruz, nasıl deprem olabileceğini de biliyoruz; bütün bunları bir araya getirdiğimizde o senaryo depremin olduğunda bu depremin sosyal ve ekonomik etkilerini ortaya koyacağız ki karar verecek insanlar bu konuda hazırlıklarını gerçekleştirebilsinler. Bu projemiz düşünce aşamasında ama Antakya ile irtibatı hiç kesmeyeceğiz" şeklinde konuştu.
