Birinci Uluslararası Felsefe Kongresi Başladı

Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nün 20. kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenen 1. Uluslararası Felsefe Kongresi başladı.

Birinci Uluslararası Felsefe Kongresi Başladı
Kongrenin açılış konuşmasını yapan Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Çüçen, bölümün kuruluşu hakkında bilgi verdi. Çüçen, Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü'nün 1990 yılında kurulduğu ve lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde eğitim verdiğini dile getirdi. Bölümün geçen 20 yıllık süreçte büyük tecrübe kazandığını söyleyen Çüçen, uluslararası çapta düzenlenen kongre sayesinde Bursa ve ülke genelindeki felsefe sevenlere ulaşmayı hedeflerinin altını çizdi.
Kongrede, bir devletin yurttaşlarıyla ilişkisinde veya devletler ve kültürler arası ilişkilerde birçok kişinin kafasını kurcalayan, üzerinde çok konuşulan ve mutabakat sağlanamayan "eşitlik, özgürlük ve kardeşlik" kavramının ele alacağını söyleyen Çüçen, bugünkü gelinen noktada üç önemli kavramın kopuk bir şekilde ele alındığını belirtti. Kongrenin 3 gün boyunca süreceğini vurgulayan Çüçen, ayrıca kongrenin düzenlenmesinde katkıları bulunan Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Uludağ Üniversitesi, Nilüfer Belediyesi, Bursa Kent Konseyi, Nilüfer Kent Konseyi ve Uludağ Felsefe Derneği'ne teşekkür etti.
Bursa'da ilk kez düzenlenen Uluslararası Felsefe Kongresi'nin açılış konuşmasını yapmak üzere Amerika Kentucky Üniversitesi'nden gelen Prof. Dr. Oliver Leaman, "Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ne kadar makul bir politik slogandır?" konusunu ele aldı. Leaman, "özgürlük, eşitlik ve kardeşlik" temasının Fransız devriminin sloganı olduğunu, fakat gerçek olmaktan çok halkın zihninde yer ettiğini belirtti. Birçok devletin bir araya gelmesinden oluşan Avrupa Birliği'nin sloganı olmadığının altını çizen Leamen sözlerine şöyle devam etti:
"AB üyesi bir ülkenin sahip olması gereken tek şey demokrasidir. Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik üçlüsü gerçekten de hassas bir grubu bir araya getirebilir. Özgürlüğü ve eşitliği teşvik eden bir ülkenin de bir çeşit topluluk anlayışını sürdürmesi gerekir. Çünkü aksi halde yaşamaktan zevk alınan bir yer olması çok zor olurdu" dedi.